Kapitülasyon Nedir, Ne Demektir?

Kapitülasyon Nedir, Ne Demektir?

10/01/2020 1 Yazar: admin

Kapitülasyon kavramının; Latince “sözleşme yapma” anlamındaki “capitulare” kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Dahası İtalyancada “sözleşme” kelimesine karşılık olarak “capitulazione” kelimesi kullanılmaktadır.

Akdeniz’de bulunan İtalyan kent devletlerinin ticarette gelişmiş olup vatandaşlarına ayrıcalıklı bir rejim uyguladıkları bilinmektedir.

Kapitülasyonlar ayrıca, Avrupalı devletlerin kendi ülkeleri dışında sürekli ya da geçici olarak bulunan yurttaşlarının, ülkesinde bulundukları devletin yetkilerine değil de, kendi devletlerinin yetkilerine tabi olmak biçiminde elde ettikleri ayrıcalıklarla, ticaret ve gümrük konularında elde ettikleri kolaylıklar ve ayrıcalıklar düzeni şeklinde tarif edilebilir. Avrupalı devletler bu ayrıcalıklar düzenini özellikle Osmanlı Devleti, Mısır ve Çin üzerinde kurdular. Ancak bu rejimin uygulanmasından en büyük zararı Osmanlı Devleti gördü.

Kapitülasyonlar Nedir, Ne Demektir?

Tek taraflı bir irade ile ülkede bulunan yabancı devlet vatandaşlarına adli, idari, iktisadi ve dini alanlarda bir takım hak, imtiyaz ve muafiyetler sağlayan, hükümlerin sözüne ve ruhuna aykırı harekette bulunulmadığı sürece tarafları bağlayan, geçici ya da sürekli nitelikteki düzenlemelere kapitülasyonlar denilir.

Bu anlamda, Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde sürekli ya da geçici olarak oturan gayrimüslim tebaaya verilen imtiyazları içeren ve devletin en güçlü olduğu dönemde kendi rızasıyla imzalanan muahedeler kapitülasyon tanımı kapsamındadır.

Kapitülasyon Nedir, Ne Demektir?

Kapitülasyon Nedir, Ne Demektir?

Osmanlı Devletinde Kapitülasyonların Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin en güçlü olduğu dönemde kapitülasyon antlaşmalarıyla gayrimüslimlere ayrıcalık tanımasının çeşitli nedenleri vardır.

Kapitülasyonların verildiği dönemde, “yasaların kişiselliği” ilkesi göz önünde tutularak, bir devletin vatandaşı nerede olursa olsun kendi devletinin yetkilerine tabi olması hususuna uyulmaktaydı. Diğer bir neden olarak dini boyut ele alındığında, İslam Hukuku’nun gayrimüslimler üzerinde geçerli olmaması bu kişileri kendi dini kural ve kaidelerine göre yönetme zorunluluğu ortaya çıkmaktaydı. En önemli nedenler ise mali ve siyasi nedenlerdi.

Kapitülasyonların mali olarak katkısı, devletin topraklarından geçen ve ülkeden ihraç edilen mallardan vergi alınarak hazineye büyük çapta gelir sağlanmasıydı. Siyasi olarak da devletin kendi çıkarlarını korumak için batılı devletleri birbirlerine karşı kullanmayı ve yeri geldiğinde bu devletlerin kendisine saldırmalarını önlemeyi amaçladığı söylenebilir.

Osmanlı Devletinde İlk Kapitülasyonlar Hangi Devlete Verildi?

Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonları ilk kez hangi devlete verdiği hususu tartışmalıdır. Ancak yaygın kanıya göre; 1352 yılında Rumeli’yi ele geçiren Osmanlı Devleti diplomatik ilişkiler yoluyla çeşitli ittifaklar kurmaya çalıştı. Bu sebeple o dönemde Venedik ile savaş halinde olan Cenevizlilerle sıkı bir münasebet sağlandı ve ilk Osmanlı kapitülasyonu verildi.

Bu tarihten sonra Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar, sadece var olan kapitülasyonlar tanındı, bu dönemde ise doğrudan doğruya Fransa’ya kapitülasyonlar verildi. Bu bağlamda Osmanlı kapitülasyonu üç kısımda ele alınabilir.

İlki Bizans İmparatorluğu’ndan intikal eden kapitülasyonlar, ikincisi Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine giren Müslüman ülkelerde daha önceden verilen ve devlet idaresince kabul edilen kapitülasyonlar ve üçüncüsü de doğrudan doğruya padişahlar tarafından verilen kapitülasyonlardır.

Hangi Devletlere Kapitülasyon Verildi?

Fransa’ya verilen kapitülasyonlar aslında siyasi ittifaka duyulan ihtiyaçtan doğmuştu. Daha sonra Fransa’ya verilen kapitülasyonlar diğer bazı padişahlar tarafından yenilendi. Fransa’nın yanında İngiltere, Rusya, İspanya, Hollanda, Avusturya, Prusya, Sicilya Krallığı, ABD ve Belçika’ya da kapitülasyonlar verildi. Böylelikle birçok devletle antlaşmalar yapıldı. Ancak zamanla bu antlaşmalar devlet bekası için sakıncalı bir sisteme dönüştü.

Özellikle 19. yüzyılda, yabancı sermaye kapitülasyonlar aracılığıyla devlet üzerinde yıkıcı etkiye sahip oldu. Yabancılar ticari ve endüstri firmalarıyla devlet içinde yerleşmeye başladılar ve kaynakları istismar etmekte gecikmediler. Yabancıların bu teşebbüsleri gözden kaçmadı ve kapitülasyon sisteminin kaldırılmasının gerekliliği gün yüzüne çıktı.

19. yüzyılın sonuna doğru bu gereklilik muhatap devletlerin elçiliklerine bildirilmekte ancak tek taraflı olarak kapitülasyonları kaldırmaya girişilememekteydi. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması ile Osmanlı Devleti aldığı bir kararla kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını 1 Ekim 1914 tarihinde kamuoyuna bildirdi. Müttefikler ve hatta Osmanlı Devleti’nin ittifakı olan Almanya ve Avusturya bile bu kararı tanımadı. Daha sonra Osmanlı yönetimi Sevr Antlaşması ile kapitülasyonları yeniden kabul etti. Bundan sonraki süreç Lozan Konferansı’nda elde edilen başarı ile sonlanacaktı.