Yunanistan İle Yaşanan Azınlıklar Sorunu

Yunanistan İle Yaşanan Azınlıklar Sorunu

Kıbrıs ve Ege’nin dışında Türkiye ile Yunanistan arasında her iki ülkedeki azınlıkların durumu da sorun olmuştur. Türkiye, Yunanistan’ı ülkedeki Türk azınlığın haklarını ihlal etmekle suçlamış, Yunanistan ise benzer şikayetleri Türkiye’ye yöneltmiştir.

Batı Trakya Türk azınlığının zor yılları, Kıbrıs Meselesi’nin yaşanmasıyla başladı. Yunan yönetimi kısa bir süre için ülkeden ayrılan bazı Türklerin vatandaşlıklarını iptal etti. 1965’te Batı Trakya Türklerinin ev, dükkân, tarla gibi taşınmaz mal satın almaları ve kiralamaları yasaklandı. 1966’da ise Türklerin elindeki gayrimenkullerin Yunan halkı tarafından satın alınmasını sağlamak için Merkez Bankası ile Ticaret Bankası arasında Yunan halkı yirmi yıl vadeli, düşük faizle kredi verme sözleşmesi yapıldı.

Batı Trakya

Birinci Balkan Savaşı’nda büyük yenilgiler alan Osmanlı Devleti, 30 Mayıs 1913’te yapılan Londra Barış Konferansı sonucu Midye-Enez çizgisinin batısındaki bütün toprakları Balkan ülkelerine bıraktı. Eylül 1913’te imzalanan İstanbul Antlaşması, Batı Trakya’yı tümüyle Bulgaristan’a bıraktı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ise Batı Trakya Yunanistan’a devredildi.

1967’de Yunanistan’da yönetime hâkim olan Albaylar Cuntası, bir dizi yeni yasa ve uygulama ile Türk azınlığı zor durumda bıraktı. Bu amaç doğrultusunda 1968’de çıkartılan bir kanunla Cemaat Heyetleri dağıtıldı. Aynı yıl Yunan Anayasası’na eklenen bir madde ile Hristiyan olmayanların devlet memuru olamayacağı hükme bağlandı.

Sivil toplum örgütlerinin ve azınlık okullarının tabelasındaki Türk ifadeleri kaldırıldı. Bunu takiben çıkartılan 1260 sayılı yasa ile haberleşme, yazışma, basın kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinde Türkçe yer isimlerinin kullanılması yasaklandı. Türkçe yayın yapan radyo ve televizyon kanallarının takip edilmesi, Türk filmlerinin izlenmesi, Türkçe şarkıların dinlenmesi engellendi. Batı Trakya Türk azınlığına yönelik sınırlamalar, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında açıktan açığa uygulanan bir politikaya dönüştü. Bu kapsamda;

  • Batı Trakya’ya giren Yunan tanklarının Türk köylerini kuşatması,
  • Türk esnaflara ait dükkân ve malların yağmalanması,
  • Esnafa ödeyemeyeceği miktarda ağır para cezaları verilmesi,
  • Türk gençlerinin toplatılarak kamplarda tutulması,
  • Türklere ait 3280 dönüm toprağın kamulaştırma gerekçesi ile ellerinden alınması,
  • 40 bin asker ile 30 bin milisten oluşan yaklaşık 70 bin Yunan silahlı kuvvet mensubunun bölgeye yerleştirilmesi gibi faaliyetlerde bulunuldu.