Türk Tarih Kurumunun Açılması (1931)

Türk Tarih Kurumunun Açılması (1931)

Türk Tarih Kurumu, Türk milleti aleyhindeki görüşlere cevap vermek, milli bilinç ve kültürü geliştirmek amacıyla kuruldu. İlk adı Türk Tarih Tetkik Cemiyeti‘ydi, daha sonra bu adı aldı.

Türk Tarih Kurumunun Görevleri

Türk tarihini araştırmak, elde edilen sonuçları yayımlamak ve bilimsel toplantılar düzenlemektir. TTK, milli değerlerimizi, yeni nesillere ve dünyaya duyurmayı en önemli görev olarak kabul etmiştir. Atatürk, milletin bütünleşip kaynaşmasında tarih bilincinin büyük payı olduğunu düşünüyor, günümüzü anlamamıza ve geleceğimizi inşa etmemize yönelik olmasını istiyordu.

Atatürk, büyük önem verdiği Türk Tarih Kurumu’nun şu konuları aydınlatmasını istemişti;

  • Türk kültürünün en eski uygarlıklardan biri olduğunun ispatlanması
  • Türk tarihinin bir hanedan ya da din tarihiyle sınırlandırılmayıp milli tarih anlayışıyla araştırılması
  • Türklerin dünya medeniyetlerine katkılarının belirlenmesi
  • Türk yurdu hakkındaki kuşkuların giderilmesi

Türklerin uygarlıktan yoksun bir toplummuş gibi gösterilmesi, yabancıların tutarsız iddiaları gibi nedenlerden dolayı 15 Nisan 1931 tarihinde Türk Tarih Kurumu kurulmuş, Türk tarihinin aydınlatılması ve bu olgunun genç kuşaklara aktarılması sağlanmaya çalışılmıştır.

Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması

Osmanlı döneminde tarih dersleri dini tercihler ön planda tutularak verilirdi. Bu yüzden İslam tarihi ağırlıklı olarak işlenirdi. İslam öncesi dönemler ise daha ziyade peygamberler tarihi şeklinde ele alınırdı. Tarih araştırmalarında ve öğretiminde nakiller üzerinde durulur pozitif araştırma yapılmazdı.

Avrupa ise modern tarihçilik konusunda oldukça mesafe almıştı. Üniversiteler bünyesinde kurulan Şarkiyat Enstitüleri Doğu kültürünü ve buna bağlı olarak da Türk tarihini araştırmaya başlamış, bu konuda özgün eserler ortaya çıkmıştı. Avrupalı tarihçiler Türk ve İslam tarihi konusunda taraflı düşüyorlardı. Bu yüzden de özellikle Türkler hakkında aşağılayıcı ifadelere yer veriyorlar, Türklerin yağmacı, barbar bir toplum olduğumuzu iddia ediyorlardı. Hatta Türklerin ikinci sınıf ırk olan sarı ırka mensup olduklarını bile iddia etmişlerdi.

Atatürk, özellikle Avrupa devletlerinin ders kitaplarında yer alan Türklerin ikinci sınıf bir millet oldukları iddialarına ve “barbar” deyimi kullanılarak bir istilacı kavim şeklinde gösterilmelerine karşılık, bunun böyle olmadığını ve cihan tarihinde en eski çağlardan beri hakiki yerinin ne olduğunun ve medeniyete ne gibi hizmetlerinin bulunduğunun araştırılması gerektiğine inanmaktaydı.

İşte bu sebeple, 28 Nisan 1930 tarihinde, Atatürk’ün de bizzat katıldığı Türk Ocakları’nın VI. Kurultayı’nın son oturumunda, O’nun direktifleriyle, “Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tetkik etmek için hususi ve daimi bir heyetin teşkiline karar verilmiştir. Aynı gün Kurultay’da yapılan görüşme sonucunda Türk Ocakları Kanunu’na, 84. madde olarak “Merkez Heyeti, Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik ve tetebbu eylemek vazifesiyle mükellef olmak üzere bir Türk Tarih heyeti teşkil eder” şeklinde bir madde eklenmiştir. Bu karar çerçevesinde 16 üyeden oluşan bir “Türk Tarihi Tedkik Heyeti” teşkil edilmiş, heyet ilk toplantısını 4 Haziran 1930 tarihinde yapmıştır. Daha sonra bu heyet, “Türk Tarihinin Ana Hatları” adıyla yaptığı ilk çalışmayı yayımlamıştır.

29 Mart 1931 tarihinde Türk Ocakları, VII. Kurultayı’nda kapatılma kararı alınınca, bu defa 12 Nisan 1931’de “Türk Tarihi Tedkik Cemiyeti” adı ile yeniden teşkilatlanmış ve 1930’daki ilkeler temel alınarak faaliyetlerine devam etmiştir. Kurumun adı 1935 yılında “Türk Tarihi Araştırma Kurumu” olarak değiştirilmiş, daha sonra ise “Türk Tarih Kurumu”na çevrilmiştir.

Türk Tarih Tezi: Çalışmalar sonucunda ortaya çıkan yeni tarih tezinin ve tarih öğretiminde izlenecek yolun öğretmenlere anlatılması için 2–11 Temmuz 1932 tarihleri arasında I.Türk Tarih Kongresi düzenlenmiştir. Yapılan toplantılarla birlikte Türk Tarih Tezi’nin ana esası belirlenmiştir. Buna göre Türk tarihi sadece Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türk’ün tarihi çok eskidir ve üstün kültürel değerlere sahiptir. Ayrıca Türk ırkı, sarı ırka değil, beyaz ırka mensuptur. Türklerin anayurdu Orta Asya’dır. Göçler sonucunda Türkler yayıldıkları yerlere medeniyetlerini götürmüşlerdir. Anadolu’nun ilk otokton (yerli) halkı olan Hititler ve ilk medeni kavim olan Sümerler Türlerin atalarıdır.