Uygarlığın Doğuşu

Çin Uygarlığı

Çin, Asya Kıtası’nın güneydoğusunda geniş topraklara sahip bir ülkedir. Çin Uygarlığı‘nın oluşmasında Çin kültürünün yanında Türk, Moğol ve Tibet kültürleri de etkili olmuştur.

Çin hakkında tarihî değer taşıyan ilk bilgilere MÖ XI. yüzyılda rastlanmıştır. Merkezî otoritenin güçlü olduğu Çin, tarih boyunca hanedanlıklarca yönetilmiş, MÖ III. yüzyıldan itibaren siyasi birliğini tamamlayıp güçlü bir imparatorluk hâline gelmiştir. Çin’de “tanrının oğlu” unvanını taşıyan imparatorların kutsal olduğuna inanılırdı.

Çin Uygarlığı ve Sosyo-Ekonomik Özellikler

Çin imparatorlarının gücü daimi ordulara dayanmıştır. Çin ordusu, yaya ve arabalı askerler olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır. Ancak Türklerin örnek alınmasıyla bu sınıflara atlı birlikler de dâhil edilmiştir.

Çin Uygarlığı
Çin Uygarlığı

Çin’de sosyal yapıyı asiller ve köylüler oluşturmuştur. Köylülere hürriyet hakkı tanımayan bu sosyal yapıda, sınıfların yaşayış ve hukukları birbirinden farklıdır.

Çin’de en yaygın dinler Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizm’dir. Çin uygarlığının temeli, Konfüçyüsçülük öğretisine dayanmıştır. Bu dinî öğretinin temeli erdem ve görev ahlakına dayalıdır.

Çin’de ekonomi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Tarımın yanında iplik, ipek, porselen ve kumaş üretimi de yapılmıştır. Çinli tüccarlar İpek Yolu aracılığıyla Çin’den Roma’ya kadar olan bölgede ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Çin Uygarlığı ve Kültür – Sanat

Tek heceli bir dil konuşulan Çin’de bu dile ait farklı lehçeler kullanılmıştır. Çin yazısı günümüzde de kullanılmaktadır.

Eski Çin Uygarlığı, dünya tarihinde büyük bir etki alanına sahiptir. Çin’in çok eskiye dayalı yazısından başka, resim sanatı, fildişi yeşimtaşı, tahta oymacılık ve heykeltıraşlık sanatında olduğu kadar, Pekin’in muhteşem saraylarında görüldüğü gibi mimari alanda da göz kamaştırıcı eserleri bu uygarlığa tanıktır.

Çin’de resim, kumaş işleme, porselen imalatı, heykelcilik, çinicilik gibi zanaat ve sanat dalları gelişmiştir. Budizm, resim ve heykelciliğin gelişiminde etkili olmuştur. Çin mimarisi, askerî ve dinî yapılar yönünden gelişme göstermiştir. Çin Seddi ve Budist tapınakları Çin mimarisinin en güzel örnekleridir. Çin mimarisinde ince, zarif üsluplu, birbirine geçirilmiş çatılar önemli bir yer tutmuştur.

Çinliler, mürekkep, kâğıt, barut, pusula ve matbaayı kullanarak dünyada birçok gelişmeye öncülük etmiştir.

Çin Uygarlığı Tarihçesi

Çin milleti çok eski bir uygarlık ve kültüre sahip olan milletlerden biridir. Çin Tarihi, geleneksel bilgilere göre “Beş Hükümdarlar” devri ile başlar; bunların ilk üçü muhteşem hükümdarlar olarak kabul edilir.

Çin uygarlığında muhteşem hükümdar olarak kabul edilenler; Huang-ti, Çuan-hiu ve Kao-sin’dir. M.Ö. 2. yüzyıl tarihçilerinden Sseu-ma Ts’in, “Tarih Hatıraları” adlı kitabının birinci bölümünde bu beş hükümdarı konu olarak almaktadır.

Çin Uygarlığı Kamu Düzeni

Çin’de yönetimi elinde tutanları değerlendirme ölçütü, geleneksel kurallara bağlılıktır. Hükümdarlar, geleneksel kurallara bağlı olanlar ve bunlara bağlı kalmayanlar şeklinde anılmışlardır.

Çin Uygarlığı’nda beylikler vardır, her beyliğin başında bir bey (şef) bulunur. Beylerin kamu yönetimi ve bu yönetimin düzeni, askeri esaslara dayanmaktadır. Askeri sorumluluk hem toprağa hem de insana yöneliktir. Her kişi sahip olduğu toprak ve bu toprağın verimliliği ölçüsünde askerlik hizmetine katkıda bulunur.

Toprak sahibi olmayan işçiler insanla bu hizmete katılırlar.

Savaşın ilanı ve silah altına çağırma toplum hayatına önemli hareketlilik verir. Nüfus sayımı bu sırada yapılır. En ilginç yönü, savaş halinde genel af ilan edilir, borçlular borçlarından kurtulur. Askerler, genel olarak ölüm cezasına çarptırılıp infaz edilmemiş kimseler ve beyliklerin kendilerine büyük bir sadakatle bağlı yetiştirilmiş kimselerden oluşur.

ÇİN UYGARLIĞI

Çin, Asya Kıtası’nın güneydoğusunda geniş topraklara sahip bir ülkedir. Çin uygarlığının .işmasında Çin kültürünün yanında Türk, Moğol ve Tibet kültürleri de etkili olmuştur.

Çin hakkında tarihte değer taşıyan ilk bilgilere MÖ Xl. yüzyılda rastlanmıştır. Merkezi otoritenin güçlü olduğu Çin, tarih boyunca hanedanlıklarca yönetilmiş, MÖ 111. yüzyıldan itibaren siyasi birliğini tamamlayıp güçlü bir imparatorluk haline gelmiştir.

Çin’de tanrının oğlu” unvanını taşıyan imparatorları n kutsal olduğuna inanılırdı. Çin imparatorlarının gücü daimi ordulara dayanmıştır. Çin ordusu, yaya ve arabalı askerler olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır. Ancak Türklerin örnek alınmasıyla bu sınıflara atlı birlikler de dahil edilmiştir.

Çin’de sosyal yapıyı asiller ve köylüler oluşturmuştur. Köylülere hürriyet hakkı tanımayan bu sosyal yapıda, sınıfların yaşayış ve hukukları birbirinden farklıdır. Çin’de en yaygın dinler Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizmdir. Çin uygarlığının temeli, Konfüçyüsçülük öğretisine dayanmıştır. Bu dini öğretinin temeli erdem ve görev ahlakına dayalıdır.

Çin’de ekonomi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Tarımın yanında iplik, ipek, porselen ve kumaş , üretimi de yapılmıştır. Çinli tüccarlar İpek Yolu aracılığıyla Çin’den Roma’ya kadar olan bölgede ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Tek heceli bir dil konuşulan Çin’de bu dile ait farklı lehçeler kullanılmıştır. Çin yazısı günümüzde de kullanılmaktadır. Çin’de resim, kumaş işleme, porselen imalatı, heykelcilik, çinicilik gibi zanaat ve sanat dalları gelişmiştir. Budizm, resim ve heykelciliğin gelişiminde etkili olmuştur.

Çin mimarisi, askeri ve dini yapılar yönünden gelişme göstermiştir. Çin Seddi ve Budist tapınakların mimarisinin en güzel örnekleridir. Çin mimarisinde ince, zarif üsluplu, birbirine geçirilmiş çatılar önemli bir yer tutmuştur.

Çinliler, mürekkep, kağıt, barut, pusula ve matbaayı kullanarak dünyada birçok gelişmeye öncülük etrniştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir