Endülüs Emevi Devleti’nin Yıkılışı

Endülüs Emevi Devleti’nin Yıkılışı

II. Hakem’in ölümüyle henüz
on iki yaşındaki oğlu II. Hişam getirildi. II. Hişam’ın halifeliği sembolik olup devletin idaresi İbn Ebi
Âmir’in elindeydi. Onun çocukluğundan faydalanan Hacip İbn Ebi Âmir, devlet yönetimini ele geçirdi. Kendinden
sonra da iki oğlu, yönetimi ellerinde bulundurdukları için bu döneme Âmirîler Dönemi denilmiştir
(976- 1008). Bu durum, devletin en üst makamında bir otorite boşluğu meydana getirdi. Bu boşluğun doldurulması
için sivil ve askerî idareciler arasında rekabet ve mücadele başladı. İbn Ebi Âmir Dönemi’nde
Endülüs’te kısmen bir istikrar ortamı doğdu. Çünkü İbn Ebi Âmir, isyan edenleri en ağır şekilde cezalandırıyordu.
O, aynı zamanda İspanyol krallıklarına karşı da başarılı savaşlar yaptı. İbn Ebi Âmir’in oğlu Abdülmelik
de babasının başlattığı idari yapıyı devam ettirdi. İspanyol krallıklara karşı da başarılı mücadeleler
verdi. Ancak çok genç yaşta öldü ve yerine üvey kardeşi Abdurrahman geçti (1008). Zayıf bir kişiliğe sahip
olan Abdurrahman, zevk ve eğlence içinde bir hayat yaşıyordu. Bundan dolayı Endülüs halkı onu sevmedi.
O, kendisinin, II. Hişam tarafından veliaht ilan edilmesini sağladı. Bu olay üzerine Emevi soyundan olan
kimseler ayaklanarak II. Hişam’ı görevden alıp Muhammed bin Hişam’ı “el- Mehdi” sıfatıyla halife yaptılar.
Abdurrahman öldürüldü. El- Mehdi de Abdurrahman gibi zayıf karakterli ve eğlenceye düşkün biriydi. İdari
görevleri yandaşlarına dağıttı. Bu uygulamalar sonunda siyasi yapı tıkanma noktasına geldi. Zaman içinde
Kurtuba halkı ile Âmirîler ailesini destekleyen Berberîler arasında sürtüşme başladı. Kargaşanın gittikçe büyümesi
üzerine Kurtuba eşrafı 1031’de Ulu Cami’de toplanarak hilafetin sona erdirilmesi ve ismi bu yönetimle
özdeşleşen Emevi sülalesinden kişilerin şehirden sürülmesi kararını verdi. Bundan sonra Kurtuba’nın
nasıl idare edileceği şûrada belirlenecekti. Bu kararla birlikte Endülüs’te fiili bölünme gerçekleşti ve her grup
bağımsızlığını ilan etti. 1031-1090 yılları arasında nerdeyse her şehir bağımsızlığını ilan ederek yirmi kadar
devletçik (mülûkü’t-tavaif) oluştu.