Dağlık Karabağ Sorunu

Dağlık Karabağ Sorunu

Nüfusunun büyük bir çoğunluğu Türk olan ve Azerbaycan toprakları içinde yer alan Dağlık
Karabağ’a XIX. yüzyılın başlarından itibaren Rusya tarafından Ermeniler yerleştirilmiştir. Ermenilerin
bölgede hâkimiyet kurmak istemelerinin çatışmalara sebep olması üzerine Dağlık
Karabağ 1923’te
SSCB tarafından özerk bölge statüsü verilmiştir. Stalin dönemi başta olmak üzere Karabağ’a Ermeni
nüfusu yerleştirme politikası devam etmiş ve Ermeniler çoğunluk hâline getirilmiştir. 1985’ten sonra
SSCB’deki iç gelişmelerinden faydalanan Ermenistan, Karabağ’ı kendisine bağlamak istemiştir. Bu
istek Halk Cephesi önderliğindeki Azerilerin tepkisine neden olmuştur.

Şubat 1988’de çoğunluğu Ermenilerden oluşan Karabağ
parlamentosunun Ermenistan’a katılma kararı, Ermeniler ile
Azeriler arasında önce çatışmaya, sonra da bir savaşa
dönüşmüştür. Gelişmeler üzerine 1990’da Moskova
hükûmeti, yayınladığı bir kararname ile bölgedeki yasal
olmayan tüm silahlı kuruluşların kapatılmasını ve silahların
teslim edilmesini istemiştir. Azerilerden silahlar toplanırken
Ermenistan Meclisi bu kararnameyi kendi topraklarında
uygulamamıştır. Azerilerin tamamen silahsız kalması üzerine
Karabağ, Ermenistan tarafından işgal edildi. Hocalı başta
olmak üzere bir çok kentte çok sayıda sivil öldürülmüş veya
göçe zorlanmıştır. Bugün BM’nin ve birçok uluslararası
kuruluşun Ermenistan’a Karabağ’daki işgali sona erdirerek
çekilmesi yönünde yaptıkları telkinlere rağmen işgal hâlâ
devam etmektedir.

KARABAĞ’DA RUS
POLİTİKASI

Azerbaycan toprakları içinde bulunan
Karabağ’ın 1823’teki nüfusunun % 75’i
Türk’tü. Daha sonra Çarlık Rusyası
Karabağ’a Ermeni nüfusunu yerleştirme politikası gütmeye başladı. Bunun sonunda
1917’de Karabağ’daki Türk nüfusu oranı %
56’ya gerilemiştir. SSCB’nin kurulması ile
özerk bir cumhuriyet olarak Azerbaycan’a
bağlanan Karabağ’a Ermeni göçü, Stalin
döneminde daha da yoğunlaştı ve nüfus
çoğunluğu Ermenilerin eline geçti. Bugün
Karabağ nüfusunun % 75’ten fazlası
Ermeni’dir.

Prof. Dr. Fahir ARMAOĞLU, 20. Yüzyıl Siyasi
Tarihi, s. 1381



HOCALI KATLİAMI

“Akşam saat 22.00’ı geçiyordu. Bir anda top sesleri
duyulmaya başladı. Şehrin bombalandığını gördük. O sırada
havaalanına da ateş açılıyordu. Biz, havaalanını korumakla
görevliydik. Amirimiz ve pek çok arkadaşımız havaalanında şehit düştü.
Kadınlarımız, çocuklarımız hep Hocalı kentindeydi. Ben ve kurtulan birkaç
polis şehre gittik. Daha önce Ruslar Azerilerin elindeki silahları topladığı
için Hocalı’da silah yoktu. Elimizdeki tabancalarla savaşmak zorundaydık.
Kar, kızıla boyanmıştı, yerlerde komşularımızın, yıllardır birlikte yaşadığımız
insanların cesetleri yatıyordu. Bakamıyordum. Ailemi kurtarıp
Esergan yönüne kaçan gruba katıldık.”

Halit CAFEROV / Hocalı Gazisi, Bir gazete haberi, 25.11.2007