Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Başkaldırı Hareketleri

Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Başkaldırı Hareketleri

24/09/2018 0 Yazar: admin

XX. yüzyılın başlarında zirveye çıkan sömürgecilik, II. Dünya Savaşı sonrasında bitme noktasına geldi. Birinci Dünya Savaşı’ndan beri Asya ve Afrika’da olgunlaşan milliyetçi hareketler 1929 Ekonomik Buhranı’yla güçlendi ve 1945’ten sonra sömürge konumundaki ülkeler bağımsızlıklarını kazanmaya başladı.

II. Dünya Savaşı’nda eski sömürge sisteminin zayıflığı ortaya çıktı. Savaş yıllarında sömürgeler daha bağımsız hareket edebildi ve ulusal kimlikleri gelişti. Savaş, Avrupalı ulusları kurtarmak için askere alınmış yüz binlerce Hintli ve Afrikalıya kendi yaşam koşulları ile Avrupalılarınkini karşılaştırma fırsatı verdi. Yerli halklar, ülkelerinin zenginliklerinin yabancılarca sömürülmesine son verilmesi gerektiğini savundular. Avrupa’da eğitim alan sömürge halklarının seçkinleri, milliyetçilikle demokrasiyi öğrenmiş olarak bağımsızlık talebinde bulundular. Mahatma Gandi, Suharto, Ho Şi Min gibi liderler toplumsal hareketlere yön verdi.

Savaşın sona ermesiyle sömürge sisteminde pek çok sorun ortaya çıkmaya başladı. Avrupalı devletler otoritelerini zorla uygulayabilecek güçte değildiler. Batı Avrupa’nın bağımlı olduğu ABD eski tarz sömürgeciliğe karşıydı, Birleşmiş Milletlerin tavrı da aynı yöndeydi. Soğuk Savaş Dönemi’nde sömürgeler ve diğer bağımlı ülkeler, rakip süper güçlerden yardım isteyerek hareket alanlarını genişletirken bu devletler arasındaki görüş farklılıklarından da istifade ettiler.

Sömürülen ülkelerdeki milliyetçilik ve sosyal devrim, yabancıların siyasi ve ekonomik sömürüsüne başkaldırı niteliği kazandı. Sömürülen ülkelerdeki bu başkaldırı, her şeyden önce Avrupalıya yöneldi. Milliyetçilik aynı zamanda yoksulluğa karşı bir mücadele özelliği de yansıttı. Toplumun büyük kesiminin fakirliğine karşın küçük bir azınlığın zenginliğe sahip olması sömürülen halklar arasında tepkiye sebep oldu.

Bu halklar ekonomik yapının mevcut hâlini sömürgeci güçlerin adaletsizliğine ve kayıtsızlığına bağladılar. Bu şartlar altında sömürgeci egemenliğinde bulunan bölge ve ülkeler kendi içlerinde örgütlenmeye başladılar. Yirmi yıldan az bir sürede, 1945’ten 1965’e kadar Avrupa’nın Asya, Afrika ve Endonezya’daki hemen hemen tüm sömürgeleri bağımsızlıklarını kazandı. Onları 1970 ve 1980’lerde diğer sömürgeler izledi ve Britanya’nın 1999’da Hon Kong’u Çin’e devretmesiyle sömürge çağı simgesel olarak sona erdi (Harita 3.3).