Web sitemize hoşgeldiniz, 29 Kasım 2021
Tarih Bilimi
Anasayfa » Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi » 1973 Arap-İsrail Savaşı

1973 Arap-İsrail Savaşı

1973 Arap-İsrail Savaşı

Arap ülkeleri ile İsrail arasında 1967 Savaşı’ndan sonra yapılan tüm müzakerelere rağmen bir uzlaşma sağlanamadı.

Bu sırada Arap devletleri arasında da sorunlar baş gösterdi. Diğer Arap ülkeleri ile sorun yaşayan Ürdün, ABD’nin de telkinleriyle İsrail ile yakınlaştı. Lübnan da kendi iç sorunlarıyla meşguldü. Mısır 1969’dan itibaren İsrail’e karşı sınırlı ölçüde yıpratma savaşına girişti. Bu savaşta asıl amaç, İsrail’i yok etmek değil 1967 Savaşı’nda kaybedilen yerleri geri almaktı. Mısır ve Suriye’nin ani saldırısı ile genel savaş başlamış oldu. SSCB’nin desteğindeki Suriye ve Mısır, ABD destekli İsrail karşısında diğer savaşlara oranla başarılı bir savaş yürüttü. ABD Kongresi’nin İsrail’e silah ve para yardımı kararı almasının ardından Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri (OAPEC), petrol ihracatını azalttı ve fiyat artışına gitti.

İsrail, OAPEC’in bu tavrı ve büyük devletlerin araya girmesiyle 25 Ekim 1973’te Mısır ve Suriye ile ateşkes imzaladı. 1967 Savaşı’nda aldığı toprakların bir kısmından çekildi. Bu savaş ramazan ayına rastladığı için Ramazan Savaşı veya Yahudilerin kutsal ayına rastladığı için Yom Kippur (Yam Kipor) diye de anılır. ABD ve SSCB, savaşan ülkelere silah temin etmiş olmalarına rağmen her iki tarafa da savaşa girmemeleri yönünde telkinde bulunmuşlardı. ABD, Araplar ile ilişkilerini düzeltmek istiyordu. ABD ile yumuşama dönemine giren SSCB, Orta Doğu’daki oluşumlara daha mesafeli durarak silah yardımlarını da minimum seviyelere indirdi.

Savaş sonrası Mısır ve İsrail genelkurmay başkanlarının katılımıyla imzalanan ilk Arap-İsrail antlaşması 101. Kilometre Antlaşması’dır. Bu, bir ilktir ve ABD’nin bundan sonraki Orta Doğu politikalarınında başlangıcını oluşturmuştur. Buna benzer bir antlaşma da Suriye ile yapılmış ve Orta Doğu’da barış umutlarını yeşertmiştir.

1956 Süveyş Krizi ile Fransa ve İngiltere’nin İsrail’den yana tavır almaları bu ülkelerin Orta Doğu’daki otoritelerini sona erdirdi. ABD ve SSCB’nin bu otorite boşluğundan yararlanarak bölgede üstünlüğü ele geçirmek istemesi Soğuk Savaş’ın Orta Doğu’ya taşınmasına neden oldu. Bundan sonra Arap-İsrail savaşlarında belirleyici unsur, Soğuk Savaş’ın dinamikleridir. Bu mücadelede Ürdün ve Lübnan Batı Bloku tarafından desteklenirken Mısır’da Enver Sedat, Suriye’de devrimci Baas rejimi ve Filistinli gerillalar Doğu Bloku tarafından desteklendi. Bu gelişmeler Arap ülkeleri arasında bölünmeyi iyice derinleştirdi. İsrail, Batı Bloku’nda yer alarak ABD ile ilişkilerini geliştirdi. BM Güvenlik Konseyinin Arap-İsrail sorununun çözümü için aldığı kararlar, iki süper güç tarafından veto edildiği için somut hiçbir adım atılamadı.

ABD, barış ortamı ile İsrail’in güvenliğini sağlamayı, Orta Doğu petrollerine kolay ulaşmayı ve bölgede SSCB’nin yayılmasını engellemeyi amaçlıyordu. ABD’nin Orta Doğu’daki SSCB yayılmasına karşı ilk hamlelerinden biri, 1955’te Türkiye önderliğinde kurulan Bağdat Paktı idi. Bu paktın Türkiye tarafından kurulup Mısır’ı bertaraf etmesi, içerisinde Irak hariç Arap ülkesinin olmaması Arap dünyasında tepkilere ve beraberinde SSCB’ye karşı yakınlık duyulmasına neden oldu. ABD Başkanı Eisenhower, kendi adıyla anılan doktrin ile bölgeye ekonomik yardım yapma ve askerî müdahalede bulunma yetkisini elde etti. Bu doktrin ABD’nin Orta Doğu’ya dair attığı kapsamlı ilk adım oldu. Bu adıma en sert tepkiyi SSCB ile Mısır ve Suriye verdi. Bu hamle Arap dünyasında ayrışmayı artırdı.

SSCB, rejimini Orta Doğu bölgesine yaymayı ve sıcak denizlere inme siyasetini bölge üzerinden gerçekleştirmeyi amaçlıyordu. Bu amaç doğrultusunda İsrail’in kuruluşunda etkili olan terör örgütlerine yardımlarda bulunma, Yahudi yerleşimlerinde görülen komünist yapılanmalara destek verme gibi icraatlarda bulundu.

1956 Arap-İsrail Savaşı öncesinde İsrail’e silah satan SSCB, savaş sonrasında ABD’nin Araplara silah ambargosu uygulama yönündeki deklarasyonuna (1950) dâhil olmadığı için durumu fırsata çevirdi. Petrole ve Süveyş Kanalı’na bağımlılığı olmayan SSCB’nin Orta Doğu ile ilgili emelleri siyasiydi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz