Toprak Reformu ve Demokrat Partinin Kurulma Süreci

Toprak Reformu ve Demokrat Partinin Kurulma Süreci

Ülkemizde 1930’lu yıllarda toprak reformu gündeme gelmeye başladı.

1937 yılı meclis açış konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk: “Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir sebep ve suretle bölünmemesidir.” demiştir.

II. Dünya Savaşı’nın çıkması konunun savaş sonrasına bırakılmasına neden oldu. II. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun (ÇTK) mecliste gündeme gelmesi hem CHP içinde hem de kamuoyunda tepkilere yol açtı.

Adnan Menderes’in önderliğinde ve aralarında Refik Koraltan, Emin Sazak gibi siyasetçilerin bulunduğu grup yasaya muhalif oldu. Bunun yanında muhalif grup tek parti yönetimine de eleştirilerde bulundu.

CHP’nin (Cumhuriyet Halk Partisi) 1945’e kadar yaptığı uygulamaları eleştiren muhalif milletvekilleri, partinin daha demokratik yönetim sergilemesi konusu üzerinde özellikle durdular. CHP yönetiminin toprak reformu uygulamasına karşı en sert eleştiriyi, yasa tasarısının Nazi Almanyasından etkilenilerek hazırlandığını söyleyen Adnan Menderes yaptı.

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na göre yapılacaklar şu şekilde belirlenmişti: “Geniş düzlüklerin bol olduğu yerlerde 5000 dönümden, düzlüklerin az olduğu yerlerde 2000 dönümden fazla toprağa sahip özel toprak sahiplerinin ellerindeki fazla topraklar kamulaştırılacaktı. Arazisi olmayan ya da yetmeyen çiftçilere ve çiftçilik yapmak isteyenlere aileleri ile geçimlerini sağlayacak ve iş kuvvetlerini değerlendirecek ölçüde toprak verilecek, toplu köylerde güzel ve sağlıklı evler kurulacaktı. Bunun yanında topraklarını üst üste üç yıl ekmeyen veya arazilerine bakmadıkları tespit edilen çiftçilere yaptırımlar uygulanacaktı. Ayrıca çiftçilere toprak verilmesi, askerliğini yapma şartına bağlanacaktı.”

Kamuoyunda büyük ilgi çeken ÇTK, 14 Mayıs 1945’te mecliste görüşülmeye başlandı. Tarım Bakanı Raşit Hatipoğlu yasayı Cumhuriyet rejimi ile köye yönelen hareketin aşaması olarak değerlendirdi. Buna karşılık söz alan muhalif milletvekilleri tasarının ülke gerçeklerine uygun olmadığını belirterek tasarıyı hazırlayanların karşısında yer aldılar.

Cumhuriyet Halk Fırkası içerisindeki muhalifler, Millî Şef İsmet İnönü’nün parti içi otoritesi ve II. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinin yarattığı koruyucu önlemler nedeniyle varlıklarını hissettiremediler. II. Dünya Savaşı sonucunda yoksullaşan halk, İsmet İnönü’ye ve tek parti yönetimine karşı muhalefet yapanlarla beraber hareket etme eğiliminde oldu. Ayrıca bazı aydınlar, dünyada esen demokrasi rüzgârlarını yakından takip ediyor ve Türkiye’de CHP’den başka partilerin de olması gerekliliğine inanıyorlardı.

Adnan Menderes, Refik Koraltan gibi siyasetçiler demokratik rejimlerin karakteristik özelliklerinden sık sık söz ettiler. Muhalif milletvekilleri liberalizme (serbestlik) ilgi göstermiş ve ÇTK görüşmelerinde söz alıp üstü kapalı olarak parti yönetimini eleştirmişlerdir.

Çiftçiyi Topraklandırma Kanun tasarısı görüşmeleri; CHP içerisindeki küçük farklılıklardan kaynaklandığı düşünülen sorunların belirgin olarak hissedildiği, ciddi boyutta bölünmelerin yaşandığı ve yeni yapılanmalara zemin hazırlandığı görüşmeler oldu. Özellikle on yedinci maddenin görüşülmesi sırasında İsmet İnönü’nün meclise müdahalesi, muhalif gruba geçişleri hızlandırdı. Bu katılımlarla daha da güçlenen muhalefet, 1945 bütçe görüşmelerinden sonra varlığını iktidara ve Millî Şef’e hissettirdi.

Yaşanan süreç sonucunda güven oylamasına giden hükûmete karşı Adnan Menderes, Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuat Köprülü, Emin Sazak, Hikmet Bayur, Recep Peker gibi milletvekilleri güvensizlik oyu kullandı.

Yasa tasarısı görüşmelerinde tek parti yönetimine karşı yapılan muhalefet ve gruplaşma, daha önce bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından denenen ancak başarısız olunan çok partili döneme geçişte, büyük rol oynadı. Ayrıca bu görüşmeler yeni oluşumun lider kadrosunu da belirledi.

Yaşanan bu sürecin peşinden Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ülke ve parti içi liberalleşme isteklerini Dörtlü Takrir adı altında meclis grup başkanlığına sundu. Bu takrir (önerge) genel olarak bakıldığında daha çok demokrasi ve hürriyet için verildi. Verilen bu takrir milletvekillerinin tümünün oyu ile reddedildi (12 Haziran).

Dörtlü Takrir’e imza atan Köprülü ve Menderes partiden ihraç edildi (21 Eylül). Arkasından Celal Bayar İzmir milletvekilliğinden istifa etti (28 Eylül). Parti yönetimi 27 Kasım 1945’te Koraltan’ı da partiden ihraç etti. Bu gelişme üzerine Celal Bayar kendi isteğiyle 3 Aralık 1945 günü CHP’den ayrıldı. Tek partili sistem, 18 Temmuz 1945’te Millî Kalkınma Partisinin kurulmasıyla sona ermişti. Ancak bu parti kamuoyundan destek bulamadı.

Muhalefet cephesinde bunlar yaşanırken Millî Şef İsmet İnönü, 1 Kasım 1945’te meclis açış konuşmasında Türk siyasal sisteminin demokratik niteliğini vurgulayarak muhalefetin ayrı bir parti şeklinde organize olması yönünde demeç verdi. 1 Aralık 1945’te CHP milletvekilliğinden ayrılan Celal Bayar yaptığı basın toplantısında arkadaşları Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile yeni bir parti kuracaklarını, partinin adının Demokrat Parti olacağını ifade etti. Kuracakları bu partide öncelikle demokratikleşmeyi sağlama, tek dereceli seçim sistemi getirme, Anayasa’ya aykırı yasaları ayıklama yönünde çalışacaklarını ve hayat pahalılığı ile mücadele edeceklerini belirtti.

Celal Bayar ve arkadaşları, Demokrat Partiyi 7 Ocak 1946’da resmen kurdu. Celal Bayar’ın genel başkanlığa getirildiği Demokrat Partinin diğer kurucu ve yöneticileri; Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan oldu.

Demokrat Partinin Kurulması ile Türkiye’de Yaşanan Bazı Gelişmeler

• CHP iktidarı Türkiye tarihinde ilk olarak tek dereceli seçim sistemini kabul etti.
• Gazete kapatma yetkisi hükûmetten alınarak mahkemelere verildi.
• Üniversitelere özerklik verildi.
• Köylü ve işçilerin desteğini kazanmak için Toprak Mahsulleri Vergisi kaldırıldı.