Web sitemize hoşgeldiniz, 02 Aralık 2021
Tarih Bilimi
Anasayfa » İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük » Tekâlif-i Milliye Emirleri (7-8 Ağustos 1921)

Tekâlif-i Milliye Emirleri (7-8 Ağustos 1921)

Tekâlif-i Milliye Emirleri (7-8 Ağustos 1921)

Mustafa Kemal, başkomutanlık yasasının verdiği yetkiye dayanarak Türk ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak için 7 – 8 Ağustos 1921’de Tekâlifimilliye Emirleri (Millî Yükümlülükler Buyrukları)’ni yayımladı. Bu emirlere göre;

Her aile birer kat çamaşır, bir çift çorap ve çarık hazırlayacak ve komisyona verecek, herkes elindeki bez, patiska, pamuk, yün, kumaş, iplik vs’nin % 40’ını; buğday, saman, un, arpa, vb. her türlü gıda maddelerinin % 40’ını; benzin, motorin, lastik, kablo, pil ve telin %40’ını; deve, öküz, at, katırın % 20’sini paraları sonra ödenmek üzere komisyona teslim edecekti. Yine halkın elindeki tüm silah ve cephane üç gün içinde komisyona teslim edilecek ve kasatura, kılıç, mızrak ve eyer yapabilecek tüm zanaatçılar isimlerini, yeteneklerini komisyona yazdıracaktı. Herkes elinde kalmış olan her çesit aracıyla ayda bir kez 100 km’yi geçmemek şartıyla ordu mallarını ücretsiz taşıyacaktı. Ordunun ihtiyacına lazım olabilecek bütün terk edilmiş mallara da el koyulacaktı.

Herkesi Millî Mücadele’ye yardıma çağıran bu emirleri yerine getirmek için her ilçede bir Tekâlifimilliye komisyonu kuruldu.Ayrıca Tekalifimilliye Emirleri’nin uygulanabilmesi ve cephe gerisinin güvenliğinin sağlanabilmesi için de İstiklal Mahkemeleri görevlendirildi.

Tekâlifimilliye Emirlerinin zamanında ve eksiksiz olarak uygulanması, Sakarya’nın doğusuna çekilmiş olan Türk ordusunun ihtiyaçlarını gidermekte büyük faydalar sağladı. Türk milletini büyük fedakârlıklara sevk eden sadece emirler ve kanunlar değildi. Vatanı uğruna her türlü fedakârlığı göze alan Türk halkı Başkomutanın istediklerinden de fazlasını seve seve verdi. Tekalifimilliye emirlerinin uygalanışı Türk halkının Millî Mücadele’de verdiği önemli bir dayanışma örneğidir. Bu dayanışma ile Türk milletinin birlik ve beraberliği sağlanmış, vatanın ve milletin bağımsızlığı elde edilmiştir.

Tekâlif-i Milliye Emirleri (7-8 Agustos 1921)

Kütahya-Eskişehir Savaşlarından sonra ordumuz Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Yunanlar yeniden saldırıya geçmeden ordunun güçlendirilmesi gerekiyordu. Bu nedenle hükumet ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla aşağıdaki olasılıkları gündemine aldı.

Tekalif-i Milliye Emirleri Uygulanırken

Tekalif-i Milliye Emirleri Uygulanırken

  • Tarım Vergilerinin Arttırılması: Toprakların bir kısmının işgal altında bulunması ve köylünün geçim sıkıntısı içinde olması nedeniyle bu yol tercih edilmedi.
  • Gümrük Vergilerinin Arttırılması: İstanbul, İzmir, İskenderun ve Mersin gibi önemli limanlar işgal altındaydı. Dolayısıyla bu öneri de bir yarar sağlamayacaktı.

5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Başkomutan olarak görevlendirilmiş ve yasa gücünde emir verme yetkisine sahip kılınmıştı. Başkomutan olan Mustafa Kemal vakit geçirmeden ordunun silah, cephane, yiyecek, araç-gereç ve çeşitli donatım ihtiyaçlarını karşılamak için Tekâlif-i Milliye Emirleri’ni yayımladı. Ulusal Vergi Buyrukları veya Millî Yükümlülükler olarak da adlandırılan bu emirleri Mustafa Kemal şu şekilde açıklamıştır:

(1) sayılı buyruğumla, her ilçede birer “Ulusal Vergi Kurulu” kurdum. Bu kurulların çalışmalarıyla elde edileceklerin ordunun çeşitli bölümlerine dağıtımını düzenledim.
(2) sayılı buyruğuma göre yurtta her ev; birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp Ulusal Vergi Kuruluna verecekti.
(3) sayılı buyruğumla tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik, erkek elbisesi dikmeye elverişli her türlü kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, vaketa, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolan, kaşağı, gebre, semer ve urganlardan yüzde kırkına, parası sonra ödenmek üzere el koydum.
(4) sayılı buyruğumla eldeki buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytin yağı, çay ve mum stoklarının da yine yüzde kırkına, parası sonra ödenmek üzere el koydum.
(5) sayılı buyruğumla ordu için alınan taşıtlardan geriye kalanlarının da ayda bir kez ve parasız olarak yüz kilometrelik bir uzaklığa dek askerî ulaştırma işlerinde taşıma yapılmasını zorunlu kıldım.
(6) sayılı buyruğumla ordunun yedirilip giydirilmesine yarayan bütün sahipsiz mallara el koydum.
(7) sayılı buyruğumla halkın elinde bulunan savaşa elverişli bütün silah ve cephanenin üç gün içinde verilmesini istedim.
(8) sayılı buyruğumla benzin, vakum, gres yağı, makine yağı, don yağı ve taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı, bui, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan ve bunlara benzer gereçlerin ve zaç yağı stoklarının yüzde kırkına el koydum.
(9) sayılı buyruğumla demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve arabacılarla bunların imalathanelerinin iş çıkarma güçlerinin; kasatura, kılıç, mızrak, eyer yapabilecek ustaların adlarıyla sayılarının ve durumlarının saptanmasını sağladım.
(10) sayılı buyruğumla halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabaları ile kağnı arabalarının bütün donatımı ve hayvanları ile birlikte; binek ve topçeker hayvanlar, katırlar, yük hayvanlarının, deve ve eşeklerin yüzde yirmisine el koydurdum.
Baylar, buyruklarımın ve bildirimlerimin yerine getirilmesi için kurduğum İstiklal Mahkemeleri’ni Kastamonu, Samsun, Konya ve Eskişehir bölgelerine gönderdim. Ankara’da da bir mahkeme bulundurdum.

Tekâlif-i Milliye Emirleri’ne aşağıdaki metinden de anlaşılacağı üzere halk büyük bir özveriyle karşılık verdi.

“Sabah İstanbullular, Kızılay’ın çağrısına uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri gazetesinin dar idarehanesine sığmayanların büyük kısmı, dışarıda kalmıştı. Kaldırımın sonunda bir işgal devriyesi göründü. Düzenli adımlarla yaklaşmaya başladı. İşgal askerlerine, her zaman kenara çekilerek yol veren İstanbullular, bu sefer kıllarını bile kıpırdatmadılar. Devriye kolu, kalabalığın arasından geçmeyi göze alamadı, yola inerek geçip gitti. İçerde, daha afyonu patlamamış olan huysuz idare memuru, bir deftere söylene söylene bağış yapanın adını ve bağış miktarını yazıyordu.
‘Kahveci Ali, 100 kuruş.’
‘Eskici Yusuf, 50 kuruş.’
‘Hallaç Asım, 75 kuruş.’
‘Bakkal Ahmet, 100 kuruş.’
‘Terlikçi Adem, 200 kuruş.’
Sırada küçük, cılız bir oğlan vardı. Bir önceki bağışçının çocuğu sanan memur, öfkeyle yürüyüp yol vermesi için işaret etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle bütün servetini çıplak masanın üzerine bıraktı:
‘Hasan, 5 kuruş.’
Suratsız idare memurunun birdenbire gözleri doldu. Ağladığını göstermemek için yüzünü, kocaman mendilinin arkasına saklayarak gürültü ile burnunu sildi.”

Tekâlif-i Milliye Emirleri’nin amacı; orduyu insan, taşıt, araç-gereç bakımından desteklemek ve orduya gerekli yiyecek ve giyeceği sağlamaktır. Komisyonlar eşyaları, savaştan sonra bedelleri ödenmek üzere aldı. Ancak Türk halkı böyle bir beklenti içine girmedi. On maddelik kararların uygulanması, ulusun büyük bir dayanışma içinde olduğunun en büyük kanıtıdır. Türk ulusu vatanını kurtarabilmek için ordusuna büyük destek vermiş, kadın-erkek herkes varını yoğunu ortaya koymuştur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz