Web sitemize hoşgeldiniz, 27 Kasım 2022
Tarih Bilimi
Anasayfa » Tarih Bilimi » Tarih Biliminde Kaynak, Tarihçinin Kaynak Seçimi

Tarih Biliminde Kaynak, Tarihçinin Kaynak Seçimi

Bir kişiyi başarılı bir tarihçi kimliğine, başka vasıflarının yanında, yararlandığı kaynaklar kavuşturacaktır. Bu noktada tarihçinin karşısına kaynaklarla ilgili olarak başlangıçta iki büyük problem çıkmaktadır.

Bunlardan birisi, tarihçi olarak her elimize geçeni muteber kaynak olarak nitelememiz doğru olmayacaktır. Diğeri ise yeni bilginin üretilebilmesine imkân tanır durumda olması gerektiğidir. Bunu da, haliyle öncelikle kaynaklar sağlayacaktır.

Cevaplandırılması gereken ilk soru kaynak nedir? Olacaktır. Öncelikle en geniş anlamda ele almak gerekirse kaynak, ‘bize, bir konuda bilgi veren her şey’ olarak tanımlanabilir. Bu durumda, ihtiyaç duyduğumuz veya kendiliğinde karşımıza çıkan, bilgi veren her bir şey kaynak konumunu kazanmaktadır.

Yaygın olarak her türlü kitap, kaynak olduğu gibi yazılı olmayan bilgi veren unsurlar da kaynak özelliği taşımaktadır. Mesela bir mimari yapı, o dönemin sanat anlayışı ve inşaat sistemleri konu hakkında bize bilgi verecektir. Hititler döneminden kalan bir çanak-çömlek, hatta bunlardan geriye kalmış küçük bir parça olan keramikler o dönemin yaşamı hakkında bilgiler sunacaktır. Keza binlerce yıl önceden kalmış kayalar üzerine veya mağaralardaki duvarlara çizilmiş basit ölçekteki resimler de araştırmalarımıza kaynaklık edecektir. Sadece yazılı olmayan sözlü bilgiler de kaynaklar grubuna girmektedir. Bunlar çok eski devirlere ait olabileceği gibi yakın dönemlere ait olanlar bile kaynak niteliğini taşıyabilirler.

Kaynağın ‘uygun bir niteliği’ kazanması için öncelikle eskilerin tabiriyle, ölçüpbiçmeliyiz. Kaynakla ilgili ciddi bir ‘gözden’ geçirme sürecini başlatmalıyız. Başka bir ifadeyle eleştiriden, tenkitten geçirmeliyiz. Bu tenkit, metot kitaplarında yaygın olarak iç tenkit ve dış tenkit olarak ele alınarak açıklanmaya çalışılır. Aslında bu doğrudur; ancak, tarihçiler bunu yaparken, iki farklı iş yapıyor değildirler. Hatta tarihçiler, çoğu zaman bunu yaptığını veya yapıyor olduğunu bile fark etmezler. Başarılı bir tarihçi bunu bir ünsiyet olarak, alışkanlık olarak kendisinin bile farkında olmadan yapa geldiği bir davranış olarak tamamlarlar. Hatta bu tamamlama veya kaynakları tenkit yaptığı çalışmayı yazarken dahi devam eder. İyi bir kaynak tenkidinden sonra kaynağın verdiği bilgi kullanılabilir hale ancak gelebilecektir.

Böylece, araştırmamızda elde edeceğimiz sonuç, doğru olacaktır. Çoğu kimsenin gözden kaçırdığı gibi, bu durum, araştırmamızın da niteliğini tayin eden önemli bir unsurdur. Ne kadar eski veya yeni olduğuna bakmaksızın bize bilgi veren her kaynağı sorgulamayız. Tenkide tabi tutmalıyız. Ne kadar sağlam bir tenkit yaparsak, yaptığımız araştırmada elde edeceğimiz sonuç da o kadar isabetli olur.

Yazılan eserlerin, muhtelifleri ne kadar doğru yazıp yazmadıkları konusunda belirli bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Buradaki yaptıklarımızı, bu gibi değerlendirmeleri, anlaşılması kolay olsun diye dış tenkit olarak tanımlarız. Tarihçi adaylarının en çok sıkıntı çektiği hususlardan birisi de elindeki ‘kaynağın’ kaynaklık değerini takdir edemiyor olmasıdır. Bir kaynak, gerçekten olayın ya tam içinden veya en azından, yakınından bilgi veriyorsa bu kaynak, ilk elden bir kaynaktır. Ancak bu kaynağın yanında benzer başka kaynaklar olabilir. Böyle durumlarda bu gibi kaynaklara birinci kaynak veya birinci el kaynak denilir. Burada esas olan kaynağın, olayın geçtiği zaman, mekân ve şahıs olarak içinde yer alıyor veya en azından, yakınında bulunuyor olmasıdır. Buna göre eserler, yeri gelince birinci el kaynak yeri gelince de ikinci el kaynak olabiliyor.

Yukarıda da söylendiği gibi, verdiği bilgiler kendi gözlemlerine dayanıyorsa, olayın içindeyse bu birinci el kaynaktır. Ama Herodotos bile olsa, Atina’da otururken Hindistan konusunda bilgi veriyorsa bu bilgi, güvenilir değildir. Birinci el kaynağın bulunduğu yerde, haliyle ikinci el kaynak da bulunacaktır. İkinci el kaynak, yazarı ne kadar tanınmış veya işinin ehli olsa da, yazdığı eser, birinci el veya diğer başka kaynaklara dayalı olarak, onlardan yararlanarak yazılmış ise bu, her hâlükârda ikinci el bir kaynaktır.

İkinci el kaynak grubundan sonra üçüncü el kaynak grubu gelmektedir. Üçüncü el kaynak grubu, hemen herkesin çok sık karşılaştığı bir bilgi grubudur. Birçok kişi, bu kaynak grubunu kullanıyor olmasına rağmen bunların üçüncü el kaynak olduğunun farkında değildir. Üçüncü el kaynaklar, temelde diğer kaynaklar hakkında bilgi vermektedir. Bu eserler, birinci el kaynakların veya ikinci el kaynakların neler olduğunu ya da bunlara nasıl ulaşabileceğini anlatmaktadır.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları – Mustafa ÜNLÜ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz