Sultan Ahmed Sencer Kimdir?

Sultan Ahmed Sencer Kimdir?

28/09/2020 0 Yazar: admin

Sencer; Melikşah’ın hayatta kalan çocuklarından birisidir. 6 Kasım 1086 tarihinde Elcezire bölgesindeki
Sincar’da dünyaya gelmiştir.

Doğum yerinden esinlenerek ona, Türkçede Saplayan manasına gelen Sencer adı verilmiştir. Nitekim kaynaklar bu ismin bir yakıştırmadan ibaret olduğuna dikkat çekmektedirler. Öte yandan Ahmet isminin de Sencer ile aynı kişi olduğu iddia edilmektedir.

Sultan Sencer Dönemi

Sultan Sencer (Sancar) Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nda en uzun süre sultanlık yapmış son Selçuklu hükümdarıdır. Horasan Melikliği dönemleri hariç (1098-1118) Selçuklu İmparatorluğu’nu 39 yıl (1118-1157) gibi uzun bir süre yönetmiş, ülkenin bütünlüğü ve devamlılığı konusunda oldukça gayretli çalışmaları ile dikkat çekmiştir. Nitekim Sencer’in bütün çabalarına rağmen, onun ölümünden sonra ülke dağılmaktan kurtulamamıştır.

Sultan Sencer, uzun bir dönem, yani kardeşi Sultan Berkyaruk zamanından beri ve yine Berkyaruk tarafından görevlendirilmek suretiyle Horasan’a melik olarak atanmış ve burada Muhammet Tapar’ın ölümüne kadar müstakil bir şekilde yaşamıştır (Öngül,2014:233).Yine Sultan Sencer, bu bölgedeki melikliği süresince: Karahanlılarla, Gurlularla ve Gaznelilerle mücadele ederek onları kendine bağlamayı başarmıştır. Nitekim 18 Nisan 1118 tarihinde Sultan Muhammet Tapar’ın ölümü ile başlayan taht mücadeleleri Sencer’i de etkilemiş ve bir hanedan mensubu olarak bu mücadelelerden uzak duramamıştır.

Selçuklu Sultanları Listesi

  1. Sultan Tuğrul Bey bin Mikhâil 1040-1063
  2. Sultan Alparslan bin Çağrı Bey 1063-1072
  3. Sultan Melikşah bin Alparslan 1072-1092
  4. Sultan Berkyaruk bin Melikşah 1092-1104
  5. Sultan Muhammed Tapar bin Melikşah 1105-1118
  6. Sultan Sencer bin Melikşah 1119-1157

Sultan Sencer’in Taht Mücadelesi

Öz kardeşi Sultan Muhammed Tapar’ın ölümüne çok üzülen Sencer, kardeşi için Merv şehrinde yedi gün sürecek yas ilan ederek hutbeler, hatimler okutmuştur. Nitekim Sultanın, ölmeden önce en büyük oğlu Mahmud’u veliaht olarak göstermesi, Sencer’in kardeşinden sonra tahta oturma durumunu zora sokmuştur.

Babasının ölümünden hemen sonra tahta geçirilen yeni Sultan Mahmud henüz on dört yaşında olmasından ötürü devlet işlerinden anlamamakta ve devlet idaresine hükmedememektedir. Bu durum, ileri gelen devlet yöneticilerinin işine yaramış ve kendi istekleri doğrultusunda devleti yönetmeye başlamışlardır. Kaynaklarda bu devlet adamlarından özellikle Hacibü’l-Hüccab Ali Bar ve onun kâtibi konumundaki Ebu-l-Kasım Dergezinî’nin devlet yönetiminde söz sahibi olduğu görülmektedir.

Devlet yönetimindeki kargaşa ve yönetim boşluğu sadece bununla da kalmamıştır. Sultan Mahmud’un küçük kardeşleri Şehzade Mesud ve Tuğrul Beyin atabekleri konumundaki Cüyuş Bey ile Gündoğdu Bey de fırsattan istifade henüz küçük yaştaki şehzadeler adına saltanatta hak iddiası ile hareketlendikleri görülmektedir.

Sultan Ahmed Sencer

Sultan Ahmed Sencer

Ahmed Sencer’in Sultanlık Dönemi

Bütün olan bitenin farkında olan Sencer hiç vakit kaybetmeden kendi sultanlığını ilan ederek Selçuklu tahtının asıl sahibinin kendisi olduğunu ilan etmiştir(14 Haziran 1118).

Bu sırada Horasan’da bulunan Sencer’in yeğeni Mahmud’dan daha tecrübeli olması sayıca az olan ordusunu onun üzerine gönderecek kadar cesaret sağlamasına yaramıştır. Bütün hazırlıklarını tamamladıktan sonra Mahmud’un üzerine harekete geçen Sencer, kısa süre içerisinde yeğeninden aldığı barış teklifine de, onun küçük yaşından ötürü Ali Bar ve kâtibi Ebu-l-Kasım gibi devlet adamlarının etkisi altında kaldığını söyleyerek olumsuz yanıt vermiştir.

Neticede iki Selçuklu ordusu 11 Ağustos 1119 tarihinde Rey yakınlarındaki Save şehrinde karşı karşıya gelmişlerdir. Kaynaklarda iki ordudan Melik Sencer’in ordusunun 20 bin kişilik bir kuvvete sahip olduğu yazarken Sultan Mahmud’un 30 bin kişilik askeri birliğe sahip olduğu kaydedilmektedir.

Öte yandan Sencer, belki de daha az askeri birliğe sahip olmasından ötürü bu savaşta filleri kullanarak üstünlük sağlamak istemiş olacak ki ortalama 18 ile 45 arasında bir fil birliğine sahip olduğu da yine kaynaklar tarafından aktarılmaktadır. Neticede savaş esnasında ilk sıralarda Mahmud’un kalabalık ordusu üstünlüğü ele geçirmiş olsa da Sencer’in ordusundaki fillerin savaşa dâhil edilmesiyle durum Mahmud’un aleyhine dönmüştür.

Sonuç olarak yenilen Mahmud, beraberindeki devlet adamları ile İsfahan’a çekilmek zorunda kalmıştır. Savaşta filleri kullanarak zekice bir iş yapan Sencer ise buradan Hemedan’a yönelmiş aynı zamanda Bağdat’a ulaşan galibiyet haberi ile de halifelik makamının Sencer adına hutbe okutmasını sağlamıştır. Böylelikle halifelik tarafından da sultanlığı onaylanan Sencer hem dini hem resmi mana da Selçuklu sultanı olarak ilan edilmiştir.

Sultan Sencer İktidarı

Yeğeni Mahmud ile giriştiği saltanat davasından sonra galip gelen Sultan Sencer, annesinin de etkisi ile yeğenini affederek canını bağışlamıştır.

Sencer, oğlu olmadığı için Mahmud’u veliahdı yapıp kızı Mehmelek Hatun’u da onunla evlendirip damadı yapmıştır. Öte yandan Sultan Sencer’in yeğenini affetmesinden sonra tekrar taht iddiasında bulunabileceği şüphesi ile belli bir dönem onu kontrolünde tutup yetki vermediği bilinmektedir. Uzun bir süre Mahmud’u kontrolünde tutan Sultan tekrar güvenini kazanınca daha önceden yasaklanmış olan saltanat törenlerinde tekrar ona da yer verilmesine izin vererek adına “nevbet” çaldırmasını da onaylamıştır.

Saltanat kavgaları yüzünden oldukça yıpranmış durumda olan devlet, Sultan Sencer’in saltanat mücadelesini kazanmasından sonra rahat bir nefes almıştır. Böylelikle kısa zaman içerisinde Selçuklu Devleti’ne tekrar istikrar kazandıran Sultan Sencer, Sultanü’l-a’zam (En Büyük Sultan) unvanını alarak Merv merkez olmak kaydıyla Rey, Mâzenderân ve Kumis gibi şehir ve bölgeleri egemenlik sahasına dâhil etmiştir.

Veliahdı olarak atadığı yeğeni ve aynı zamanda damadı olan Mahmud’a ise Sultanü’l-mu’azzam (Büyük Sultan)3 unvanı ile Hemedan merkez olmak üzere ülkenin Batı yönündeki topraklarını yani Irak-ı Acem (Cibal)’in bir kısmı ile Irak-ı Arap (Mezopotamya) ve Suriye topraklarını vermiştir. Burada Sencer’in ülkenin topraklarını yeğeni ile bölüşmesi sonucu Selçukluların yeni bir kolu olarak Irak Selçuklu Devleti’nin kurulmuş olduğunu da belirtmekte fayda vardır.

Öte yandan Sultan Sencer, devletin hâkimiyet alanında bulunan bazı bölgeleri de diğer yeğenlerinin iktâsına vermiştir. Buna göre Irak-ı Acem eyaletinin yarısı ile Gîlân bölgesini Şehzade Tuğrul’a Fars Eyaletini, İsfahan ve Huzistân’ın yarısını ise Şehzade Selçukşah’ın kontrolüne bırakmıştır.

Sultan Sencer hükümdarlığı süresinde yalnızca taht mücadeleleri gibi sıkıntılar ile uğraşmamıştır. Uzun zaman önce başlamış olan Batini hareketlerini bastırmak için de uzun uğraşlar veren Sencer, ülke için oldukça zararlı olan bu hareketi bastırmak için elinden gelen bütün çabayı göstermiştir. Öyle ki kaynaklarda Sencer’in bir defasında Bâtıniler üzerine yaptığı baskında 10 bine yakın fedainin öldürüldüğü zikredilmektedir. Bu durum Sultan Sencer’in bu işi ne kadar ciddiye aldığını göstermektedir.

Sultan Sencer her yönü ile bozulan devlet idaresini tekrar tesis etmeyi istemişse de ne yazık ki işler istediği doğrultuda gitmemiştir. Devlet içerisinde idarede söz sahibi olmak isteyen ve daha önceden bulunduğu konumda güç kaybı yaşamış gerek devlet erkânı, gerekse halifelik makamınca sultanlığı tehlike altına girmeye başlamıştır. Sultan ile tek başına mücadele edemeyeceğini anlayan saltanat iddiacıları ise bu durum karşısında ittifak kurarak emellerine ulaşmayı amaçlamışlardır.