Web sitemize hoşgeldiniz, 29 Kasım 2021
Tarih Bilimi
Anasayfa » Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi » Siyasi İdeolojilerin Toplumsal Etkileri

Siyasi İdeolojilerin Toplumsal Etkileri

Siyasi İdeolojilerin Toplumsal Etkileri

Modern siyasal ideolojiler yalnızca fikir aşamasında kalmamış, bir takım toplumsal etkilere de yol açmıştı.

Liberalizm, içerisinde barındırdığı fikirler ile halkın mutlak ve sınırsız yönetme gücüne sahip kralların yönetimine karşı çıkmalarını sağladı. 1789 İhtilali ile toplumlar kralların mutlak gücüne dayalı düzenlerini yıkmaya başladı. 28 Ağustos 1789’da İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi’nin yayımlanması ile egemenliğin millete ait olduğu, insanların hür ve eşit doğduğu, kişilerin din ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğu gibi ilkeler kabul edildi. Avrupa’da kral ve halk arasında meydana gelen mücadeleler sonucunda anayasalar oluşturuldu.

Fransa’daki liberalizmin kendi ülkelerine sıçramasından korkan diğer Avrupalı devletler Fransa’ya karşı savaştılar. Bu savaşlar, liberalizmin halk arasında yayılmasını engelleyemedi, aksine liberalizmin yayılmasını hızlandırdı. Avrupa’daki krallar vatandaşlarını eski düzene göre yönetmeye kalkınca 1818-1822, 1830 ve 1848 yıllarında üç devre hâlinde ayaklanma ve ihtilaller yaşandı. Böylece XIX. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da birçok devlette anayasalı bir yönetim modeline geçildi.

Liberalizm hareketi Avrupa’da insanları Cumhuriyet idaresiyle yönetilme fikrine de ulaştırmıştır. Hükümdarların otoritesine karşı 1820’li yıllarda başlayan muhalefet hareketleri insanları tekrar Fransız İhtilali’ne yöneltmiş ve Cumhuriyet modelinin akıllarda yer bulmasını sağlamıştır. 1830 İhtilallerinde Fransa da bu Cumhuriyet idaresi için mücadele verilmiştir.

Avrupa’da Napolyon Savaşları bittikten sonra ekonomi hızlı bir gelişme gösterdi. Liberal düşünceler ekonomi alanına da yansıdı. İş adamları ve sermayedarlar ekonominin önündeki en büyük engel olarak hükümdarları gördüler. Hükümdarların izlemiş olduğu ekonomik sınırlamalardan rahatsız oldular. Bu durum da ekonomik özgürlüğün ancak siyasal liberalizm ile olacağına olan inancı arttırdı.

Liberalizm Avrupa’da güzel sanatları da etkiledi. Güzel sanatlarda tabiat ile tabiattaki şekilleri özgürce kullanmayı ilke edinen Romantizm akımının doğmasına yol açtı. Liberalizm dinî alanda da etkisini hissettirdi. Liberaller, halka din ve vicdan hürriyetinin devlet tarafından verilmesi için çaba gösterdiler. Liberalizm ve sosyalizm ideolojileri birbirleri ile zıt görüş içinde olmalarına rağmen halka basın, din ve eğitim özgürlüklerini kazandırmada etkin bir rol oynadılar.

Avrupa’da ticaret kapitalizminin yaşandığı XV ve XVIII. yüzyıllar arasında köylerden kentlere doğru göçler meydana geldi. Kentlerde insanlar küçük ölçekli imalathanelerde çalışmaya başladılar. Kentler zamanla büyüdü. Ana bir kentin etrafında diğer kentler ulusal sınırları belirledi. Böylece feodal yapıdan çıkılarak bir ülke hâline gelindi.

Kapitalist ekonomik politikalar neticesinde feodal yapıdan kurtulan çiftçiler bu yeni kapitalist sistemde kendi mülklerine sahip oldularsa da zamanla mülkleri ellerinden gitti. Köylülerin birçoğu kentlere yerleşti ve bu köylerdeki işletmeler zamanla daha geniş ve pazarda yer bulan büyük işletmelere dâhil oldu.

Sanayi Devrimi

Sanayi Devrimi

XVI. yüzyıldan itibaren Coğrafi Keşifler’le kapitalizm için gerekli olan servet biriktirildi. Bilimsel gelişmeler, üretim araçlarındaki gelişmeler ve ulaşım-dağıtım araçlarındaki ilerlemeler Sanayi İnkılabı’na yol açtı. Sanayi İnkılabı da Avrupa’nın yeni egemen sınıfı olarak tüccarlar ve sanayicileri ortaya çıkardı.

Kapitalist anlayışa sahip olan Avrupa’nın güçlü devletleri sahip oldukları sermayeleri ile güçsüz olan ülkelerin kaynaklarını paylaşmak için yarış içerisine girmişlerdir. Böylece yeni sömürgeler elde etmişlerdir.

Sanayi İnkılabı ve bu devrimin üretim tekniklerine getirdiği yenilikler ile daha az maliyetle daha çok ürün elde edilmeye başlandı. Bu ürünlerin fazlasını da kapitalist devletler yeni pazarlar bularak satmaya başladılar. Sanayi İnkılabı’nın getirdiği büyük ölçekli fabrikalar daha fazla işçiyi gerekli kıldı. İnsanlar çok zor şartlar altında buralarda çalıştırıldı. Artık toplumda bir işçi sınıfı ortaya çıkmıştı. İşçilerin haklarının savunulması için de sendikalar ortaya çıktı.

XIX. yüzyılda işçi hakları ve hürriyet için Avrupa’da çok kanlı devrimler meydana gelmiştir. Kapitalizm genel olarak insanlara parlamenter rejim imkânı sunmuş, din ve vicdan hürriyeti tanımış ve ticarette bireysel girişimlere ve mülk edinmeye imkân vermiştir. Kapitalizm, bu olumlu yanlarının yanı sıra eşit olmayan bir servet ve gelir dağılımı da sunmuştur. Kapitalist gelişmeler işçi ve sermaye sınıfları arasında derin bunalımlara ve çatışmalara yol açtı. Sanayi İnkılabı’nın işçilere sunduğu hayat şartları (günde 12 saatten fazla çalışma, işçi kazalarının çokluğu, sağlıksız çalışma ortamları, ücretlerin azlığı, kötü beslenme, çocuk ölümleri, hastalıklar, işsizlik ve ekonomik bunalım) XIX. yüzyılda toplumsal sorunlara yol açtı. Bu durum liberalizm ve kapitalizmin karşısında işçi sınıfının ideolojileri olan sosyalizm ve Marksizm’in doğmasına neden oldu.

Sosyalizmin etkisi ile İngiltere’de işçi örgütlenmesine izin verildi. 1837 ve 1839 yılları arasında yaşanan işçi hareketleri sonucunda sendikal faaliyet başladı (1851). Bu gelişmenin ardından 1864’te Londra’da Uluslararası İşçi Birliği kuruldu. Diğer Avrupa ülkelerinde de birtakım gelişmeler yaşandı. Almanya’da sendika merkezleri kuruldu ve Fransa’da işçilere sendika kurma hakkı verildi.

Avrupa’da liberal fikirleri savunan devletler, işçi ve sermaye sahiplerinin arasına girerek kapitalist sistemin özüne dokunmadan işçilere bazı haklar tanıdı. Çalışma düzeni, gelir bölüşümü ve kamu alanında çalışan insanlar lehine bir takım düzenleme ve iyileştirme yaparak ekonomik yaşamda etkin bir rol oynadılar.

Vladimir Ilyich Lenin (temsilî)

Marksizm’in en büyük siyasi ve toplumsal etkisi XX. yüzyılda ortaya çıktı. Bazı ülkelerde sosyalist ve komünist devrimlerin yaşanması sonucunda Marksizm devlet yönetimlerine egemen oldu. İlk olarak Vladimir Lenin önderliğinde Rusya’da, 1917 yılında sosyalist devrim yapıldı. Daha sonra bir diğer komünist devrim olan “Büyük Proleter Kültür Devrimi”, 1966- 1976 yılları arasında Mao Zedong liderliğinde Çin’de ortaya çıktı. SSCB egemenliğine bırakılan Doğu Avrupa ve Balkanlar’daki ülkeler de komünizm yönetimine dâhil oldu. 1939-1945 yılları arasında komünist ülkelerin sayısı Rusya ve Çin de dâhil olmak üzere otuz altıya çıktı.

Modern siyasi ideolojiler toplumların dinî hayatını ve bilime bakışını etkiledi. Dinin toplum üzerindeki baskısının azalmasıyla Liberal toplumlardaki dinî müsamaha arttı. Demokrasinin geleceği için dinî hayat, insanların özel hayatlarıyla sınırlandırıldı. Liberal düzen, dinlere karşı değildi. Liberalizm kendi sistemini güçlendiren kamu ve özel ayrımına saygı gösterdiği müddetçe dine müdahale etmedi.

Herkesi iş gücü hâline getiren kapitalizm, sekülerleşmenin de hızlanmasına sebep oldu. Ana amacı kâr olan kapitalizmin etkisiyle aynı iş yerinde çalışan ve aynı semtlerde ikamet eden insanlar, inanç farklılığı gözetmeden bir arada yaşamaya başladılar. Kadınların iş gücü hâline gelmesiyle eski geleneksel aile yapısı çözüldü. Ticaretin seküler kuralları, dinî müsamahayı arttırarak farklı inançlar arasında olumlu bir iletişimin de önünü açtı. Kapitalist sistemde insanın sahip olduğu dinî kimlik iş alımlarında seçenek olmaktan çıktı. Ekonomik büyüme ve insanların yaşam standardında yükselme ile beraber toplumlarda sekülerleşme hız kazandı.

Marksizm ve sosyalizm ideolojilerinde dinin herhangi bir olumlu fonksiyonunun olmadığı savunuldu. Sosyalistler, kapitalizmin dinin pratikteki uygulamalarını aşındıracağını ve zamanla dinin toplumlar üzerindeki etkisinin ortadan kalkacağını öne sürdü. Bundan dolayı sosyalizm ve Marksizm’in dine karşı özel bir strateji geliştirmesine gerek olmadığı görüşü hakim oldu.

Dünya genelinde modernleşme süreciyle beraber insanın kutsalla olan bağı zayıfladı. Yaşamın anlam ve amacı yalnızca dünyaya özgü tüketime indirgendi. Evrensel değerlerle birlikte millî kültürel değerler de erozyona uğradı. Değerlerde yaşanan aşınma ve ahlaki çöküntü toplumsal pek çok sorunu ortaya çıkardı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz