Propaganda Aracı Olarak Sinema ve Radyo

Propaganda Aracı Olarak Sinema ve Radyo

Sanayi Devrimi ile önemi artan propaganda sektörü, 19. yüzyılın sonuna yaklaşıldığında teknolojinin gelişmesi ile toplumları etkileyen büyük bir güce ulaştı. Propaganda; kitle iletişim araçları, eğitim, halkla ilişkiler, beyin yıkama ve kontrolü, reklamcılık, psikolojik savaş gibi araçlar kullanılarak yapıldı. Radyo ve sinema sektörünün bundaki payı çok büyüktü.

Propaganda Yöntemleri

Totaliter rejimler propaganda (Görsel 1.32) yöntemi olarak kullanılan ışık gösterileri, ses, etkileyici mimari ve “büyük yalan” kuralını barındıran bilinçaltı tekniklerine çok şey borçludur. Bu uğurda şu yöntemler kullanılmıştır:

• Gücün estetiğini etkili şekilde kullanarak lider ve partisini yücelten, halkla bağını güçlendiren millî kahraman imajı oluşturulmuş, devletin gücü heykel ve kamu binalarındaki şatafatla paylaşılmıştır.

• Diyalektik düşman oluşturularak rejimler (sosyalizm, Nazizm, faşizm) kendi haklılıklarını göstermiş ve böylece halkın desteğinde süreklilik sağlanmıştır. • Nefret psikolojisi ile iç ve dış düşmanlara karşı davulun sesi yükseltilerek toplumların duygusal tepkileri ateşlenmiştir.

Sinema

Sinema, hükûmetler tarafından siyasal, sosyal ve dinsel baskı gruplarının denetiminde kendi propagandalarını gerçekleştirmek için kullanıldı. İnsan topluluklarını yönlendirmek, bir ideolojiye bağlamak maksadıyla çekilmiş sinema filmleri propagandanın en ideal aracı hâline geldi. İlk olarak 1898’de ABD’de çekilen “İspanyol Bayrağını Yırtarken” adlı filmin Amerikan toplumu üzerinde oluşturduğu etki fark edildi. Birinci Dünya Savaşı’na katılan ülkeler, halklarının ve askerlerinin morallerini yüksek tutmak için propaganda filmleri çektiler. SSCB, rejimini daha geniş kitlelere yaymak için sinema sektöründen istifade etti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikan sineması uluslararası film üretimine egemen oldu. “Şarlo” karakteriyle şöhret olan Charlie Chaplin [Çarli Çaplin], 1930’lu yıllarda Modern Zamanlar ve Büyük Diktatör adlı filmlerde rol aldı. Charlie Chaplin, Büyük Diktatör adlı sinema filminde Nazizmi ve Adolf Hitler’i sert bir şekilde eleştirmiştir.

Hitler’in iktidara gelişiyle Alman sineması Nazi propaganda araçlarından biri hâline geldi. Yahudiler, Marksistler ve liberaller sinema stüdyolarından uzaklaştırıldı. Almanya’da propagandaya yönelik sinema, 1934’te Nuremberg’deki (Nürmberg) Nazi Kongresi esnasında büyük maddi ve teknik imkânlarla çekilen Leni Riefenstahl’ın (Leni Rifenştal) “İradelerin Zaferi” filmi ile zirveye çıktı.

Radyo

Hitler “Kavgam” kitabında, kullanmasını bilenlerin elinde radyonun korkunç bir silah olacağını belirtiyordu. 1933’te seçimler Nazilerin başarısıyla sonuçlanınca Propaganda Bakanı Goebbels radyolarda büyük bir tasfiye hareketine girişti. Muhalifler işten çıkartıldı, bazıları da toplama kamplarına gönderildi. Programlar yeniden düzenlendi, hükûmetin çalışmalarını yansıtan yayınlara öncelik verildi, askerî marşların yanı sıra Alman bestecilerin yapıtları ağırlık kazandı. Alman ırkının üstünlüğünü belirten konuşmaların yayınına başlandı. Radyolarda her programın başında Alman ırkını, devletini ve liderini yücelten sloganlar yayımlanıyordu. Büyük savaş, propagandanın gücünü kanıtladı. Barışta da propaganda bir hükmetme yöntemi olarak benimsendi. İkinci Dünya Savaşı’na doğru propaganda stratejileri, radyonun uluslararası bir araç olmasını sağladı. Başka deyişle bu savaşta radyonun üstlendiği rol, belki günümüzde sıkça dillendirilen küreselleşmenin iletişim alanındaki ilk ciddi imtihanıydı.

Radyonun propagandayı sınır tanımaz bir güce ulaştırmasına rağmen propagandayı toplumların üzerinde sürekli kılan unsur, XX. yüzyılın ideolojik mücadeleleri olmuştur. “Toprak ve barış” sloganını işleyen Lenin’in öncülüğündeki komünizm propagandası, Çarlık Rusyasında milyonlarca asker ve köylüyü etkisi altına almayı başardı. Hitler’in liderliğinde gelişen Nasyonal Sosyalist Parti (Nazi Partisi) ise “En büyük Almanya” parolasını tekrarlayan propagandası ile önce iktidarı ele geçirdi, daha sonra dünyayı İkinci Dünya Savaşı’na sürükledi.