Tarih Platformuna hoşgeldiniz, 17 Mayıs 2021

Polis Şehirlerin Temel Özellikleri

Polisin antik dönemde görünümü. Görsel kaynağı: Nereye Dergisi

İlk polis’ler az gelişmiş yerleşim yerleriydi. Küçük köylere dağılmış, tarım yerle­ şimleri olmaktan öteye gitmiyorlardı. Ama gelişme düzeyleri de birbirinden fark­lıydı. Buna en iyi örnek Antik Yunan dünyasının en önemli polislerinden biri olan Sparta ve Atina’dır.

Sparta bütün önemine karşın, hep küçük köyler topluluğu ola­rak kalmıştı. Oysa diğer önemli polis olan Atina bir köyler topluluğu olmanın çok ötesine geçmişti. Bu iki önemli polis de diğer tüm polis’ler gibi aslında küçük siyasal birimlerdi.

Sparta, en büyük polis’lerden biri sayılsa da topu topu 8000 km2 civarındaydı. Atina ise 2800 km2 büyüklüğündeydi. Bir ada üzerindeki Delos polis’inin toplam yüzölçümü ise 5.5 km2 den ibaretti. Polis’lerin yüzölçümleri kü­çük olunca, elbette nüfusları da pek fazla değildi. Bu küçük ölçekli yerleşimler siyasal işlevler bakımından çeşitli avantajlar da sağlıyordu. Örneğin Antik Yunan’ın günümüze en önemli mirası sayılabilecek doğrudan demokrasi fikri, biraz da varlığını bu küçük ölçeklere borçluydu. Bu bakımdan polis’ler aslında az sayıda yurttaşın oluşturduğu bir bütünlükten başka bir şey sayılmayabilir.

Polis Halkının Özellikleri

Polis’lerin yurttaşların varlığından ve dininden ayrı bir dini, yurttaşların savaş zamanı silahlanarak oluşturduğu ordudan başka bir ordusu, aynı şekilde yurttaşla­rın sahip olduğu siyasal anlam ve varlığı dışında bir siyasal anlam ve varlığı yoktur. Buna karşın, yine de polis, yurttaşların matematiksel toplamından ibaret sayılma­malıdır. Yani polis ve yurttaş özdeş değildir. Çünkü, polis nüfusu yalnızca yurttaş­lardan ibaret değildir. Aksine, polis’te yurttaş sayısından daha fazla köle ile Yunan kökenli ve aynı dili konuşuyor olmasına karşın yurttaşlık haklarına sahip olmayan metoikos’lar (yabancılar) bulunmaktadır. Ayrıca kadınların da yurttaş sayılmadığı bilinmektedir. Ama kuşkusuz polis, her bir yurttaş tarafından öncelikle gözetilme­si, savunulması, uğruna can verilmesi gereken siyasal varlıktır.

Modern bir ifadeyle söylemek gerekirse polis yurttaş için değildir ama yurttaş kesinlikle polis içindir. Bu bakımdan kimi modern düşünürler, polis’te yurttaş olmanın temel erdemini burada bulurlar. Buna göre, yurttaşlık erdemi, yurttaşın topluluğun ya da polis’in çıkarlarını daima kendi çıkarlarından öncelikle gözetmesidir. Bu bakımdan yurt­ taşlık özgeci bir tutumun (fedakarlığın) adıdır.

Polis’lerin her biri, diğerlerinden ayrı özerk bir varlığa sahiptir. Bu nedenle tümü için geçerli ortak, aynı, somut özelliklerin varlığını ileri sürmek zordur. An­cak, kesinlikle kabul edilen şey, her bir polis’in özgün siyasal bir varlık oluşu dı­ şında, aynı zamanda özgün bir askerî, dinî, mimari bütünlüğe de sahip olmasıdır. Bu bakımdan en ünlü örnek Atina polisidir. Ayrıca Atina demokrasinin de beşiği kabul edilir. Oysa en az Atina kadar ünlü olan bir diğer polis Sparta’dır. Ancak, ne yazık ki Sparta’ya ilişkin yazılı kaynak çok fazla değildir ve bunlar da kendileri ta­rafından kaleme alınmamıştır.

Sparta’nın siyasal düşünce bakımından önemi, toprak mülkiyetini, genel olarak özel mülkiyeti ve buna dayalı yaşam tarzını reddeden bir özellik taşıması­dır. Sparta’nın özellikle eşitlikçi ve ortaklaşmacı bir hayat tarzında gösterdiği ısrar kendisinden sonra gelen dönemler ve hatta çağlar için esin verici niteliktedir. Bu bakımdan Sparta’nın temel yasası olan Lykurgos Yasalarının tarihin ilk ve en önemli ütopyacı metinlerinden olduğu da sıklıkla ileri sürülür.

Sparta polis’i, ken­di kendine yeterli ve dışa kapalı bir toplum olarak kaldıkça gücünü ve etkinliğini korumayı başarmış, hatta bölgesinde biricik güç olmuştur. Ama İÖ 431 yılında başlayan ve 27 yıl sürerek İÖ 404 yılında Sparta’nın zaferiyle biten Peloponnesos Savaşı, Sparta’nın kendi içine kapalı, yetinmeci dünyasını zenginlikle tanıştıracak, bu da kendi içinde eşitsizliği keskinleştirecek ve yıkılışını hızlandıracaktır.

Kaynak: Siyasi Düşünceler TarihiYazarlar: Prof.Dr. Ayhan YALÇINKAYA – Prof.Dr. Mehmet Ali AĞAOĞULLARI  –  Editör: Prof.Dr. Mehmet Ali AĞAOĞULLARI

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz