Oğuz İstilası ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Yıkılışı

Oğuz İstilası ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Yıkılışı

15/10/2020 0 Yazar: admin

Karahıtay ve Karluklar’ın baskısı neticesinde Türkistan’dan batıya geçmek zorunda kalan Oğuzlar, çoğunlukla Belh civarında ve Huttelân otlaklarında yaşıyorlar, Büyük Selçuklu Devleti’nin nüfuz sahası içinde bulunmalarına rağmen yarı bağımsız bir hayat sürüyorlar ve sultanın mutfağına yılda 24.000 koyun vergi ödüyorlardı.

Selçuklular ve Oğuzlar arasındaki ilk anlaşmazlık bu verginin alınması sırasında vuku bulmuş, Oğuzlar kendilerine güçlük çıkartan tahsildarı öldürmüşlerdi.

Belh valiliğinin yanı sıra kendini Oğuzlar üzerine şahne tayin ettiren Emîr Kumaç (Kamaç)Belh’e döndükten sonra Oğuzlardan öldürülen tahsildârın diyetini istedi; ancak Oğuzlar bu isteği kabul etmediler. Kumaç da bir müddet sonra yanına oğlu Alâeddîn Ebûbekir’i de alarak 10.000 kişilik bir orduyla Oğuzlar üzerine yürüdü ve onların sultanın hazinesine çadır başına 200 dirhem vererek bulundukları yerde yaşayışlarını sürdürme isteklerini reddetti. Fakat iki taraf arasında yapılan savaşı Oğuzlar kazandı.

Emîr Kumaç ve oğlu Alâeddîn savaş sırasında öldü Haberi duyan Sencer diğer kumandanlarının teşviki ile, Oğuzlar üzerine sefere çıktı.

Oğuzlar sultanı bu hareketinden vazgeçirmek için bir anlaşma teklif ettiler. Bu teklife göre, Kumaç ve oğlunu öldürme diyeti olarak 100.000 dinar ve 1000 Türk köle vereceklerdi. Diğer bir rivayete göre, 200.000 dinar para, 200.000 koyun, 50.000 at ve deve, 100 köle teklif ediyorlardı. Sultan Oğuzlar’ın bu cazip teklifleri karşısında seferden vazgeçmek niyetindeydi. Fakat başta Kumaç’ın torunu Emîr Mü’eyyed Ay–aba olmak üzere diğer emîrlerinin ısrarı karşısında yürüyüşe devam etti.

İki taraf arasında Belh vilâyeti sınırları içinde yapılan savaşta, Oğuzlar 100.000 kişilik Selçuklu ordusunun hücumunu püskürttükten sonra onları dar bir boğazda sıkıştırarak tam bir bozguna uğrattılar. Sultan Sencer de Oğuzlar’ın eline esir düştü (Mart–Nisan 1153).

Oğuz reisleri Sultan Sencer’e, önce gayet saygı göstererek onu tahtına oturtmuşlar, hatta ”Biz senin kullarınız. Sen bizim sultanımızsın” gibi sözlerle emrinde olduklarını belirtmişlerse de sonradan onu geceleri bir demir kafes içinde tutarak kaçmasına engel olmuşlar zaman zaman da onu burada aç bırakarak eziyet etmişlerdi.

Bu arada Oğuzlar’dan kaçmayı başaran Sencer’in vezîri Tahir b. Fahrü’l–Mülk’ün çabalarıyla Sultan Sencer’in yeğeni, Muhammed Tapar’ın oğlu Süleymanşâh’ın sultanlığı Nişâbur’da ilân edildi. Ancak bütün kumandanları çevresinde toplamaya muvaffak olamayan Süleymanşâh, Merv üzerine yürüdü ise de Oğuzlar karşısında yenildi. Vezîr Tahir’in ölümünden sonra da Horasan’ı terketti (Nisan–Mayıs 1154).

Sultan Sencer’in bu esareti sırasında Oğuzlar başta Merv (Eylül/Ekim 1153) olmak üzere Tûs (Kasım 1154), Meşhed (30 Kasım 1154), Nişâbur, Meyhene, İsferâyin, Cüveyn (Aralık 1154/ Ocak 1155) ve Serahs (Ocak/Şubat 1155) gibi Horasan şehirlerini korkunç bir şekilde yağma ve istilâ ettiler. Daha sonra Belh ve Merv bölgesine çekildiler.

Bu hadiselerin oluşu sırasında bir kısım Selçuklu emîr ve kumandanları bu kez de Sencer’in yeğeni (kızkardeşi tarafından) Karahanlı soyundan Mahmud Han’ı devletin başına geçmesi için davet ettiler ve sultan tanıdılar (1155 yılı başı). Mahmud Han Horasan’a gelerek devletin başına geçti.

Irak Selçuklu sultanı Rükneddîn II. Muhammed (1153–1159) ve Hârezmşâh Atsız onun hükümdarlığını tanıdılar. Mahmud Han Herat’ı kuşatmakta olan Oğuzlar üzerine yürüdü. İki taraf arasında birçok savaş olmuş ve bunların çoğunu Mahmud kaybetmişti, buna rağmen Oğuzların Herat kuşatmasını kaldırarak Merv’e çekilmelerinde onun rol oynamış olması muhtemeldir (Temmuz/Ağustos 1155).

Mahmud çok geçmeden Oğuzlar’la bir barış yaptı. Fakat diğer taraftan da onlarla daha iyi mücadele edebilmek için bazı devletlerle ittifak yapmak arzusundaydı. Bu maksatla Hârezmşâh Atsız’a başvurdu. Mahmud’un teklifini kabul eden Atsız daha geniş bir ittifak meydana getirmeyi düşünmüş ve Sistan Meliki Tâceddîn Ebu’l–Fazl, Mâzenderân Melikî Ebu’l–Feth Rüstem b. Ali ve Gûr hükümdarı Alâeddîn Hüseyin–Cihansûz’u işbirliğine davet etmişti.

Mahmud Han ve Atsız birleşme çabaları içindeyken Sencer esaretten kurtarıldı. Oğuzlar Mahmud Han’la yapılan anlaşmadan sonra Sencer’in eski kumandanlarına kendisiyle görüşmek üzere izin vermişlerdi. İşte bu fırsattan yararlanan Kumaç’ın torunu Mü’eyyed Ay– Aba nöbetçi Oğuzlar’dan bir grubu kandırmaya ve Sencer’i kaçırmaya muvaffak olmuştu304 (Ekim/Kasım 1156).

Sultan Sencer önce Tırmiz şehrine geldi, buradan kendisine tâbi olmamış devletlere birer mektup göndererek tekrar Selçuklu Devleti’nin başına geçtiğini bildirdi. Mahmud Han ve yanındaki kumandanlar ise Hârezmşâh Atsız’a sığınmışlardı. Sencer bir müddet sonra başkenti Merv’e gitti. Ancak kendisi artık yaşlanmış ve çektiği sıkıntılardan dolayı ruhen çökmüştü. Askerleri dağılmıştı, üstelik hazinesi de boşalmıştı. Bu bakımdan Sultan Sencer esaretten kurtulduktan sonra devletini yeniden diriltmek hususunda bir şey yapamadı, 26 Nisan 1157 (veya 6 Mayıs 1157) tarihinde 72 yaşında üzüntü içinde öldü ve Merv’de sağlığında yaptırdığı ve ”Dârü’l–Ahire” (Ahiret Yurdu) adını verdiği muhteşem türbesine gömüldü. Adı geçen türbe bugün restore edilmiştir. Sencerle beraber Selçuklu Devleti geride parlak bir geçmiş bırakarak tarih sahnesinden çekildi.

Sultan Sencer ilim, edebiyat ve sanatın gelişmesine çok yardımları dokunmuş büyük bir hükümdardı. Devrinde Enverî, Mu’izzî gibi şairler, bir çok ilim adamı yetişmiş ve onun lütuf ve ihsanlarına nail olmuşlardı. Din adamlarına da önem verir, onların nasihatlarını dinlerdi. Dindar, hoşgörülü ve halka karşı merhametliydi.

Selçuklu hanedanı tarafından kurulan öteki devletlere gelince bunlar; Irak Selçukluları (1119–1194), Suriye Selçukluları (1078–1117), Kirmân Selçukluları (1048–1186) ve Türkiye Selçukluları (takriben 1080–1308) devletleridir.