Tarih Platformuna hoşgeldiniz, 19 Nisan 2021

Milliyetçilik İlkesi Nedir?

Günümüzde dünyayı etkileyen önemli kavramlardan biri de milliyetçiliktir. Milliyetçiliği anlamak için öncelikle millet kavramını tanımlamak gerekir.

“Millet” kelimesi Fransızca “nation” kelimesinin karşılığı olarak aynı soydan, aynı kökten anlamına gelmekte olup ortak değerlere sahip insan topluluğunu ifade etmektedir. Dilimizdeki millet kelimesi, Arapça “mille” sözcüğünden türemiş olup topluluk anlamında kullanılmaktadır. Günümüzde millet kavramı ise ortak bağları olan ortak ideal etrafında toplanmış insan topluluğunu ifade etmektedir.

Milliyetçilik İlkesi Nedir?

Milliyetçilik İlkesi Nedir?

Milliyetçilik ise kendilerini aynı milletin üyesi sayan kişilerin mensup olduğu toplumu yüceltme isteğidir. Bir başka tanıma göre millî amaca ulaşmak için bir ülkü etrafında toplanmayı ifade etmektedir. Günümüzdeki bu anlayışa göre beşeri dayanışma ön planda olup sınıf ve zümre ayrımına yer yoktur.

Milliyetçilik İlkesi Nedir?

Millet ve milliyetçilik Fransız İhtilâli’nden sonra ortaya çıkmış kavramlardır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imparatorluklar parçalanınca çok sayıda millî devlet kuruldu. XX. yüzyıl başlarında başlayan bu süreç yakın zamanlara kadar devam etti.

Fransızca “Nation” kelimesinin karşılığı olarak aynı kökten, aynı soydan gelme anlamında kullanılan Millet, toprağı, tarihi kökleri olan kültürel unsurları (dil, gelenek, görenek gibi) ile yaşayan sosyal varlık olan bir topluluktur. Milliyetçilik ise bu üç ana sebebin farkına varmak ve aralarındaki ilişkiyi geçmiş, içinde bulunulan zaman ve gelecek çizgisi üzerinde İlim ve akıl yolu ile devam ettirme ve çağdaşlaştırma arzusu ve bilincidir.

Milletin, varlığını devam ettirmek için sahip olması gereken özelliklerin savunulması ve korunması da “Milliyetçilik” olarak tanımlanır. Milliyetçiliği, kendilerini aynı milletin üyesi sayan kişilerin duydukları; bir arada, aynı sınırlar içinde bağımsız yaşama ve meydana getirdikleri toplumu yüceltme isteği olarak tanımlayabilmek de mümkündür.

Fransız İhtilali ile birlikte modern milliyetçilik anlayışının yayılması, çok milletli Osmanlı Devletini de etkilemiştir. Türk Milliyetçiliği; İslâm ümmetçiliğinden, çok milletli Osmanlıcılığa, oradan İslamcılığa ve nihayet Türk milliyetçiliği ve vatanperverliğine dönüşecek şekilde bir gelişme göstermiştir. Türklerde milliyetçilik, gayr-ı müslimlerin bağımsızlıklarını kazanarak, Osmanlı Devleti’nden ayrılmalarına karşı bir tepki olarak doğmuştur. Balkan Savaşları Osmanlıcılık anlayışının dayandığı temelleri yıkmış, Türk milliyetçiliğinin hızla yükselmesini sağlamıştır.

Milli Mücadele başlarında Türk milliyetçiliğini ve milli egemenlik ilkesini kendisine rehber edinen Atatürk, tüm insanları milli mücadele hareketi etrafında örgütleyerek, bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştırmıştır. Atatürk’e göre millet; “Zengin bir geçmişe sahip olan, birlikte yaşamayı arzulayan, sahip oldukları değerlerin korunması konusunda ortak irade gösteren insanların birleşmesinden oluşmuş bir cemiyettir”. Atatürk her millete uyabilecek bu genel tanımın yanı sıra, Türk Milleti’nin oluşumunda etkin olan faktörleri de şöyle sıralamıştır:

  1. Siyasi varlıkta birlik,
  2. Dil birliği,
  3. Yurt birliği,
  4. Irk ve menşe birliği,
  5. Tarihi karabet(Yakınlık-akrabalık),
  6. Ahlak birliği

Atatürk milliyetçiliğinde temel koşul milli birlik ve beraberlik, ortak duygu ve düşünce ile kültürdür. Atatürk’ün dini, mezhebi, dili ne olursa olsun kendini Türk olarak gören ve Türk gibi yaşayan herkes Türk’tür, şeklindeki tanımlaması Atatürk milliyetçiliğinin kültürel ortaklığa dayalı ve birleştirici olduğunu göstermektedir.

Atatürk’ün benimsediği kendini mensup hissetme, ortak yaşama arzusu gösterme, ortak bir geleceğe doğru beraberce yürüme, tasada ve kıvançta beraber olma ortak paydasından hareket ederek bugün Türkiye’de yaşayan yetmiş milyon insan tek bir millettir.

Türk milleti denildiği zaman etnik anlamda bir topluluktan bahsedilmemektedir. Bu topraklarda yaşayan herkes bu tanımın içindedir. Kültür olarak da hukuk olarak da siyaset açısından da durum aynıdır. Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı birleştirici ve bütünleştiricidir. Din, dil, ırk, mezhep farkı ne olursa olsun herkesi aynı gözle gören bir anlayıştır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes hiçbir ayrım gözetilmeksizin vatandaşlık bağı ile bu devlete bağlıdır. Dolayısıyla bu temelde vatandaşlık bizim için en önemli ortak paydadır.

Atatürk’ün milliyetçilik anlayışının gerçek amacı, Türk Milleti’nin her alanda yükselmesinin sağlanmasıdır. Bunun için de Atatürk’ü rehber edinen her Türk Milliyetçisi, çağdaşlaşma yolunda hiçbir engel tanımayacak, gelişmiş devletlerin seviyesine ulaşırken kendi özünden ve değerlerinden asla uzaklaşmayacak, bununla birlikte onlarla bir uyum içinde olacak ve tüm özellikleri ile insanlığa örnek teşkil edecektir.

Millî değerlere sahip olunabilmesi için tarihin iyi öğretilmesi ve öğrenilmesi zorunludur. Tarih şuuruna sahip olmayan milletlerin başka milletlerin etkisinde kalması mukadderdir. Bu da o milletleri kısa sürede yok olmaya götürebilir. Ayrıca bu bağlamda milletler için dilin de önemi büyüktür. Dil, kültür ve medeniyet taşıyıcısı canlı bir varlıktır. Kendi diline sahip çıkamayan bir millet için de bu durum millet olmanın bütün özelliklerini kaybetmek ya da kültürel kimliğin yok olması demektir. Mustafa Kemal Atatürk, Türk Tarihi’ne ve Türk Dili’ne sahip çıkarak, insanlık tarihi boyunca büyük medeniyetler kurmuş bir milletin bu tarihi ve kültürel zenginliğini ortaya koymak üzere, Türk Tarih Kurumu’nu ve Türk Dil Kurumu’nu kurdurmuştur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Sitenin barındırma masrafları reklam gelirleri ile karşılanmakta.

Lütfen reklam engelleyici uygulamasını kapatın veya sitemizi engelleme dışında tutun.

Teşekkürler.