XI – XIII. Yüzyıllarda Anadolu’da Ekonomik Hayat

Coğrafi konumu itibarıyla çok eski devirlerden beri tarım, ticaret, sanayi vb.
alanlarda önemli bir merkez olan Anadolu, bu özelliğini Türkiye Selçukluları
Döneminde de devam ettirmiştir. İklim şartları ve toprakların elverişli olması,
ikta sisteminin uygulanması ile tarımsal alanda büyük artış sağlanmıştır. Ahiler
tarafından teşkilatlandırılan sanayi, zirai ve hayvani ürünleri değerlendirip
madenleri işleyerek ticari faaliyetleri desteklemiştir. Türkiye Selçuklu
sultanları
Karadeniz ve Akdeniz limanlarını fethetmiş, buralara Türk tüccar ve
sermayedarlarını naklederek ithalat ve ihracat müesseseleri kurmuştur.
Latinlerle ticaret anlaşmaları imzalamış ve çok düşük gümrük tarifesi
uygulamışlardır. Ayrıca saldırıya uğrayan tüccarın zararlarını hazineden
tazmin eden uygulamanın, bir nevi “devlet sigortası”nın gerçekleştirilmesi
dünya ticaret tarihi bakımından da çok önemlidir. Bu tedbirlerin yanında
Anadolu’nun kervan yolları üzerinde inşa edilen kervansaraylarda yolcular,
hayvanları ile birlikte 3 gün ücretsiz kalıyor, yemek yeme imkânına sahip
bulunuyor, hastalar tedavi ediliyor ve fakir yolculara ayakkabı dâhi veriliyordu.
Büyük kervansaraylarda hastahane, mescid, tabib ve ilaç bulundurulması
da Selçukluların ulaştığı seviyeyi
göstermektedir. Sultanlar ve vezirler
tarafından yapılan kervansaraylarda,
zengin-fakir, hür-köle, Müslüman-
Hristiyan farkı gözetilmeden bütün
yolcuların eşit muameleye tabi
tutulacağı vakfiyelerde belirtilmiştir.
Bütün bu uygulamalar Anadolu’nun
iktisadi açıdan son derece gelişmesini
sağlamıştır.

Selçukluların Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu’da zayıflamasıyla
mevcut durum değişmeye başlamıştır. İktisadi refah Moğollar devrinde bir süre
daha devam etmiştir. 1260’tan sonra Moğollara karşı başlayan aralıksız
isyanlar, uç beylerinin itaat etmemeleri, Anadolu’da artık her türlü huzurun sona
erdiğini göstermekte idi. Selçuklu hükûmetinin, Moğollara taahhüt ettiği
vergileri verememeleri, paranın değerinde yaşanan düşüşler, İlhanlı
hazinesinden alınan borçlar iktisadi düzenin bozulmuş olduğunu
göstermektedir.

Yine bu dönemde Moğollara karşı başlayan çarpışmalar, bölge devletleri
arasındaki savaşlar toprak düzeninin bozulmasına, dış ticaretin zayıflamasına
ve Anadolu’nun iktisadi yönden gerilemesine neden olmuştur. Tarlaların
ekilememesi ve ekinlerin göçebeler yahut savaşan taraflarca hasara
uğratılması köylünün ekim gücünü azaltmıştır. Ayrıca sık görülen kuraklık ve
çekirge afeti memlekette çok ağır bir açlık ve sefalete yol açmıştı.

Bu dönemde ziraat, sanayi, ticaret ve transit yollarının eski önemlerini
kaybetmeleri bakımından Türkiye ciddi bir buhran geçirmiş, fakat uçlarda
başlayan yeni fetih hareketleri memleketin iktisadi hayatına tekrar bir canlılık
getirmiştir.

Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu’da kurulan beylikler kısmen de olsa
ekonomiyi canlandırmışlardır. Hâkim oldukları bölgelerde siyasi istikrar tarım
ve ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Venedik, Ceneviz, Floransa, Napoli gibi
devletler beylikler döneminde de ticari faaliyetlerine devam etmişler, bu
devletlerle ticari anlaşmalar yapılmıştır.

Konumu ve kaynaklarıyla bazı beylikler ekonomik açıdan ön plana çıkmıştır.
Karamanoğulları kurulduğu bölgedeki geçitlerden; Ramazanoğulları
Çukurova’daki tarımdan, hac ve ticaret yollarından; Saruhanoğulları ve
Menteşeoğulları gibi beylikler sahip oldukları donanmayla ticaretten;
Candaroğulları da demir ve bakır madenlerinden önemli ölçüde gelir elde
etmişlerdir. Ekonomi o kadar canlanmıştı ki bazı Anadolu beylerinin kendilerine
ait sikkeleri de mevcuttu.

Bir cevap yazın