Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Uluslararası Politikada Petrolün Yeri

XIX. yüzyılın ortasında ilk kez ABD’de çıkarılmaya başlanan petrol, kısa süre sonra da Avrupa’ya
ihraç edildi. Bu yüzyılın sonunda Avrupa ülkelerinde ve Rusya’ da petrol kullanımı yaygınlaştı. Petrolün
motorlu araçlarda kullanılmaya başlanması önemini daha da arttırdı. Orta Doğu’da petrol, ilk olarak I.
Dünya Savaşı öncesinde bulundu. İngiltere Osmanlı Devleti’nin topraklarında petrol arama faaliyetine
girerek petrol ticaretini kontrol etmeye çalıştı. Almanya da Bağdat-Berlin demiryolu ile bölgedeki petrol
yataklarını kontrolü altına almak istiyordu. Savaş sonrasında Batılı devletler mandacılık sistemi ile ABD
ise petrol şirketleri aracılığı ile bölge üzerinde etkili oldu. II. Dünya
Savaşında Japonlar, Pearl Harbour’a Doğu Hint Adalarındaki
petrol kaynaklarını ellerinde tutmak için saldırdı. Hitler’in SSCB’yi işgal etmek istemesindeki etkenlerden birisi de Kafkasya’daki
petrol yataklarını ele geçirmekti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra
hızlı bir sanayileşme sürecine giren dünyada petrolün bir çok
sanayi dalında kullanılmaya başlanması, enerji kaynağı olarak
taş kömürünün yerini almasına da sebep oldu.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Orta Doğu üzerinde hâkimiyetlerini
yitirmeye başladığını anlayan Batılı devletler, petrol
şirketleri aracılığıyla etkinliklerini devam ettirmeye çalıştılar.
Şirketlere ayrıcalık veren ülkelerdeki milliyetçi gösteriler bu
ülkelerin petrol satışından da pay istemelerine ve bazı ülkelerde
de (Iran vb.) petrol şirketlerini millîleştirilmesine neden oldu. Bu
millîleştirme girişimleri karşısında Batılı Devletler petrol üreten
başka ülkelere yönelerek üretimlerini arttırdılar ve fiyat
kontrolünü ellerinde tutmaya devam ettiler. Bu tarihlerde petrol
piyasasına girmek isteyen SSCB gibi ülkeler düşük fiyatlardan
petrol petrol satmaya başladılar. Bu gelişmelerden olumsuz
etkilenen petrol üreticisi ülkeler, Ağustos 1960’ta OPEC’i
(Organization Petroleum Exporting Countries -Petrol Ihraç Eden
Ülkeler Teşkilatı-) kurdular. OPEC’in amacı petrol fiyatlarını
yüksek seviyeye çıkarmak ve üretici ülkeler arasında teknik
konularda iş birliğini sağlamaktı.

1970’li yılların başında OPEC amacına ulaştı ve petrol şirketlerine karşı üstünlük
sağladı. Petrol üretimini
daha pahalıya mal ettiği için düşük fiyatta petrol satışından zarar gören ABD’nin petrol
şirketlerine
destek vermemesi, OPEC’in başarılı olmasında etkili oldu. Bu arada 1967 (Altı Gün
Savaşı) Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra petrolün İsrail’e karşı siyasi bir silah olarak kullanılmasını sağlamak için OAPEC
(Organization of Arab Petroleum Exporting Countries -Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri
Teşkilatı-) kuruldu. Ancak Arap ülkeleri arasında dayanışmanın sağlanamaması ve Batılı ülkelerin OAPEC
dışındaki ülkelerden petrol satın alması OAPEC’in istediği sonucu alamamasına sebep oldu. Ekim
1973’te çıkan Orta Doğu savaşından sonra OAPEC tarafından petrol fiyatlarının yükseltilmesiyle
yaşanan petrol krizi hız kazandı. Bu durum özellikle Batı Avrupa’da ve Japonya’da paniğe yol
açtı.
Japonya 22 Kasımda İsrail’e karşı tavır aldı. İngiltere 1973 Arap-İsrail Savaşı’nda Orta Doğu ülkelerine
uygulamaya başladığı silah ambargosunu kısa bir süre sonra kaldırarak sadece İsrail ile sınırlı tuttu.
Suudi Arabistan’ın İsrail’e destek veren ABD ve Hollanda’ya karşı uyguladığı petrol ambargosu özellikle
ABD’nin Orta Doğu politikasını değiştirmedi. Hatta ABD, bu politikanın Batı’nın sanayisine ciddi zararlar
vermesi hâlinde Basra Körfezi bölgesine bir silahlı müdahale ihtimalini belirterek oldukça sert bir tepki
verdi. 1974’te enerji ve özellikle petrolün sağlanmasında, kullanılmasında iş birliği ve ortak
planlamayı
gerçekleştirmek amacıyla Avrupa İktisadi İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) çerçevesinde
“Milletlerarası Enerji Ajansı” (International Energy Agency) kuruldu.

1973-1974’ten itibaren OPEC ülkelerinin
ham petrol fiyatlarına her altı
ayda bir zam yapmaları, petrol üretimin
azaltılmasından endişe duyan Batı’nın
sanayileşmiş ülkeleri tarafından kabullenildi.
Buna karşılık sanayileşmiş
ülkeler, petrol fiyatlarını kendi sanayi
mamullerine ve teknolojilerine yansıtarak
yine bu ülkelere sattılar. Ayrıca
petrol üreten ülkelerin petrol satışından
elde edilen gelirleri Batı bankalarında
değerlendirmesi, sanayileşmiş ülkelerin
petrol zamlarından etkilenmesini
engelledi. Ancak Türkiye’nin de içinde
bulunduğu gelişmekte olan ülkeler,
artan petrol fiyatlarından olumsuz
etkilendiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir