Türklerin Tarihte Etkide Bulunduğu Üç Önemli Göç Hareketi

Tarihte yeryüzünün büyük bir kısmını etkileyen birçok göç hareketleri gerçekleşmiştir. Yeryüzünün büyük bir kısmını etkileyen göçler ilk çağlardan günümüze kadar sayısız örneklerle doludur.

Tarihte sonuçları itibarıyla üç tane çok önemli göç hareketi vardır. Bunlar: Kavimler Göçü, Selçuklular döneminde Anadolu’ya yapılan Müslüman Türk göçleri ve Avrupalılar tarafından XV. Yüzyılda keşfedilen Yeni Kıtalara yapılan göçlerdir. Bu göçler; sonuçları itibarıyla dünyanın siyasi, askeri, ekonomik, sosyal, kültürel, dini, yapısını etkileyen sonuçları doğurmuştur.

Tarihteki bu üç önemli göç harekeleri ile beraber devirler ve dönemler kapanmış. Yeni devirler ve dönemler başlamıştır.

Kıtaların ve coğrafyaların siyasi, sosyal,kültürel, ırki ve dini olarak kökten değişimlerini beraberlerinde getirmiştir. Bu üç göçün oluşmasında ve yaşanmasında Türk milleti asıl nedenleri teşkil etmiştir.

Kavimler Göçü

Türkler, tarih boyunca yaşadıkları coğrafya olan Orta Asya’dan batıya, kuzeye, doğuya ve güneye birçok göç hareketini gerçekleştirmiştir.

Kavimler Göçü Haritası
Kavimler Göçü Haritası

M.S. IV. Asırda Çin karşısında yenilgiler alınmıştı. Çin’in siyasi ve askeri baskıları artmıştı. Şiddetli bir kuraklık vardı. Göçebe ve hayvancılık ile uğraşan Türkler, hayvanlarına otlaklar ve meralar bulmakta zorlanıyorlardı. Diğer taraftan nüfusun artması, yaşam koşulların kötüleşmesi, Türk boyları arasındaki çatışmalar,gibi nedenlerle Türk toplulukları ve boyları M.S.IV. Asırda Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya doğru göç hareketine başlamıştır.

M.S. IV. Asırda Batı’ya doğru göç eden Türk kavimleri ve boyları dünyanın en büyük göçlerinden biri olan kavimler göçünü başlatmıştır. Kavimler göçü sırasında Türk boyları Anayurtları olan Orta Asya’dan kuzeye, batıya, doğuya ve güneye göçler gerçekleştirmiştir. Ancak Kavimler göçünün ana merkezini Orta Asya’dan Avrupa kıtasına doğru gerçekleşen göçler olmuştur.

Roma İmparatorluğunun Bölünmesi

Orta Asya’dan göç eden bu Türk boyları ve kavimleri ilk önce Hazar gölü ve Aral gölü arasında yerleşmiştir. Ancak arkadan gelen diğer Türk boylarının sıkıştırmaları ve bu bölgedeki otlak ve meraların yeterli olmaması gibi nedenlerle batıya doğru ilerlemeler devam etmiştir.

Batıya doğru hareket eden bu Türk boyları ve toplulukları Alanlar, Ostrogotlar, Vizigotlar, gibi Cermen kavimlerle savaşarak onları göçe zorlamıştır. Cermen kavimleri olan Ostrogotlar ve Vizigotlar diğer Cermen kavimleri olan Gotlar, Vandallar, Gepitler, topraklarına girerek onları Avrupa içlerine doğru göçe zorlamıştır.

Vizogotlar, Ostrogotlar, Franklar, Gotlar, Vandallar, Gepitler, gibi Cermen Kavimleri Roma İmparatorluğu topraklarına girerek Roma topraklarında büyük bir galayana ve karışıklığa neden oldular. Roma İmparatorluğu, Cermen kavimlerinin baskıları ve saldırıları sonunca M.S.395 yılında ikiye ayrıldı.

Batı Roma devleti M.S.410 yılında Cermen kavimleri tarafından ortadan kaldırıldı. Avrupa’daki Cermen kavimleri tarafından Roma toprakları işğal edilmiştir. Avrupa coğrafyasında Avrupa Hun devleti Atilla önderliğinde kuruldu. Atilla; yaptığı seferler ile Roma ve Bizans imparatorluğu için tehlikeli bir hükümdar olmuştu.

Ortaçağ’ın Başlaması

M.S. IV. Asırda gerçekleşen kavimler göçü bütün bir Avrupa, Orta Asya ve Ortadoğu coğrafyasını etkiledi. Kavimler göçünün sonucunda Avrupa’nın bugünkü siyasi, sosyal ve kültürel yapısı ortaya çıkmıştır. Kavimlerin birleşmesiyle yeni milletler ve ırklar ortaya çıkmıştır.

Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmıştır. İlkçağ sona ermiş ve Ortaçağ başlamıştır. Avrupa coğrafyasında günümüzde yaşayan Vikingler, Germenler, Alanlar, Saksonlar, Frenkler gibi milletler yerleşerek bugünkü Avrupa milletlerinin temeli atılmıştır. Farklı kültürlerin karışımıyla yeni kültürler ortaya çıkmıştır.

Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa
Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa

XI. Yüzyılda Anadolu’ya Göçler

Türkler, X. Asırda İslâm dinini kabul ettiler. İslâm dinini kabul eden Türkler, teşkilatlı yapılarıyla ve savaşçı ruhlarıyla Orta Asya’da ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı devletini kurdular.

Oğuzların Kınık boyundan olan Selçuklular; 1037 Nesa, 1038 Serah, 1040 yılında ise Dandanakan savaşlarıyla Horasan bölgesinde Selçuklu devletini kurdu.Selçuklu devleti kurulduktan sonra birçok Türk boyu Selçuklu devletinin kurulduğu coğrafya olan Horasan’a göç ederek Selçuk hâkimiyetine girdi.

Horasan coğrafyasının Selçuklu hâkimiyetindeki Türk boylarına dar gelmesi ve Horasan coğrafyasındaki meraların ve otlakların az olması nedeniyle Tuğrul Bey; Horasan coğrafyasındaki Türk boylarını Anadolu coğrafyasına doğru yönlendirdi.

Anadolu’nun Önemi

Anadolu, Müslüman Türk boyları için her yönüyle ilgi çekici bir coğrafyaydı. Öncelikle burada Ermeni, Gürcü, Rum gibi Hristiyan milletler yaşıyordu. Yeni Müslüman olan ve İslâm dünyasının serdarlığını eline alan Türk milletinin gaza ve cihat politikası için önemli bir coğrafyaydı.

İkincisi Anadolu coğrafyası siyasi olarak karışıklık içindeydi. Rumlar, Ermeniler ve Gürcüler siyasi ve askeri alanlarda birbirleriyle mücadele ediyorlardı. Anadolu’nun geniş bir coğrafya olması ve otlak ile meralar bakımında zengin bir coğrafya olması, Türklerin fetih ruhu, gibi nedenler Türk boylarını Selçukluların önderliğinde XI. Yüzyılda Anadolu coğrafyasına yönelmiştir.

Selçuklu Kuvvetleri ve Türk boyları Anadolu coğrafyasında Ermeniler ve Gürcüleri yenerek Kafkaslara yerleşti. Ermeniler ve Gürcüler; Selçuklu Türkmen boylarını durduramayınca Bizans devletinden yardım istedi.

Anadolu’da Bizans İle Mücadele

Bizans İmparatorluğu, Rum, Gürcü ve Ermeni kuvvetlerinden oluşan bir orduyu Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya doğru ilerleyişini durdurmak için gönderdi ise de; 1048 Yılında Hasan Kale Savaşında Selçuklu kuvvetleri bu orduyu bozguna uğratarak Anadolu’ya olan akınlarına hız verdi. Nitekim Tuğrul Bey döneminde Selçuklu devletinin fetih politikası batı yönlü bir politikaydı. Ayrıca Sultan Alparslan döneminde birçok Türk boyu Anadolu’ya gelerek Anadolu’da fetih hareketlerine hız vermişti.

Elazığ, Malatya, Kayseri, Konya, Tokat, Ankara gibi Bizans’sın Anadolu’daki merkezi şehirlerine Türkler akınlarının yapıldığı şehirlerdi. Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Selçuklu Türklerinin Anadolu’daki ilerleyişini durdurmak ve Türkleri Anadolu’dan atmak için Rum, Ermeni, Gürcü, Peçenek, Frank, Norman, Slav, Abaza, Uz gibi ırklardan oluşan 60.000 kişilik bir ordu ile Selçukluların üzerine geldi.

Sultan Alparslan ise 40.000 Kişilik Türkmen boylarından oluşan bir süvari ordusuyla 1071 Yılında Malazgirt ovasında Bizans Ordusu karşısında büyük bir zafer kazandı. Malazgirt zaferiyle Anadolu kapıları Müslüman Selçuklu Türklerine açıldı. Bizans devleti; Selçuklu Devleti ve Türk boyları karşısında savunma durumuna geçti. Selçuklu hâkimiyetindeki Türk boyları kısa sürede Anadolu coğrafyasını baştan başa fethetti. Anadolu coğrafyası Müslüman Türk boyları için yurt oldu.

1085 yılında Süleyman Şah önderliğinde Anadolu Selçuklu devleti İznik’te kuruldu. Ancak daha sonra Haçlı seferleriyle Anadolu Selçuklu devletinin merkezi Konya şehrine taşınacaktır. Anadolu coğrafyasında Selçuklu devleti kurularak Anadolu’da büyük bir merkezi Türk devletinin kurulması Anadolu’nun hızla Türk ve Müslümanlaşmasını sağlamıştır.

Osmanlı Fetihleri ve Avrupalıların Yeni Dünya Göçü

1243 Yılında Anadolu Selçuklu devleti Kösedağ savaşında Moğollara yenildi. Kösedağ savaşının yenilgisiyle Anadolu’da Türk siyasi birliği bozuldu.

İkinci Beylikler dönemi başladı. Karamanoğulları, Germiyanoğulları, Karesioğulları, Saruhanoğulları, Candaroğulları gibi Türk Beylikler Anadolu’da hâkimiyet mücadelesine girdiler. Osmanlı Beyliği bu dönemde Söğüt ve Domaniç taraflarında küçük bir uç beyliğiydi.

Kayıların Anadolu’ya Gelişi
Kayıların Anadolu’ya Gelişi

Osmanlı Devleti; Osman Bey ve Orhan Bey dönemlerinde Bizans odaklı fetihlere başlayarak kısa sürede Osmanlı devletini kurdu. I. Murad döneminde ise Osmanlı devleti Rumeli ve Balkanlarda geniş fetih hareketleri gerçekleştirdi.

Yapılan fetihlerle Osmanlı devleti Rumeli ve Balkanlarda kalıcı bir devlet haline geldi. Yıldırım Bayezid döneminde 1402 Ankara savaşında Osmanlı devleti Timur’a yenilerek Fetret devrine girdi. Ancak Çelebi Mehmet döneminde Osmanlı Fetret dönemine son vererek Anadolu ve Balkanlarda devletin birliğini tekrar sağladı.

Osmanlı Devletinin Fetih Hareketleri

II. Murad ve Fatih dönemlerinde Osmanlı devleti Batı ve Doğudaki fetih hareketlerine tekrar ağırlık verdi. II. Murad döneminde Varna ve II. Kosova savaşlarında Avrupalı güçler yenilerek Osmanlı devletinin Avrupalı devletlerden daha üstün olduğu ortaya çıktı. Osmanlı devletinin Batıda üstün siyasi güç olduğu kanıtlandı.

Fatih Dönemindeki Fetihler
Fatih Dönemindeki Fetihler

Fatih Sultan Mehmet; doğu ve batıdaki sorunları hal ettikten sonra bütün dikkati ile Bizans devleti ile uğraştı. Bizans Devleti, 1452 yılında kuşatıldı. Uzun bir kuşatma ve yıpranma savaşından sonra İstanbul (Konstantinapolis), feth edildi. İstanbul’un feth edilmesi dünyadaki güç dengesini değiştirmişti. Ortaçağın kapanmasına Yeniçağın başlamasına neden oldu. Avrupa’da Türk ve Osmanlı üstünlüğü kanıtlandı. Osmanlı fetihlerinin Balkanlarda ve Avrupa’da hızlanmasını sağladı.

Fatih Sultan Mehmet döneminde ise Akkoyunlu devleti ile 1473 Otluk Beylik savaşı yapılarak Osmanlı devletinin doğu sınırı güvenceye alındı. 1461 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu ortadan kaldırıldı. Karaman oğullarına son verildi. Fatih ile beraber Osmanlı devletinin Doğu ve Batıda en güçlü devlet olduğu kanıtlandı.

İpek ve Baharat Yollarının Ele Geçirilmesi

Fatih’ten sonra Yavuz Sultan Selim döneminde 1514 Çaldıran Savaşı ve sonrasında Osmanlı devleti Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini ile Irak Bölgesinifeth etti. 1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniyesavaşlarıyla Suriye, Lübnan, Filistin, Sudan gibi Arap coğrafyasını fethedildi. İpek ve Baharat yolunun batıdaki güzergâhları Osmanlı devletinin eline geçti.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Avrupa’da 1521 Belgrad’ın fethi, 1526 Mohaç zaferi, 1529 Viyana kuşatması Avrupalı devletleri korkutmuştu. 1538 yılında Akdeniz’de Preveze deniz zaferiyle Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.Osmanlı devletinin Batıdaki fetihleri, Akdeniz’in bir Türk gölü olması ve İpek ve Baharat yollarının batı güzergâhının Osmanlı devleti eline geçmesiyle Avrupa devletlerini yeni ticaret yollarını aramaya sevk etti.

Avrupalı devletler İstanbul’un fethi ve sonrasındaki tarihlerde yeni arayışlara girdiler. Bu arayışlar sonucunda Avrupalılar; Amerika ve Avusturalya kıtalarını keşfettiler. 1492 yılında Avrupa’dan Amerika kıtasına yoğun bir göç olmuştur. Portekiz, İspanyol, İngiliz, İtalya, Fransa, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinden Amerika kıtasına yoğun bir göç gerçekleşti. Amerika kıtasına yerleşen Avrupalılar, Amerika kıtasındaki yerli halkı katlederek ortadan kaldırdı. Bu göçler sonucunda Amerika kıtasının Hristiyanlaşmasına ve Avrupa ırklarının merkezi haline gelmesini sağladılar. Amerika kıtası Avrupa’dan gelen göçlerle siyasi, dini,kültürel ve ırki olarak değişim yaşadı ve Avrupalı ırkların hâkim olduğu kıta haline geldi.

Avustralya ve Yeni Zellanda kıtalarınında Hollanda ve İngilizler tarafından keşfi ve buraya Avrupalı Irkların göçü oldu. Yoğun göç sonucu Avustralya ve Yeni Zellanda kıtalarında yeni Avrupalı ırklar hâkim ırk ve millet haline geldi. Böylelikle Hristiyan dünyası yeni kıtaların keşfi ve buralara göçlerle geniş bir coğrafyayı hâkimiyetlerine almanın yanında Hristiyanlığın iki büyük kıtada yayılmasını neden olmuştu.

Bu makale, H.Mustafa ERAVCI – Tanju ATEŞ’in Dünya Tarihini Etkileyen Göçler ve Türk Milletinin Etkisi çalışmasından derlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir