Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Türkiye’nin Orta Doğu Politikası

1950-1960 yılları arasında Arap ülkelerinin
SSCB’ye yaklaşmalarına karşılık NATO üyesi
olması sebebiyle Türkiye Orta Doğu’da Batı’ya
paralel bir politika izlemişti. 1963’te Türkiye-
ABD ilişkilerinde meydana gelen değişiklik,
Kıbrıs meselesinde yalnızlıktan kurtulmak
isteyen Türkiye’nin Orta Doğu politikasını da
etkiledi. 1973 petrol krizine kadar olan
dönemde Türkiye, Orta Doğu’ya açılma politikası izleyerek Arap ülkeleri ile ilişkilerini
geliştirdi. 1967 Arap-İsrail Savaşı’nda Türkiye,
ABD’nin Türkiye’deki üslerinden İsrail’e yardım etmesine izin vermedi. Bu savaşta
Türkiye’nin Filistin halkının davasını
desteklemesi Arap ülkeleri ile ilişkilerin
yoğunlaşmasını sağladı. Türkiye 1969’daki
Mescid-i Aksa yangınına büyük tepki
gösterirken bu gelişme üzerine Rabat’ta
toplanan İslam Zirve Konferansı’na katıldı.
Böylece Arap dünyası ile ilişkilerini geliştirdi.
1981’deki Islam Zirvesi’ne Türkiye, ilk defa
başbakan düzeyinde katıldı. Türkiye
günümüze kadar Batılı devletlerle, Orta Doğu
arasında bir denge unsuru olmaya gayret
gösterdi. İsrail ile ilişkilerini devam ettiren
Türkiye, Filistin meselesinde İsrail’in uluslararası hukuka aykırı eylemlerine tepki
gösterdi.

Ermeni sorunu, Tarih 10 dersinde belirtidiği gibi XIX. yüzyıl sonlarında büyük devletlerin politik
çıkarları doğrultusunda ortaya çıkmıştı. Lozan Antlaşması’nda Türk vatandaşı olan gayri müslimlerin
siyasi ve medeni hakları belirtilmiş olmasına rağmen Ermeniler azınlık statüsünü istemeyerek diğer
Türk vatandaşları ile aynı kanunlara tabi olmayı kabul etmişlerdi. Bu olumlu gelişmelere rağmen Ermeni
diasporası
ve bazı devletler politik amaçlarla Ermeni meselesini yeniden canlandırmışlardır. Bu
bağlamda diaspora, iddialarını dünyaya tanıtmak ve Türkiye’ye kabul ettirmek, Türkiye’den tazminat ve
toprak almak son aşamada da büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirmekti. Bu amaçla propoganda
faaliyetlerine de başlayan Ermeniler “Ermenistan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu”
adı verilen ASALA
adlı terör örgütünü kurdular.

1973’te Los Angeles’te Başkonsolos Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir’in bir Ermeni
terörist tarafından katledilmesi, Ermeni iddialarının dünya kamuoyuna
duyurulması için yeni bir
yöntemin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu olaydan sonra Ermeni teröristler, genellikle yurt dışındaki
Türk temsilcilerini ve diplomatlarını hedef alan terör faaliyetlerine giriştiler.

Ermeni terör örgütleri, amaçlarına ulaşabilmek için Türkiye’de etkinlik gösteren ayrılıkçı terör
örgütleriyle iş birliği yapmıştır. Bu örgütler aynı zamanda Türkiye’nin sorunlar yaşadığı
bazı ülkelerle de
yakın ilişkiler kurmuşlardır.

Ermeni terörünü asıl yönlendiren terör örgütü ASALA olmuştur. ASALA’nın 1973’te başlatarak 1994
yılına kadar devam ettiği terör faaliyetlerinde çoğu diplomat olan 35 Türk şehit edilmiştir. Bu durum
karşısında Türkiye, önlemlerini artırmış, ulusal ve uluslararası platformlarda tezimizi ortaya koyan
çalışmalar yaparak faaliyetlerini sürdürmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir