Türk İslam Devletlerinde Şifahaneler

Türk İslam devletlerinde ilk şifahaneler Gazneliler ve Karahanlılar Dönemi’nde yapılmıştır. Bu devletlerden bir süre sonra kurulan Selçuklular, önemli ticaret yolları üzerinde geniş bir coğrafyaya hâkim olmuşlardır. Salgın hastalıkların sivil halk ve ordu üzerinde oluşturacağı tehlikenin farkına varan Selçuklular, tıp merkezi sayılabilecek hastaneler kurmuştur.




Selçuklular Dönemi’ndeki bu şifahaneler, Haçlı Seferleri sırasında faaliyette oldukları için dünya hastane tarihi açısından da oldukça önemlidir. Bimâristan, mâristan ve dârüşşifa adıyla tesis edilen bu hastanelerin dışında, cüzzam hastaları için miskinler tekkesi denilen cüzzamhaneler de açılmıştır. Akıl hastalarının Avrupa’da dışlanıp kaderlerine terk edildikleri dönemde Türkler; telkin, müzik ve renk ile tedavi yöntemleri uygulamışlardır.

Günümüze kadar ulaşabilen önemli Selçuklu şifahaneleri arasında; Şam’da bulunan Nureddin Şifahanesi, Divriği’de bulunan Turan Melik Şifahanesi, Kayseri’de bulunan Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi ve Tıp Okulu yer almaktadır.




Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1204 yılında inşaatına başlanan Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi, 1206 yılında hizmete girmiştir. 1890 yılına kadar eğitim hastanesi olarak görev yapan Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi, Anadolu’nun İslami döneme ait en eski şifahanesi ve dünyanın ilk tıp fakültesidir.

Bu şifahanede; başhekim, başhekim yardımcıları, en az iki tane cerrah ve dâhiliyeci, asistanlar ve bir de eczacı çalışırdı. Bu tıp kurumunda eğitim teorik ve pratik olarak yapılır, burada eğitim gören öğrencilere Razi, İbni Sina ve Gallen gibi bilim insanlarının kitapları okutulurdu. Burada ve diğer şifahanelerde hasta bakımları ve tedavileri parasız yapılırdı. Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi’nde, müderrislere günlük 20 akçe, öğrencilere günlük 8 akçe, vakıf gelirlerini toplayan görevliye günlük 2 akçe verilmesi o dönemde tıp eğitimine verilen önemin göstergesidir.