Türk Tarihi

Türk Adının Aslı, Anlamı ve Yaygınlaşması

Türk, hem geçmiş zamanların hem de günümüzün etkili bir kavramı ve halkıdır.

Türk’ü bilmeden, tanımadan zaman ve dünyayı tam olarak tanımak ve bilmek mümkün olmayabilir. Bu yüzdendir ki Türk, daha milad yıllarından itibaren, kendilerinden daha çok komşularının dikkatini çekmiş, bilinmek ve tanınmak istenmiştir. Bu sayededir ki Türk adı hakkında farklı zamanlarda ve farklı kaynaklardan bilgilere sahibiz.

Türk Adının Tarihi

Türk lafzı, yaygın bir düşünceye göre ancak VI. yüzyılda görülür. Gerçi bu adın daha önceki yüzyıllara, hatta bin yıllara kadar gittiğini ileri süren bilim adamları da vardır.

Hatta önceki yüzyıllarda da (IV. ve V.) Türk adıyla ilgili bazı kayıtlar genel kabul görmüştür. Fakat V.-VI. yüzyılda ortaya çıkan Türklerin eskiliği konusunda bazı bilim adamlarının ciddi şüpheleri vardır. Şüphesiz VI. yüzyılda ortaya çıkan bir kavramın, en azından dört-beş yüzyıl kadar sürebilecek bir hazırlık dönemi olsa gerektir.

Gerçi, doğrudan yazılı tarihi kaynaklarda açıkça belirlenmese de, kimi zaman Türk’ün önceki yüz ve bin yıllardaki geçmişine gidebilecek bilgiler de çoktur. T’ang sülalesinin kurucusu T’aitsung’un çağının Türklerinden (Göktürkler’den) söz ederken, kimi zaman onlardan Hun-Hsiung-nu diye bahsettiği, Çin kaynaklarına da (T’ang Sülalesi Yıllığı) yansımıştır.

Göktürk = Hsiung-nu / Hun devamlılığının pek çok kanıtı da vardı. Burada da açıkça bellidir ki Türk sadece VII. yüzyılda değil, en azından yedi-sekiz yüzyıl önceden beri mevcut olduğunu görüyoruz.

Türk her şeyden önce bir kişi oğlunun, yani insanın adıdır. Uygurca Oğuz Destanı’nda Oğuz Han’ın danıştığı akıllı kişinin adı “Uluğ Türük” (Büyük Türk) idi. Göktürk metinlerinde de Türk Bilge Kağan, kendisinin aynı zamanda “kişi oğlu” özelliğini vurgularken, bu gerçeği yansıtmış olmalıdır.

Yafes’in Oğlu Türk

Türk, Ön Asya mitolojisinde ise Nuh Peygamber’in torunu, Yafes’in oğlunun adıdır. Genelde kavim ve kabilelerin, bu arada Türk boylarının birer kişiye bağlanması geleneğinden çıkmış olması gereken bir rivayete göre de Türk, Nuh Peygamberin torununun Yafes’in oğullarından birisidir. Bu sebeple Uluğ Bey’in eserinde kendisine Türkçe “Yafesoğlan” da denmektedir.

Türk’ün Anlamı

Türk, bir tür aile içi ilişkilerle ilgili bir kelime de sayılabilir. Nitekim Türk’ün, Başkırtlar’da kadının baba-evinden getirdiği mal (mesela hayvanlar = atlar) demektir. Benzer bir kelime Türk’ün, Kırgızlarda da mevcuttur.

Türk, ayrıca Türkçe bir kelime olarak da bir anlam taşımaktadır. “Türk”ün anlamı ile ilgili olarak Göktürk devri Türkçe’sindeki metinlerde açık bir kanıt yoktur. F.W.K. Müller’in tespit ettiğine göre metinlerde Türk “erk” ile birlikte geçmekte ve “kuvvetli, güçlü” anlamına gelmektedir.

Bu anlamı, Türkçe metinlerin ruhuna da uygundur. Bir kısım araştırmacılar Türk’ün bu anlamı sebebiyle, Türkler tarafından bir kavim adı olarak benimsendiğini ileri sürerler.

Türk sözünün cins ismi olarak “güç, kuvvet” anlamını taşıdığı 1911 de neşredilen eski bir Türkçe vesikadan da anlaşılmıştır. Ancak orada geçen Türk sözünün millet adı Türk sözü ile aynı olduğu araştırmacılar tarafından kabul edilmektedir.

Türk hakkındaki en eski bilgilerden birisini vermiş olan Kaşgarlı Mahmud, 1074’te yazdığı eserinin Türk maddesinde; “Türk, Tanrı yarlığayası Nuh’un oğlunun adıdır. Bu Tanrı’nın, Nuh’un oğlu Türk’ün oğullarına verdiği bir addır… Türk sözü Nuh’un oğlunun adı olduğundan bir tek kişiyi bildirir…” Bize ad olarak Türk adını Ulu Tanrı vermiştir dedik. Çünkü İslam Peygamberi’nin söylediği hadis şöyledir: “Yüce Tanrı ‘benim bir ordum vardır, ona Türk adını verdim, onları Doğuda yerleştirdim. Bir ulusa (kavme) kızarsam Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım” diyor. İşte bu Türkler için bütün insanlara karşı bir üstünlüktür.

İ. Kafesoğlu, bilinenleri şöyle özetlemiştir: “Türk kelimesinin ilk ortaya çıkan şeklinde ‘var olmuş, yaratılmış, şekil kazanmış’ yani ‘varlık ve insan’ manası seziliyor. Uygur metinlerinde ise Türk’ün güçlü, kuvvetli” anlamı vardır. daha sonra ise Kaşgarlı Mahmud devrinde artık “olgunluk” anlamı yüklenmiştir. “Türk”, XI. yüzyılda artık “kemâle ermiş, olgun” anlamındadır”.

Türk kelimesini anlam olarak, “nizamlı, düzenli ve töreli” demek olduğunu ileri sürenler de bulunmaktadır.

Türk Adının Yaygınlaşması

“Türk” adının Göktürkler’den itibaren süratle yayıldığı dikkati çeker. Bu hadise, Göktürk İmparatorluğu’na bağlı, Türk soyundan gelen, çeşitli boyların (kavimlerin) aynı zamanda “Türk” adını almaları ve bunların yabancılar tarafından hep “Türk” umumi adı altında tanınmış olmaları ile ilgilidir.

Göktürk hâkimiyetinin çökmesinden sonra bu soydaş kavimler ayrı devletler kurdukları veya çeşitli istikametlere göç ettikleri zaman, kendi hususi adları yanında, toplayıcı ad olarak “Türk” ismini de kullanmışlardır.

Türk adının, Türk soyundan gelen kavimlerin hepsine şamil milli bir isim olarak yayılmasını W. Barthold Müslümanlar’ın eseri saymaktadır. Türkler Müslüman olduktan sonra (X. ve XI. yüzyıl), Türklük ve İslamiyet kavramları birbiriyle öylesine bütünleşmiştir ki, Batılılar Müslüman kelimesiyle Türk kelimesini eş anlamlı olarak kullanmışlardır.

Türk’ten Türkiye

VI. yüzyıldan itibaren Türklerin oturdukları ülkeler “Türkiye” adı verilmiştir. Mesela, IX., X. yüzyıllarda İtil (Volga) nehirlerinden Orta Avrupa’ya kadar olan sahaya “Büyük Türkiye” denmiştir.

Hazar ülkesi “Doğu Türkiye”, Macaristan ise “Batı Türkiye” adı ile anılmıştır. XII. yüzyıldan sonra Anadolu’nun adı bir daha değişmemek üzere “Türkiye” olmuştur. XIII. yüzyılda Mısır’da “Türk Devleti” kurulunca, Mısır ve Suriye “Türkiye” adı ile tanıtılmıştır. Ünlü gezgin Marko Polo, Anadolu için “Küçük Türkiye”, Türkistan için de “Büyük Türkiye” adını kullanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir