Toplumsal Gelişimin Sanat Eserlerine Etkisi

Anadolu’daki en eski insan topluluklarının Paleolitik Çağ ile Mezolitik Çağda yaşadığı kazılarda ortaya
çıkarılan kalıntılardan belgelenmektedir. Bu çağlar, MÖ 600.000 ile 8.000 arasındaki çok uzun bir zaman dilimini
kapsamaktadır.

Paleolitik Çağ, uygarlık tarihinin ilk sayfasını oluşturmaktadır. Bu çağda yaşam, tüketim ekonomisine
dayalıdır, insanlar besinlerini avlayarak veya toplayarak elde etmiştir. Mezolitik Çağda ise yaşam daha kolaylaşmış,
boyutu küçülen aletlerde ince bir işçilik görülmeye başlamıştır. İnsanoğlunun yaşam biçimindeki
ilk köklü değişim Neolitik Çağda olmuştur. Bu çağda tarım kültürü oluşmuş, bazı hayvanlar evcilleştirilmiş, ilk
köyler kurulmaya başlanmıştır. Bilinen köylerden en eskisi Diyarbakır yakınlarındaki Çayönü’dür. Çayönü sakinleri,
Anadolu’nun en eski çiftçileri sayılmaktadır. Bu insanlar; kesici aletler, öğütme taşları, tokmak vb.lerini
kullanmışlardır. Ayrıca madeni de ilk kez Çayönü köylüsü kullanmıştır. Çevrelerinde bol miktarda bulunan bakırı
döverek işlemiş ve çeşitli süs eşyaları yapmışlardır. Elde edilen buluntular arasında çeşitli heykelcikler, takılar,
taş ve kemik aletler yer alır.

Anadolu’nun en büyük, en gelişmiş Neolitik Çağ merkezi Çatalhöyük, Konya’nın güneydoğusundadır.
Çatalhöyük insanları, bitişik düzende dikdörtgen planlı evler inşa etmiştir. Kırktan fazla kutsal mekân ve tapınak
olması Çatalhöyük’ün önemli bir tapınma merkezi olduğunu göstermektedir. Kabartma olarak yapılmış leoparlar,
boğa ve koç başları, boğa doğuran tanrıça gibi figürler ve geometrik süslemelere bu mekânlarda sıkça
rastlanır.

Neolitik Çağ kültürünü yansıtan başka bir yerleşim yeri de Burdur’un güneybatısındaki Hacılar’dır.
Neolitik Çağın devamı ise Kalkolitik Çağdır. Bu çağda, Anadolu’nun coğrafi özellikleri daha belirgin ortaya çıkar.
Geniş bir alana yayılan yerel kültürler, kimi zaman birbirinden etkilenmiş kimi zaman da birbirine bağlanmıştır.
Kalkolitik Çağın şimdiye kadar bilinen en parlak kültürü, Hacılar’da gelişmiştir.

Güney ve Doğu Anadolu’daki Kalkolitik Çağ yerleşim merkezleri ise, Suriye ve Mezopotamya kökenli
kültürlerin izlerini taşır. Bakırın kullanılmaya başlandığı Kalkolitik Çağın diğer yerleşim merkezlerinden İç
Anadolu’da Alişar ve Alacahöyük, Batı Anadolu’da Beycesultan, Kuzeybatı Anadolu’da İstanbul Fikirtepe ve
Pendik ilk akla gelenlerdir.

Daha sonra oluşan kültür zinciri, Maden Çağı olarak adlandırılmaktadır. Malatya yöresindeki Arslantepe,
Tunç Çağının önemli merkezlerindendir. Batı Anadolu bölgesinin en önemli merkezi ise Troya’dır. Tunç Çağı
boyunca doruk noktasına ulaşan madencilik, bölgeler ve ülkeler arası ticaretin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
İlk Çağda Anadolu’da yaşayan uygarlıklar ve bunların kalıntılarından elde edilen bilgilere göre toplumlar,
önce ihtiyaç nedeniyle nesneler üretmişlerdir. Gelişme gösterdikçe de ürünlerine sanatsal kaygılar yansımıştır.
Toplumların yaşadığı coğrafi bölge, inanç ve yönetim, bu eserlerin oluşumuna yön vermiştir. İlk Çağda
Anadolu’da yaşayan Hititler, iç bölgelerde gelişmiş ve yerleşik bir uygarlık kurmuşlardır. Lidyalılar, Ege ve Akdeniz
bölgesinde yerleşmişlerdir. Zengin maden yatakları üzerine kurulan bu uygarlık, tüm Anadolu’ya hükmetmiştir.
Hititlerden sonra Anadolu’ya yerleşen Frigler, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde egemen
olmuşlardır. Doğu ile kurulan ticari ilişkiler, Anadolu kültürünü etkilemiştir. Urartular ise Anadolu’nun doğusunda
oldukça sarp bölgelerde mimari ve maden işçiliğindeki başarılarıyla yüksek bir medeniyet kurmuşlardır.
İlk Çağda Anadolu’da yaşayan uygarlıkların tümü kültür ve sanatları ile kendilerinden sonra gelen uygarlıkları
etkilemiştir.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir