Türk Tarihi

Tımar Sistemi

Bütün ekonomilerde olduğu gibi Osmanlı ekonomisinde
de tarım en önemli faaliyetlerden biri olmuş, ülke toprakları da
tımar sistemiyle teşkilatlandırılmıştı.

Osmanlı mali siteminde tımar; bir kısım asker ve
memurlara geçim, hizmet veya masraflarına karşılık belirli
bölgelerin vergi kaynaklarının tahsis edilmesidir. Geçmiş İslam devletlerinden özellikle Selçuklulardaki ikta sisteminin
geliştirilmesiyle oluşturulan bu sistemde vergiler o dönemde
para ekonomisinin gelişmemesi nedeniyle ayni olarak
toplanmıştır. Topraklar “dirlik” adı altında gelirine göre üç
kısma ayrılırdı: Yıllık geliri 100.000 akçeden fazla bölgelere
“has”, 20.000-100.000 akçe gelirli bölgelere “zeamet”,
20.000 akçeye kadar olan topraklara “tımar” ismi verilmiştir.

Tımar, “sipahi” denen eyalet askerlerine tahsis edilirdi.
Tımar topraklarının devlet mülkü olmasından dolayı miras bırakılması,
vakfedilmesi ve bağışlanması yasaktı. Toprak, sipahinin ve köylünün elinden
keyfi olarak alınamazdı. Buna karşılık sipahilerin merkezî otorite aleyhine
toprak kazanmasına izin verilmezdi.

Sipahi-reaya ilişkileri kanunla düzenlenmişti. Sipahi ve diğer dirlik sahipleri
tımar sisteminin sürekliliğini sağlamakla yükümlüydü. Köyde oturan sipahiler
reayanın toprağında güvenle çalışmasını sağlamakla yükümlü olup elde
edilecek vergi gelirlerini toplamakla mükellefti. Reayası kaçan sipahi, gelirini
kaybederdi. Bu nedenle reayanın toprağı terk etmesi yasaktı. Sipahi kadının
emri gereğince kaçak köylüyü on beş yıl içinde toprağa dönmeye zorlayabilirdi.
Köylü kentte iş edinmişse sipahiye çiftbozan vergisini ödemesi gerekiyordu.

1527-1528 bütçesine göre 537.929.006
akçe olan devlet gelirlerinin % 37’si irili ufaklı
37.521 kılıçtaki tımar sahibinin tasarrufunda
idi. Bu tımarlardan “cebelü” denilen silahlı ve
zırhlı askerlerle 70-80 bin kişilik bir eyaletler
ordusu teşkil edilmiştir. Aynı dönemde kapı
kulu ocaklarının mevcudu ise 27 bin
civarında idi. XVII. yüzyılın sonlarında ise
devletin nakdi gelirleri 600 milyon akçeden
fazlaydı. Tımar gelirleri toplam gelirlerin %
40’ına yaklaşıyordu.

Köylü toprağını bir başkasına devretmek isterse sipahi yeni durumu onaylar ve
toprağın yeni sahibine tapusunu verirdi. Sipahiler reaya üzerinde egemenlik
hakkına sahip değildi. Suç teşkil eden bir olay sonucunda ceza verme yetkisi
kadıya aitti. Kuralları ihlal eden sipahinin tımarı elinden alınırdı.

Köylünün de sipahiye karşı yükümlülükleri vardı. Köyde sipahinin evini,
ambarını yapmak, sipahinin ambardaki mahsulünü bir günlük mesafeye kadar
olan pazarlara taşımak, onun çayırını biçmek köylünün görevleri arasındaydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir