Türk Tarihi

Taşra Teşkilatı

Devleti, hanedan ailesinin ortak malı sayan eski Türk
hâkimiyet anlayışı, Türk-İslam devletlerinde de geçerliliğini
sürdürdü. Bu anlayış özellikle Karahanlı ve Selçukluların
taşra teşkilatında uygulandı. Hatta Karahanlılarda eski
Türklerdeki ikili idare uygulanarak devlet doğu ve batı
olmak üzere iki koldan yönetildi. Türk-İslam devletlerinde
ülke, “eyalet” (vilayet) adı verilen idari bölgelere ayrılırken
buralara askerî valiler ya da hanedan üyeleri görevlendirilirdi.
Hanedan üyesi valiler ise idaresi altındaki
bölgeleri özerk olarak yönetirler; kendilerine has ayrı idari,
askerî teşkilatlar oluşturup bu bölgeleri miras olarak
bırakabilirlerdi. Ancak valilerin idaresindeki bölgelerin sınır
değişikliği sultanın fermanı ile yapılırdı. Bununla birlikte eyaletlerin önemli
işleriyle ilgilenen memurlar merkezden gönderilirdi.

Eyaletlerde güvenlik, idari, ve adli işler merkezden gönderilen ve yetki
alanları birbirinden farklı görevliler tarafından yürütülürdü. Ayrıca reis olarak
adlandırılan ve merkez tarafından halkın içinden seçilen kişiler, mülki amire
yardımcı olurlardı. Belediye işleriyse muhtesipler tarafından yürütülürdü. Türk-İslam
devletlerinde eyaletler kendi içinde şehir, kasaba ve köylere ayrılırdı.
Buralarda da eyalet yönetimini örnek alan idari, askerî ve adli teşkilatlanma
oluşturulurdu. Şehirdeki mülki idareciye “amid” adı verilirdi.
Türklerde çabuk haber almak ve hükümdarın merkezî idareden gönderdiği
ferman, mektup vb. ulaştırmak için bir posta teşkilatı oluşturuldu. Ayrıca gizli
istihbarat memurları görevlendirilerek taşradaki uygulamalar kontrol altına
alınırdı. Gaznelilerin taşra teşkilatında daha merkezî bir yapılanma söz konusu
idi. Bu yapılanma içinde önemli bir birim olan “berîd”, gerek resmî görevlileri ve
gerekse halkı ilgilendiren bütün konuları raporlar hâlinde başkente sunardı.
Türkiye Selçuklularının taşra yönetimi Büyük Selçukluların küçük bir
modelini oluştururdu. Merkeze bağlı eyaletler “subaşı”, hanedan üyelerinin
yönetimindeki eyaletler ise “melik”ler tarafından yönetilirdi. Meliklerin
yönetimindeki eyaletler özerk bir statüde olmakla birlikte Büyük Selçuklulardan
farklı olarak daha merkezî bir yapıya sahipti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir