Tanzimat Sonrası Osmanlı Toplumunda Yardımlaşma Kurumları

Osmanlı toplumsal yapısının temelinde insan sevgisi ve insana saygı vardı. Bu sevgi ve saygıdan dolayıdır ki II. Abdülhamit 1895 yılında kimsesiz çocuklarla, engelli ve muhtaç kimsesizleri barındırmak amacıyla Dârülaceze ismiyle bir hayır kurumunun açılmasını sağlamıştır.




Dârülaceze; hastane, yetimhane, çamaşırhane, hamam, el sanatları imalathaneleri ve fırından oluşan kompleks bir yapı olarak oluşturulmuştur. Kuruluşundan bugüne kadar; dil, din, ırk, cinsiyet ve mezhep ayrımı yapmadan kimsesiz, yaşlı, güçsüz ve engelliyi himaye eden bu hayır kurumunun faaliyetleri, günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülmektedir.

Dârüleytam, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşlarında kimsesiz kalan çocukları barındırmak ve onları meslek sahibi yapmak amacıyla 1914 yılında kurulmuştur. Bu yetimhane, savaşın uzaması nedeniyle maddi sıkıntılar çekmiş ve 1917 yılında devletin himayesine alınmıştır. İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilince Dârüleytam binalarına da el konulmuş, buradaki çocuklar boş durumdaki bazı saraylara yerleştirilmişlerdir. Kapatılan Dârüleytamlardaki yetimler İstanbul’da toplanmış, bu yetim çocukların idaresi Şehir Yatı Mektebi’ne devredilmiştir. Bu kurumun da kapatılmasıyla Dârüleytamlar tarihe karışmış, Dârüleytam’daki yetenekli çocuklar ise 1927 yılında hizmete giren Dârüşşafaka’ya verilmiştir.




Günümüzde ise Çocuk Esirgeme Kurumları, Sevgi Evi, Çocuk Evleri, Çocuk Yuvası, Yetiştirme Yurdu, Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi ve Huzurevi gibi kurumlar, kimsesiz çocuklara ve bakıma muhtaç insanlara yardımcı olmaktadır. Engellilerin eğitimi için de Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde özel eğitim merkezleri açılmıştır.