Türk Tarihi

Tanzimat Döneminde Osmanlı Hukuku

Dünyanın farklı coğrafyalarında yer alan devletler, Orta Çağda genel olarak tebaaları ile ilişkilerinde dinî sınıflandırmayı esas almıştı.

Avrupa’daki derebeylik sisteminde, sınıflara göre değişen faklı kanunlar vardı. Osmanlı Devleti’nde ise Türklerde var olan adalet anlayışı gereği, kadı önünde Müslümanlarla zimmilere aynı kanun uygulanıyordu. Osmanlı Devleti, gayrimüslim tebaaya tanıdığı din ve vicdan hürriyeti bakımından çağdaşları arasında en önde gelen devletti.

II. Mahmut Dönemindeki düzenlemelerle Osmanlı toplumunda, gelişen “devlet-vatandaş” ilişkisi doğal olarak “vatandaşlık bağı”nın oluşmasını sağlamıştı. Bu anlayış Tanzimat Döneminde de devam ettirilerek hukuk alanındaki ıslahatlara temel teşkil etmiştir.

Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinden sonra öncelikle kanunlar hazırlanarak yürürlüğe konulmuş, Ferman’la kanun üstünlüğünün esas alınacağı bildirilmiştir. Hukuk belli kurallara göre düzenlenerek kanunlaştırma kavramı ortaya çıkmıştır. İdari alanda tüm sivil ve askerî görevlerin bir kişide toplanmasına son verilmiş, devlet görevleri ayrıma tabi tutulmuştur.

Tanzimat Fermanı’yla padişahın yasama ve yargı yetkileri sınırlandırılarak her türlü yargılama yetkisi mahkemelere verilmişti. Mahkemeler herkese açık tutulmuş, yargıdaki aksaklıklar giderilerek adil yargılamaya özen gösterilmiştir. Ferman’dan Osmanlı vatandaşlarının hepsinin yararlanması öngörülmüş, Müslümanların hukuki ayrıcalığı sona ermiştir. Şeri hukuk yanında Batılı tarzda düzenlenen yeni kanunlar hukuk birliğini daha da parçalamıştır.

Tanzimat Dönemindeki gelişmelerle yönetilenler lehine hukuki düzenlemeler yapılmış ve halkın eşit olduğu kabul edilmiştir. Fermanla kanun önünde bütün tebaanın mal, can ve namus emniyeti güvence altına alınmıştır.

1856’da ilan edilen Islahat Fermanı, hukuki açıdan Tanzimat Fermanı’yla benzerlik göstermektedir. Bu fermanla gayrimüslimlerin (zimmiler) haklarının genişletilerek kanuni güvence altına alınması ve onların Müslümanlarla eşit tutulması amaçlanmıştır. Bu bakımdan, fermanda yer alan ilkeler Tanzimat Fermanı’nı olumlu bir biçimde tamamlamaktadır. Fakat gayrimüslimlere ve yabancılara yargılama bakımından tanınan ayrıcalıklar, hukuk birliğini bozucu niteliktedir.

Bu dönemde Rusya’daki Yahudiler ve Katoliklerin temel hak ve hürriyetleri Osmanlı Devleti’ndeki azınlıklara göre son derece kısıtlıydı. Avusturya, Osmanlıdakine benzer eşit hakları kendi ülkesi için tehlikeli buluyordu. Fransızlar ise Osmanlı ülkesinde yaşayan azınlıklardan sadece Katoliklerin hakları ile ilgileniyordu. İngilizler ise bu konuda daha samimi görünse de sömürgelerindeki yerli halklara bu tür hakları tanımamışlardı.

Tanzimat Döneminde Osmanlı yargı teşkilatında önemli değişiklikler olmuş, yeni mahkemeler kurulmuştur. Bu dönemde yapılan hukuk reformunda özellikle Müslümanlarla gayrimüslimlerin kanun önünde eşit tutulma ilkesi etkili olmuştur.

Tanzimat Döneminde çok farklı mahkeme türleri faaliyetteydi. Her mahkemenin kendi ilkeleri ve alt örgütleri vardı. Bu karmaşık yapı pek çok sorunun çıkmasına sebep oluyordu. Yeni kurulan mahkemelerde görev yapacak yeterli eleman bulunamadığından istenilen netice elde edilememiştir. Tanzimat Döneminde ceza, ticaret, deniz ticareti, arazi ve vatandaşlık kanunları kabul edilmiştir. Ayrıca o güne kadar Osmanlıda bulunmayan avukatlık, savcılık, noterlik gibi müesseselerde Batı örnek alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir