Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Soğuk Savaş Dönemi

II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Asya’da, güçler dengesinde büyük boşluklar meydana geldi
ve dengeler beklenildiği gibi hemen kurulamadı. Bu durumun oluşmasında, yenilen devletlerle birlikte
galip devletlerden İngiltere ve Fransa’nın da savaştan büyük ölçüde yıpranmış olarak çıkması önemli
rol oynadı. Bu devletlerin kendilerine gelebilmeleri için uzun yıllara gerek
vardı. Avrupa’da Almanya’nın,
Asya’da Japonya’nın yerini tek başına dolduracak nitelikte bir devlet yoktu. Bununla beraber Batılı
devletler barışı tesis ettiklerine inanarak ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının
varlığına güvenerek
ordularının büyük bir kısmını terhis ettiler. Bu ortamda savaştan sonra güçlü olarak ayakta kalabilenler
ise siyasi ve ekonomik doktrinleri birbiriyle çatışan ABD ile SSCB idi.

SSCB, savaş sonundaki anlaşmalarla Avrupa’nın önemli bir
bölümünü nüfuzu altına aldı ve ordusunu güçlendirerek savaş
sanayini geliştirdi. Uluslararası politikada aktif bir rol oynayarak
politikaya doktrin ve ideoloji unsurlarını dâhil etti. Dış politikasını
kendi rejimini bütün dünyaya yaymak esası üzerine kuran SSCB,
yayılmacı bir politika izledi. Dünyada tek atom bombası
yapabilecek güce sahip olmasına rağmen ABD’nin bu ülkedeki
savaş karşıtı kamuoyunun etkisi ile kıtasına çekilme eğilimi
göstermesi SSCB’nin işine yaradı. Savaş sırasında işgal ettiği
Doğu ve Orta Avrupa ülkelerini her yönüyle kendine bağlayan
SSCB, Türkiye, Yunanistan ve Iran üzerinde baskı kurmaya
çalıştı. Uzak Doğu’da ve Çin’de iç mücadelelerin ortaya
çıkmasına sebep oldu. SSCB rejiminin getirdiği düzene karşı
olan ülkeler, onun bu çabalarına karşı koydu ve kendilerini
güvende hissetmedikleri için ABD’ye yaklaştı.

II. Dünya Savaşı sonrası uluslararası mücadele, farklı dünya
görüşlerinin çatışmasıyla oluştu. “Soğuk Savaş” olarak adlandırılan
dönemde bu devletler aralarındaki anlaşmazlık ve çatışmaları
doğrudan birbirlerine karşı sıcak bir savaşa girmeden
sürdürdüler.

1945’e kadar uluslararası ilişkilerin ve dünya politikasının
merkezi Avrupa idi. Asya, Afrika ve Latin Amerika, XX. yüzyılın
ortalarına kadar uluslararası politikada aktif bölgeler değildi. Ancak savaş sonunda
farklı kıtalar ve
bölgeler dünya politikasında aktif rol oynamaya başladı. Asya’da Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan gibi
geniş ve kalabalık nüfuslu iki ülkenin ortaya çıkışı ve Japonya’nın büyük bir ekonomik kuvvet olarak
tekrar güç kazanması ile bu kıta, milletlerarası politikada önemli bir güç hâline geldi.

Asya ve Afrika’daki sömürge hâlindeki ülkeler, bağımsızlığını kazanmaya başladı. Böylece “Üçüncü
Dünya” veya “Bağlantısızlar Bloku” adı verilen yeni bir blok doğdu. Aynı zamanda II. Dünya Savaşı
sırasında hava sahasının kullanımı ile ortaya çıkan yeni rekabet alanı, bu dönemin sonlarına doğru
teknolojik gelişmelere paralel olarak uzaya kadar taşındı.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir