Türk Tarihi

Selçuklu Medreseleri

Medreselerin, hatta Türk medrese-mescit sisteminin doğuşunda, buyan veya vihara denen Budist
manastırlarının büyük etkisi vardır. Bu manastırların yapılış amacı, Budist rahipleri yetiştirmek ve gezici
Budist rahiplerine barınak sağlamaktı. Bu manastırlarda iki türlü öğrenci vardı: İslamiyet’teki sofilere benzer,
inzivaya çekilen din adamları ile dünyevi hayatı seçen din adamları.

İlk medreseler Karahanlılar tarafından kurulmakla birlikte medreseleri sistemli ve kalıcı eğitim kurumları
hâline getirenler Selçuklular olmuştur. Bu kurumların bazı temel özellikleri şunlardır:

• Medreseler, bugünkü üniversite kampüslerine benzeyen yerleşkelere sahipti.

• Arapçanın İslam dünyasında bilim dili olarak yaygınlaşması, medreseler vasıtasıyla olmuştu.

• Kullanılan eğitim yöntemleri, İslam dünyasındaki tüm eğitim ve bilim kurumlarınca benimsenmişti.

• Medreselerden mezun olanlara verilen icazetname isimli belge, bugünkü diplomanın ilk örneklerindendir.

• Selçuklular döneminde Nizamiye Medreseleri başta olmak üzere bazı medreseler, döneminin en
ileri eğitim ve bilim kurumları olmuştu. Özellikle Endülüs (İspanya) medreseleri, Avrupa’da bilimin
canlanmasında önemli rol oynamıştı.

• Medreselerde devamlı statüde müderris (öğretim elemanı, hoca, profesör) istihdam edilmiş ve
bunlar arasında kademeli yükselme sistemi uygulanmıştı.

• Devletin ihtiyacı olan üst düzey memurları yetiştiren medreselere büyük önem verilmişti.

• Yoksul ve yetenekli öğrenciler medrese yerleşkelerinde barınmış; öğrencilerin yeme, içme, eğitim
gibi tüm masrafları medrese vakıflarınca karşılanmıştı.

• Medreseler, din bilimlerinin yanı sıra pozitif bilimlerin de okutulduğu eğitim kurumlarıydı.

• Medreselerin giderleri; sultanlar, devlet adamları ve varlıklı kişiler tarafından kurulan vakıflarca
karşılanıyordu.

• Medreselerde eğitim, parasızdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir