Rusya’nın Genişleme Politikası ve Osmanlı-Rus İlişkileri

XVIII. yüzyılda Rus çarı I. Petro, Rusya’nın hedeflerini büyütmüş ve sıcak denizlere açılma amacını ülke politikası hâline getirmişti. Çar I. Petro’nun hedefi Rusya’yı bir Avrupa devleti hâline getirmekti. Slavları ve Ortodoksları birleştirme fikrini bu ideallere ulaşmak için araç olarak kullanıyordu. Rusya’nın sıcak denizlere kısa yoldan ulaşabilmesi için Osmanlı Devleti’nin elindeki Kırım’a, Lehistan’a, Balkanlara hatta İstanbul Boğazı’na sahip olması gerekiyordu. Rusya’nın yükselişe, Osmanlı Devleti’nin ise gerilemeye başladığı bu dönemde; Osmanlı-Rus ilişkilerini belli coğrafi bölgelere hâkim olma mücadelesi çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

Her iki devletin çıkarları Balkan, Kırım ve Kafkasya toprakları üzerinde çatışır. Rusya, Balkanlara inebilmek için bir taraftan Lehistan ve Balkanlar üzerinde hâkimiyet kurmak isterken diğer taraftan Karadeniz’e inebilmek için de Kırım’ı almak istiyordu.

Kırım’ı ele geçirmek Rusya’nın gelişimi için çok önemliydi. Osmanlı Devleti’nin güvenliği için de halkı Türk ve Müslüman olan Kırım, aynı öneme sahipti. Yarı bağımsız olarak Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Kırım Hanlığı, Rusya ve Orta Avrupa devletlerine karşı tampon bölge konumundaydı. Kırım ve Lehistan’ın güvenliği Osmanlı Devleti’nin güvenliği demekti. Osmanlı Devleti özellikle İstanbul’un kapısı durumundaki Kırım’ı kaybetmemek için savaşmaktan çekinmemiştir.

Bir cevap yazın