Kategori: Uygarlığın Doğuşu

Roma Uygarlığı

- 24 Eyl 15

Arkeolojik araştırmalar, Apenin Yarımadası’nda bulunan İtalya’da uygarlığın Orta Taş Çağından itibaren başladığını ortaya koymuştur. Bu yarımada, MÖ 3000’lerde Yeni Taş Çağını yaşamış ve zaman içerisinde büyük göçler almıştır. İtalya’ya göç eden kavimlerin en eskileri İtaliklerdir. Daha sonra buraya Etrüskler gelmişlerdir. Bu göçler, Fenikeliler ile Yunanlıların kurdukları kolonilerle devam etmiştir.

İtalya Yarımadası ve Akdeniz çevresinde kurulan büyük bir uygarlığa adını veren Roma şehri, MÖ 753 yılında Romulus tarafından kurulmuştur. Başlangıçtan MÖ 510 yılına kadar Roma, krallık ile yönetilmiştir. Krallık döneminde, kral ihtiyarlar meclisi tarafından teklif edilmiş, “kuria” adı verilen halk meclisi tarafından seçilmiştir. Kral senatoya karşı sorumludur.

Roma toplumu patriciler, plepler ve köleler olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştır. Patriciler, Romalı soylulardan meydana gelmiştir. Mülkiyet, devlet memuru ve asker olabilme hakkına sahiptiler. Sosyal yaşam açısından diğer sınıflarda yer alanlara göre daha rahattılar. Roma’ya sonradan gelip yerleşenler plepleri oluşturmuştur. Plepler, hiçbir siyasi hakka sahip değillerdir. Daha çok hayvancılık, tarım, ticaret vb. işlerle uğraşmışlardır. Köleler ise Roma nın işgali altındaki ülkelerden getirilmişlerdir. Patricilerin evlerinde hizmetçilik ya da uşaklık, tarlalarda işçilik ve kâhyalık gibi işler yapmışlardır. Hiçbir hakkı olmayan bu sınıf, efendisinin her istediğini yapmak zorunda kalmıştır. Eğlence maksadıyla vahşi hayvanlarla dövüştürülmüşlerdir. Sınıfsal ayrım yüzünden kötü şartlarda yaşayan köleler, zaman zaman yönetime karşı ayaklanmışlardır.

MÖ 510 yılında krallık yönetimine son verilerek Cumhuriyet Dönemine geçilmiştir. Roma’da Cumhuriyet Döneminde devlet konsül adı verilen iki yüksek memur tarafından yönetilmiştir. Konsüller, bir yıllık süreyle görevlendirilmişlerdir. Konsüller birbirlerine ve senato adı verilen meclise karşı sorumluydular. Konsüllerin başlıca görevleri, orduya komuta etmek, gerektiğinde senatoyu toplantıya çağırmak, vergi sistemini düzenlemek ve vergilerin toplanmasını sağlamaktır.

Cumhuriyet Döneminde Roma, genişleyerek İtalya Yarımadası’nı ve Akdeniz’in batısında bulunan yerleri hâkimiyeti altına almıştır. Daha sonra Makedonya, Suriye ve Mısır’ı zapteden Roma, Doğu Akdeniz in fethini tamamlamıştır. Sınırların genişlemesinde düzenli Roma ordusunun etkisi büyüktür. Roma ordusu yaya ve atlı askerlerden oluşmuştur. Ordunun temelini lejyonlar (askerî birlikler) meydana getirmiştir.

Roma nın geniş bir coğrafyaya hakîm olması, sosyal yapının ve düzeninin bozulmasına neden olmuştur. Patriciler zamanla zenginleşirken plepler ve köylüler yoksullaşmışlardır. Bu nedenle pleplerle patriciler arasında uzun süren çatışmalar ortaya çıkmıştır. Bu çatışmaların sonucunda plepler ile patriciler arasındaki sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırmak için “On İki Levha Kanunları” adıyla bilinen hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Pleplere de memur ve asker olma hakkı tanınmıştır. Buna benzer düzenlemelerle Roma hukuku birçok devlete örnek olmuştur.

Roma’da çıkan sınıfsal çatışmalara dıştan gelen saldırılar da eklenince bu durumdan yararlanan bazı komutan ve konsüller yönetimi ele geçirmek istemişlerdir. Bunlardan bir tanesi de Julius Caesar (Sezar)’dır. Julius Caesar ile Roma’da Cumhuriyet Dönemi sona ermiştir.

roma-imparatorlugu

Roma’da MÖ I. yüzyılın sonlarında Cumhuriyet Dönemi sona ermiş ve MÖ 27 yılında Oktavianus (Oktavyanus)’a Augustus (Agustus) unvanı verilerek “İmparatorluk Dönemi” başlamıştır. Bu dönemde iç güvenlik sağlanarak halkın refah seviyesi yükseltilmeye çalışılmıştır. Ancak III. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu gücünü kaybetmeye başlamıştır. Merkezî otoritenin zayıflaması, Kavimler Göçü, savaşların uzun sürmesi ve iç karışıklıklar gibi nedenler imparatorluğun 395 yılında ikiye bölünmesine neden olmuştur. Bu bölünme sonucunda başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu ile başkenti İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğu kurulmuştur. 476 yılında kuzeyden gelen barbar kavimlerinin saldırılarıyla Batı Roma yıkılmıştır.

Romalılar ilk dönemlerde tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Zamanla Akdeniz ve çevresinin Roma egemenliğine girmesi Roma’nın zenginleşmesini sağlamıştır. Yapılan yollar sayesinde ticaret gelişmiştir.

Roma uygarlığı, mimari ve sanatsal açıdan büyük bir gelişme göstermiştir. Romalılar, Yunan tiyatrolarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Çeşitli yarışlar ve gösteriler için kullanılan amfi tiyatrolar, hayvan ve insan dövüşlerinin yapıldığı bir alan olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Yapılarda kemerli ve kubbeli yapım tekniği büyük ölçüde geliştirilmiştir. İç mekânı ön plana çıkaran ve anıtsal bir yapı özelliği kazandıran bir üslup benimsenmiştir. Romalıların geliştirdikleri mimari üslup günümüze kadar varlığını korumuştur. Agustus Tapınağı, Roma Hamamı, Aspendos Tiyatrosu, Valens (Bozdoğan) Su Kemeri Romalılardan günümüze ulaşan eserler arasındadır.

Romalılar, çok tanrılı inanca sahip olup Yunan tanrılarını benimsemişlerdi. Tanrılarını insan şeklinde düşünmüşlerdi. Hristiyanlık, 313 yılında serbest bırakılmış, 381’de de devletin resmî dini hâline getirilmişti.

Latince konuşan Romalılarda edebiyat Yunan edebiyatının etkisinde gelişmiştir. Romalılar, özellikle tarih yazıcılığı ve hitabet sanatında büyük gelişme göstermişlerdir.

Doğu Roma İmparatorluğu Döneminde İstanbul, kültür ve sanat merkezi hâline getirilmiştir. Bunun yanında, İskenderiye, Efes, Antakya, Atina da birer kültür merkezi olmuştur. Doğu Roma sanatının en önemli eseri Ayasofya’dır. Bunun yanında Aya İrini, Hora (Kariye Camii), Sergios ve Baküs, Efes’teki Meryem Ana kiliseleri ile Binbirdirek ve Yerebatan sarnıçları Doğu Roma Döneminin en önemli sanat ve kültür değerleridir.

Doğu Roma İmparatorluğu, aynı zamanda Bizans İmparatorluğu olarak da bilinmektedir. Bu devletin en parlak dönemi Justinianus (Justinyen) Dönemidir (527-565). Bizans Büyük Selçuklu Devleti’yle Malazgirt Savaşı’nı, Türkiye Selçuklu Devleti’yle de Miryokefalon Savaşı’nı yapmıştır. Her iki savaşta da aldıkları yenilgilerle Anadolu’da Türk hâkimiyetine engel olamamışlardır. Doğu Roma, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle yıkılmıştır.

Bizans’ta Batı Roma’dan farklı olarak ülke “thema” adı verilen eyaletlere bölünmüştür. Bu eyaletlerde bulunan kalelerde ise tekfur adı verilen valiler görevlendirilmiştir. Latin kültürü yerine Helen kültürünü benimseyen Doğu Roma, Hristiyanlığın Ortodoks mezhebini ve resmî dil olarak da Grekçeyi benimsemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitede Ara
Reklam
Reklam

2005'den beri... - Tarihbilimi.gen.TR