Otuz Yıl Savaşları (1618 – 1648)

Otuz Yıl Savaşları (30 Yıl Savaşları), 1618 ile 1648 yılları arasında tam 30 yıl süren ve adını gerçekleşme süresinden alan savaşlar topluluğudur. Otuz Yıl Savaşlarının anlamı tamamen bir dini inancı ortadan kaldırma çabasıdır.

Kutsal Roma – Germen (Alman) İmparatoru II. Ferdinand protestanlığı ortadan kaldırmak için İspanya ile birlik olup diğer Avrupa devletlerine savaş açtı. Fransa, İsveç, Danimarka, Hollanda ve Protestan Alman prenslikleri ile yapılan savaşları Kutsal Roma – Germen İmparatorluğu kaybetti. Savaşın sonunda imzalanan Vestfalya Antlaşması ile Avrupa halkına mezhep seçme özgürlüğü verildi.

Kutsal Roma – Germen İmparatorluğu savaş sonunda dağılırken İspanya güç kaybetmiştir. Fransa, Otuz Yıl Savaşları’ndan galip ayrılmış ve Kutsal Roma – Germen İmparatorluğu’ndan toprak alarak gücünü artırmıştır. Kazandığı zaferle gücünü iyice artıran Fransa kralı XIV. Loui “Devlet demek ben demektir.” sözü ile mutlakiyet anlayışını katı bir şekilde uygulayacağını gösterdi.

İngiltere, Otuz Yıl Savaşları’na katılmamıştı. İngiltere kraliçesi I. Elizabeth de tıpkı Fransa kralı gibi merkezî otoritesini artıran uygulamalar yaptıysa da 1640’taki isyanlar sonucunda parlamenter sisteme geçişi kabul etmek zorunda kaldı. Meşrutiyet yönetiminin başladığı İngiltere, cumhuriyete geçişin de ilk adımlarını atmış oldu.

İspanya, sömürgelerinin büyük kısmını XVII. yüzyılda kaybetti. Hollanda, Otuz Yıl Savaşları’nda İsviçre ile beraber bağımsızlığını ilan etti. Avusturya, XVII. yüzyılda gücünü korudu. Lehistan, taht kavgaları ve Rusya’nın genişlemesi sebebiyle gücünü koruyamadı. İsveç, Otuz Yıl Savaşları’nda galip geldi ve gücünü artırdı. Rusya, özellikle Çar I. Petro ile beraber güçlü bir devlet olma yolunda ilerlemeye başlamıştır.

Otuz Yıl Savaşları
Otuz Yıl Savaşları

Otuz Yıl Savaşlarının Nedenleri

1618-1648 yılları arasında Orta Avrupa’da Almanya toprakları içerisinde Katolik ve Protestanlar arasında Avrupalı İmparator, Krallar ve Prensler arasında yaşanan çatışmalar dini farklılıklar, siyasi hesaplar ve askeri kazançlar düzleminde beş büyük Savaşı içeresinde barındıran karmaşık gelişmelerden oluşmaktadır. Bunlar: Bohemya Savaşı, Danimarka Savaşı, İsveç Savaşı, Fransız Habsburg Savaşları ve Almanya’nın yaşadığı iç savaş.

1526 Mohaç Savaşından sonra ele geçirilen Bohemya, Habsburg eyaletlerin en zenginlerindendi. 1547 yılında yaşanan Schmalkaldan Savaşına kadar sakin bir yerdi. Ancak Protestan varlığından Katolik Bohemya Kralları ve Kutsal Roma imparatorları vardı. Öyle ki Protestanlar karşı “Haçlı Seferleri” anlayışının Bohemia Kralı ve Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf ve kardeşi Duke Ferdinand (1578-1637) tarafından başlatılmıştır.

Bohemia’da başlayan bu gerginliğin 1593 yılında başlayıp 1606 yılına kadar sürdürmüştür. Bu gelişmeler ışığında 1609 yılında Protestan Birliği kurulmuştur. Arşidük Ferdinand 1617 yılında Macaristan tahtına, 1618 yılında Bohemia tahtına çıkar ve 1619 yılında ise Kutsal Roma İmparatoru olur.

Ferdinand’ın almış olduğu dini eğitim ve din adamlarının etkisiyle Protestanlara karşı savaş açmıştır. 1618 yılında Prag Ayaklanması yaşanır. Bu ayaklanmanın amacı Protestan Elektör Frederick’in imparator yapmaktı. Buna karşılık II. Ferdinand Katolik Kilisesinden yardım ister. Bu destek isteğine İspanya, Polonya, Bavyara Dükü ve Katolik Ligi Başkanı Maximiliam karşılık verir. Tabi ki bu güçlerin siyasi haklar ve kraliyet topraklarında gözleri vardı.

Verilen bu destekler sonrasında Protestanlar yenilir ve 1620 Katolik Ordusu Aşağı Avusturya’yı ve Bohemya’nın bağımsızlığına gidecek olan 1623 yılında Beyaz Dağlar Muhaberesi ile çatışmalar son bulur. Böyle Bohemya sonraki üç yüz yıl Katolik ve Habsburg kontrolüne kalacaktır.

Protestanların yaşamış olduğu başarısızlıklar savaşın sonunu getirme aşamasına gelirken Danimarka Kralı olan IV. Christian Almanya ya girerek Protestan Prenslere destek verdiğini görüyoruz. İngiltere ve Hollanda dan yardım geleceği umuduyla savaşa giren Danimarka Kralı Chiritain Katolik güçlerine karşı yenilmiştir.

1629 yılında imzalanılan Lübeck Barışı ile Danimarka Almanya’dan çekilmiştir. Bu arada Protestan doğup, Katoliklerin tarafına geçen ve soylu bir aileden gelen Wallenstein 30. 000 paralı askeri ile Protestanlara karsı savaş açtığını görüyoruz. Wallenstein yaptıkları ile dost düşmana herkese zarar vermiştir ve ortada büyük bir yıkım bırakmıştır.

İsveç Kralı Gustavus Adolphus (1611-1632) döneminde zorda kalan Protestanlara Fransa’nın kışkırtması ile savaşa dahil olmuştur. İsveç’in asıl amacı Baltık denizini ele geçirmektir. Bu amaç sebebiyle Danimarka ve Polonya geleneksel rakip olarak görünüyordu.

Kral Gustavus 70. 000 kişilik kuvveti Polonya’yı işgal eder. Katolikler ise bu dönemde Wallenstein’in tutumlarında memnun değildi. Tilki ve İmparator orduları 1925‘ten sonra Kuzey Almanya’yı istila edince Danimarka’nın Protestanları korumak adına müdahale etmiştir. Ancak Danimarka yenilir ve Wallenstein orduları 1627’den sonra Baltık kıyılarına girişi İsveç’in siyasetinde değişimin yaşanmasına neden olmuştur. Öyle ki Alman Protestanlar ile İsveç arasında işbirliği sonrasında 1631 yılında Tilli birliklerini Breitenfeld Savaşından yenilgiye uğramıştır. Buna karışık ise 1633 yılında Wallenstein komutasındaki askeri birlikler tarafından karşılık verilir.

Yaşanılan kanlı savaş sonrasında Gustavus öldürülür. Bu savaş sonrasında ise Wallenstein İsveç ile gizlice anlaşan ve Protestanlara yardım edeceği duyan imparator II. Ferdinand tarafından öldürülür. İleri ki zamanlarda ise İspanya ile Katolik güçlerinin yardımı sonrasında İsveç ve Protestan güçlerinin yenildiğini görüyoruz. 1635 yılında ise Protestan Saxon ile imparator arasında anlaşma sağlanır: Prag Antlaşması.

15. ve 16. yıllar boyunca Habsburglular Avrupa’nın büyük kısmını ellerinde bulunduruyordu ve bu toprakların bazıları batı tarafından Fransa’yı çevirmiş durumdaydı. Yaşanılan bu süreç I.Maximilianus’un Burhan ya Kraliçesi ile evlenmesi ile başlar. Fransa’nın Burganya’yı ele geçirme planlarını unutmamak gerekir. 1519 yılında V. Karl yönetiminde Burganya ile Avusturya, İspanya ve İtalya devletleriyle birleştiğini görüyoruz. Tahran ayrılan imparator sonrasında Ferdinand’ın imparator olduğunu görüyoruz.

Habsburglular ile Fransa arasında Chateau Cambresis Anlaşmasının imzalandığı görülmektedir. IV. Henry yönetimindeki Fransa sağladığı iç huzur sonrasında dış politikaya yöneldiğini görüyoruz. Dış politikadaki tehdit ise Habsburglulardır. Bunlar İtalya’nın büyük kısmını elinde bulunduran Habsburglular yani İspanya ile Avusturya’daki Habsburglular. Bu tehlikeler düzleminde IV. Henry barışçıl bir dış siyaset izlemiştir. Ancak 13. Louis ile Başbakan Richelieu’nun bazı amaçları vardı:

  • İspanyanın ilerleyişini durdurmak;
  • Avusturya Hanedanlığına son vermek ve
  • İspanya’nın elindeki toprakları ele geçirerek doğal sınırlara ulaşmak.

Bu amaçları taşıyan Fransa’nın hemen savaşa dahil olmadığını görüyoruz. Bunun yerine Habsburgluların düşmanı olan İsveç‘in desteklendiği görmektedir. Fransa bu sayede düşmanların yıpranmasını sağlayacak ve savaşları daha kolay kazanacaktı. 1635 -1637 yılları arasında hep yenilen Fransa 1640’dan sonra İspanya’yı yenilgiye uğratmış ve Alsace bölgesinin büyük kısmını ele geçirmiştir. 1645’ten önce savunma pozisyonunda olan Fransa 1648 yılından sonra ise korkuları bir güç haline gelmiştir. Bohemya İsyanı ile Almanya içerisinde bir iç savaşın yaşandığını belirtmemiz gerekmektedir.

Sormamız gereken soru ise Otuz yıl savaşları aslında bir din savaşları mıydı?

Bu soruyu cevaplamak için bazı bilgileri vermek gerekmektedir. 16. yüzyılın baslarında ruhban sınıfındaki karışıklık, sapkınların sekülerliği, hükümdarın aç gözlü oluşu ve hümanizm gibi olayların hakim olduğu bir inanç algısı hakim durumdaydı. Bu durumlara karşı Alman bir keşiş olan Martin Lüfer isminde bir kişinin yapmış olduğu bir nevi baş kaldırıp ileride din devrimine sebebiyet verecekti. Aslında sadık bir Katolik olan Martin Luther özellikle Roma, Papalık ve Endülajans algısına karşı takınmış olduğu olumsuz tutum ileride yaşanacak olan Katolik-Protestan algısının temeli olacaktır.

Luther’in İtirazı

İşte bu noktada Luther’in itirazı 95 maddelik tezi 1 Kasım 1517 yılında Wittenberg Şatosundaki kilisenin kapısına asar. Luther’in bu itirazı giderek yayılma gösterdiğini görüyoruz. Her ne kadar 1546 yılında Luther yaşamını yitirmiş olsa bile fikirlerin giderek yayılması ve yeni Ahi’tin Almanca baskılarının gittikçe yayılma göstermesi Alman Prensleri tarafından imparatora karşı bir koz olarak kullanıldığını görüyoruz. Bunlara ilaveten, Luther in söylemlerinin halk tarafından ve geleneksel rakipler tarafından kullanılmak istenildiğini görüyoruz. Bu söylemlerin kabulüyle beraber çıkan çatışmaların ilk defa Protestan teriminin kullanıldığını görüyoruz. Yaklaşık kırk yıl sonra 1555 yılında imzalanılan Augusburg Barışı ile Almanya’da Katolik ve Protestan Devletler olarak bulunmuştur.

Otuz yıl savaşlarının dinsel bir savaş olduğu soruna dönecek olursak eğer 1555 ile 1618 yılları arasında dinsel manada imparatorluk içerisinde bir dinsel çatışmaların yaşanmasının altında 1555 yılında imzalanan Augusburg Barışı etkili olmuştur.

  • Dinsel çatışmalar bu barış ile sonlandırmış olsa bile 1618 yılında dinsel çatışmalar yeniden yaşanmasının altında üç olgunun etkisi vardır. Bunlar;
  • II. Rudolf, Matthias ve Bavyera yöneticileri imparatorlukta karşı reformu güçlendirmeye ve Augusburg Barışını hiçe sayarak Lutherci bölgeleri geri almaya çalıştılar.
  • Agusburg Antlamasında dışlanan Calvincilik Palatinatede kök saldı veHeigdelberg’deki merkezde gittikçe saldırgan ve Katolik karşıtı bir tehdit olmaya başladı.
  • İmparatorluğun zorla Katolikliği yaymaya ve Çek milliyetçiliğinin dinsel temelini yoketmeye çalıştığı Bohemya’ya da durum patlama noktasına ulaştı.

Savaş ilerledikçe dinsel manada kaynaksal örneklerin çoğaldığını görmekteyiz. Luthercilerin elde ettikleri toprakların Eskiye Dönüş Fermanı ile geri istenildiğini görmekteyiz. Ayrıca 1640 ve 1634 yıllarında Wallenstein iki kere görevden alındığını görmekteyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir