Osmanlı Devleti Tarihi

Osmanlılarda Oyun, Eğlence ve Şenlik Anlayışı

Osmanlı halkının dinlendiği ve toplu olarak eğlendikleri en önemli mekânlar
mesire yerleridir. İstanbul’un çeşitli yerlerinde ailece gidilen mesire yerleri
bulunmaktaydı. Bundan başka hamamlar, kahvehane, bozhane gibi kapalı mekânlar da
eğlence yerleriydi. Kahvehanelerde müzik dinlenir, satranç oynanırdı. Büyük
konaklarda da sazlı sözlü eğlenceler düzenlenirdi.

Padişah çocuklarının doğumları (velâdetihümâyun), hanedan mensuplarının
evlilikleri, padişahların tahta çıkış törenleri (cülus), şehzadelerin ilk derse
başlamaları (bedi besmele), kazanılan askerî zaferler (fetih şadumanlığı),
ordunun sefere çıkması, esnaf bayramları (sanat ve ticaret ürünlerinin
sergilenmesi) ve en çok da şehzadelerin sünnet törenleri halkın eğlenmesi için
birer fırsattı.

Görevliler düğün ve dernek için gerekli yiyecekleri, sofraları hazırlamışlar,
renkleriyle gözleri kamaştıran gönül alan çadırlar seçmişler.

Şehzadelerin şehre yaklaşmış oldukları haberi gelince şehzadelerin ayaklarının
altına bahar aylarının gözde rengi olan yeşil örtüleri serdiler. Düğün yeri olan
alanda keyif döşekleri öyle serilip yayıldı ki sıkıntılı olanlar bütün
dertlerini bu keyif içinde unuttular. Her tarafta sohbet meclisleri kuruldu.
Edirne Ovası her yerden gelen davetlilerle doldu taştı. Irmak boyu ise keyif
ehli kişilerle cennet bahçesine dönüştü. Sultan Mehmet Han ise lütuf ve ihsan
kesesini açmış huzuruna gelen büyük bilginlere, beylere, yiğitlere ikram ve
iltifatlarda bulunmuştu.

Nefis ve iştah açıcı yemekler sayılamayacak kadar çoktu. Ziyafetten fakir ve
yoksullar da yararlandı. Kâselerle gelen helvalar, sinilerle konan tatlılardan
her mollanın kendi hissesine düşen önüne konduktan sonra kaldırılarak evlerine
götürülmesi için hizmetkârlarına verildi. Düğünün daha sonraki günlerinde
silahşorlar meydana gelip hünerlerini halka sergilediler. Atlar yarıştırıldı,
yay gerenler nice nişanları, çelik levhaları delip okçular at sırtında dört nala
koşarken uzun sırıklara dikilmiş altın ve gümüş kaplı kupalara oklarıyla nişan
alıp vurduklarını hediye olarak aldılar.

Dördüncü gün halka ziyafet çekildi. Sofralar kurulup yemekler çıkarıldı;
fakirler, yetimler, dullar doyurularak sevindirildiler. Böylece padişah halka
iyilikseverliğini göstermiş oldu. Düğün tam bir ay sürdü. Meydandaki çadırlar
eğlence yuvaları olarak kaldı.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir