Türk Tarihi

Osmanlı Ekonomisinde Üretim Sistemi

Osmanlı Devleti iaşe ilkesi gereği ihtiyaç duyulan her türlü malın karşılanması için tarımsal ve sınai üretime büyük önem vermiştir. Tarımsal
üretim, tımar sistemi çerçevesinde, sınai üretim de loncalarca gerçekleştirilirdi.
Devlet, üretimde devamlılığı sağlamak için zirai toprakların mülkiyet hakkını
fertlere bırakmaz, fertler ancak muhafaza görevini üstlenir ve üretim yapardı.
“Mirî” adı verilen bu mülkiyet rejiminde toprak, çiftçilere babadan oğula geçecek
şekilde kiralanmış sayılır, alımı satımı devletin sıkı kontrolü altında tutulur,
vakfedilmesine ve bağışlanmasına müsaade edilmezdi. Çiftçilerin zirai üretimi
düşürmeye sebep olacak şekilde şehirlere ya da başka bölgelere göç etmelerine
izin verilmezdi.

Zirai üretimden gelen gıda maddeleri ile ham maddeleri kaza merkezinde
satın almak, işlemek ve satmak, kasaba esnafının tekelindeydi.
Devlet üretim ve tüketim arasındaki dengeyi korumaya önem verirdi. Üretimin hedefi, yurt içi
ihtiyaçlarının karşılanmasıydı. Yurt içi ihtiyaçlarının tümü karşılandıktan sonra
kalan mal varsa onun ihraç edilmesine de müsaade edilirdi.
Osmanlı iktisadi sisteminin diğer özelliği de “eşitlikçi” eğilimin
hâkim bulunmasıydı. Ziraat, madencilik, sanayi,
ticaret ve esnaflıkta kaynakların bölüşümünde
büyük farklılaşmaların oluşmaması esastı.
Bütün bu sektörlerde, üretim faktörlerinin
mümkün olduğu kadar eşitliğe yakın bir
dağılım içinde kalması amaçlanırdı.

Örneğin ekonominin hâkim sektörü
ziraatte, toprağın üretici köylü
aileleri arasında eşite yakın
oranlarda bölüştürülmüş olduğu
XV ve XVI. yüzyıla ait tahrir
defterlerinden öğrenilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir