Türk Tarihi

Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme Dönemi

XIX. yüzyılda demografik gelişmeler Osmanlı ekonomik ve toplumsal
yapısında da değişime neden olmuştur. Klasik Dönemde durağan seyreden
nüfus, XIX. yüzyılda iyileşen yaşam koşulları ve göçler ile artış göstermiştir.
Nüfus artışı ve ekonomik yapıdaki değişim kentleşmeyi de hızlandırmıştır.
Önemli liman kentleri, demir yollarının geçtiği kentler ve diğer yerleşim
alanlarında nüfus artışı yaşanmıştır.

Tüketim


Ekonomik koşullardaki değişim özellikle
dış borçlanma, tüketim alışkanlıkları ve giyim
kuşamdaki değişimi de hızlandırdı. Artık ithal
edilen yabancı kaynaklı ürünler zenginler
arasında olduğu kadar halk arasında da yer
almaya, bu yeni yaşam tarzı ve tüketim
eğilimleri giderek kendini hemen her alanda
göstermeye başlamıştır. Artık yeni tüketim
mekânları, farklı eğlence biçimleri yeni hitap
tarzları, giyim ve modada Avrupai bir stil vb.
formlar özellikle başkentte Osmanlı tebaası
arasında yayılma göstermiştir.
Bu dönemde
basın ve reklamın da Osmanlı gündelik
hayatında yer alması ile birlikte bütün bu
saydığımız yeni formlar halk arasında daha
kolay yayılır olmuştur. Anadolu’ya uzak olan
bu kültür artık Anadolu’da sınırlı bir kesimle de
olsa yayılmaya, en azından tanınmaya
başlamıştır. Bu dönüşüm sürecinde Batılı
tüketim adına yaşanan en önemli gelişmelerden
birisi de kuşkusuz geleneksel tüketim
mekânlarına (bedesten, arasta, pazaryeri
gibi) karşılık Batılı ve çok çeşitli ürünleri içinde
barındıran alışveriş merkezlerinin ortaya çıkmasıdır.
Bu durum tüketim sürecine yeni bir boyut ve şekil kazandırmıştır. Artık geleneksel mekânların dışında yeni
mekânlarda, yeni alışkanlıklarla yeni insan tipleri görülmeye başlamıştır. Gerek
bürokratlar gerek tacir ve bankerlerden oluşan bu sınıf, Batı tarzı yaşam
biçiminin Osmanlı Devleti’ndeki temsilcileri olmuşlardır.

Ticaret


Osmanlı ülkesinin canlı bir ticari merkez olmasında önemli rol oynayan
kapitülasyonların erken dönemlerde iç üretim üzerinde olumsuz etkileri
görülmemişti. Kapitülasyonlara rağmen iç imalat ve üretim yabancı mallara
karşı uzun süre başarıyla rekabet etmiş; ithalat, sadece yünlü kumaş, madenler
ve kâğıt gibi bir kaç kalemi olumsuz etkilemişti. Yıkıcı rekabetin etkisi ancak
Sanayi İnkılabı ortaya çıktıktan sonra XIX. yüzyılın ortalarına doğru görülmeye
başlamıştır. Sanayi İnkılabı’yla Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerinin önemli bir
pazarı ve sanayileri için de gerekli ham madde kaynağı olan bir ülke hâline
geldi. Devlet hem serbest dış ticaret antlaşmaları hem de yabancı sermaye
yatırımları ve dış borçlanma ile Avrupa devletlerinin denetim ve nüfuzu altına
girdi. Bu bağlamda 1838’de İngiltere ile yapılan Balta Limanı Ticaret Antlaşması
Osmanlı ekonomisinde önemli değişimlere neden oldu.

XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı toplumunda artan ekonomik talepler,
yaşanan göç vb. sosyal hareketlilikler, şehirlerdeki esnaf teşkilatlarında
değişime neden olmuş, teşkilat dışından insanlar da artık bu sınıfta yer almaya
başlamıştır.

Osmanlı sanayini etkileyen diğer olumsuz gelişme Sanayi İnkılabı’dır.
Avrupa’daki bu gelişme sonrası rekabet gücünü kaybeden Osmanlı, tarımsal
ve sanayi işletmeleri bilgi, teknoloji ve sermaye birikiminin yetersizliği gibi
olumsuz koşullar nedeniyle çöküş sürecine girmiştir.

Osmanlı Devleti bu süreçte tedbir olarak
ithal ürünlerden aldığı vergiyi artırdı. Kapitülasyonlar
nedeniyle bu tedbirden istenilen
sonuç alınamamıştır. Ayrıca askerî giderlerden
tasarruf sağlanması ve paranın yurt dışına
çıkışının önlenmesi için büyük sanayi kuruluşları
oluşturulmuştur. Sanayinin yetişmiş eleman
ihtiyacını karşılamak için eğitime büyük önem
verilmiştir. Avrupa’dan getirilen ustalarla, modern
teknolojinin yerli usta ve işçilere öğretilmesine
çalışılmış, yurt dışına öğrenci gönderilmeye
başlanmıştır. Bu dönemde açılan
fabrikalara Feshane, İzmit Çuha Fabrikası,
Veliefendi Basma Fabrikası, Hereke Kumaş Fabrikası, Bursa İpek Fabrikası, Zeytinburnu Demir Fabrikası örnek gösterilebilir.

Bu fabrikalar kârlı birer kuruluş olarak devlete büyük gelir sağlamışlardır. Bu faaliyetlerden başka
1860’lı yılların
ortasında kurulan Islah-ı Sanayi Komisyonu 1873’e kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu komisyonun teşviki ve birçok kişinin sermaye katmasıyla
sanayi şirketleri kurulmuştur. Özel sermayeye destek verilerek 1897’de
çıkarılan teşvik kanunu ile yeni kurulacak fabrikalar on yıl vergiden muaf
tutulmuştur.

Meşrutiyetle birlikte sanayide yerli atılımlar gerçekleştirilmek istendiyse de
oldukça sınırlı sanayi girişimleri yabancı ve azınlık sermayecilerinin yatırımlarından
ibaretti. Yatırımların çoğu Avrupa sanayileri için gerekli tarım ve
madenî ürünleri limanlara taşıyabilmek için altyapı tesislerine harcandı. En
büyük yatırım demir yolu inşasına yapıldı. Sanayi kesiminde ağırlık, gıda ve
dokuma sanayilerindeydi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir