Osmanlı Devletinin Kuruluşunu Hazırlayan Sebepler

Osmanlı Devletinin Kuruluşunu ve Gelişmesini Hazırlayan Sebepler





Coğrafi Konum : Osmanlıların yerleştikleri hudud devletin kurulmasında ve gelişmesinde çok faydalı olmuş, Anadolu’yu kasıp kavuran Moğolların tesir sahasının dışında kaldı. Bizans devletinin kısmi olarak zayıflamaya başlaması sonucunda Türk Fetihleri Bizans topraklarında adım, adım fakat sağlam bir şekilde oldu. Fethedilen yerlerin ticaret tarım ve sanayii yerlerine hakim olması büyük bir üstünlük sağladı.

Osmanlı Hanedanı : Türk sultanlarının üstün vasıfları Devletin kurulmasında ve gelişmesinde çok önemli rol oynamıştır. Osmanlı Hanedanı tarihte hiçbir hanedana nasip olmayan devlet adamları askerler, teşkilatçılar ve siyasi dehaya sahip idareciler yetiştirmiştir.




Osmanlı Devleti Arması Osmanlı Devleti Arması



Gaza ve Cihat Duygusu : Hudutlara yerleşmiş olan Osmanlılar gaza ve Cihada çok önem vermişlerdir. “Türklerin Anadolu’yu fethetmelerine sebep din oldu. Bu ihtiyaçların, bu itikadın yurt kurmakta büyük önemi vardır” Osman Gazinin ölüm halinde iken oğlu Orhan Beye bulunduğu vasiyette “Birinci vasiyetim Gaza ve Cihat işine devam etmeniz ve İslamın kuvvetlenmesine çalışmanızdır. Liva-i Şerifi yüksek tutunuz daima İslam’a hizmetten geri kalmayınız. Oğlum işte ben ölüyorum fakat müteessir değilim ; çünkü senin gibi bir halef bırakıyorum. Adil ol, merhametli ol, iyi adam ol, bütün reayayı eşit olarak himaye et. İslam dinini neşr ve tamim et yeryüzünde hükümdarların vazifesi budur. Ancak bu suretle Allah-ü Teala’nın lütfuna dahil olursun.” Osmanlı Padişahlarının ve devletin takip ettiği yolu görmek mümkündür.

Kuruluşta küçük olan Osmanlı Beyliği İslamiyet uğrunda mücadele etmek isteyen gazi dervişlerle günden güne sayısı armış cihat ve İlay-ı Kelimetullah (Allahın adını yücelme) gayesiyle çarpışan gaziler, Alpler ve ahiler adını akın, akın gelerek Osmanlılaın kuvvet kaynağı oldu. Kuruluş yıllarında Anadoluda Ahilik ve Babailik olmak üzere iki önemli tarikat vardı. Osmanlı devletinin kuruluş ve teşkilatlanmasında İslamiyet ve tarikatlardan yararlanılmıştır. Bilhassa esnaf ve sanatkarların tarikatı olan Ahilikten yararlanılmıştır.Bu tarikatın esasını ; kardeşlik, erlik ve yardım esası teşkil etmektedir. B tarikatın temel prensipleri ise affetmek, yumuşak davranmak , düşmana karşı dahi hayırsever olamak, kendisi muhtaçken dahi başkasını düşünmekti.

Her meslek ve sanat ayrı bir bütün teşkil etmekte idi. Kendilerine has kıyafet ve kuşağı olup çıraklıktan başlanıp ustalığa kadar yükselinirdi. Özel merasim yapılırdı. Çıraklara sübyan denilirdi sürveyan veya yiğit başı o meslek ve esnaflk dalının kethüdası ve idarecisi idi. Meslek ileri gelenlerine İhvan, şeyhlerine Ahi Baba denmektedir.




Osman Gazide Ahi reislerinden olan Şeyh Edebali’nin gönlünü kazanmış, onun kızı Malhun Hatun ile evlenmiş böylece Ahilerin nüfus ve desteğinden yararlanmıştır.

Komşu olan Türk Beylerinin Osmanlılara Hasmane Tavır Takınmamaları : Komşuları,Hristiyanlara karşı gaza ve cihat ile meşgul olan Osmanlı Beyliğine büyük sevgi duyuyordu. Kendi aralarında mücadele etseler bile Osmanlılara dostça davranıyor hatta askeri bakımdan bile destekliyorlardı.

Osmanlı Devlet Teşkilatının Mükemmelliği : Devlet teşkilatı gayet mükemmeldi. Askeri, Adli, İktisadi, Ticari Teşkilat sağlam esaslar üzerine oturtulmuştu.

Osmanlı Hakimiyetinin Taksim Edilmemesi : Türk devletlerinde devlet ailenin ortak malı sayılır, mülkte idari yönden paylaşılırdı. Fakat Osmanlılarda Devlet sadece Sultana aitti. Hakimiyetim tek elde toplanması Osmanlı Devleti için kuvvet kaynağı olmuştur.

Bizansın Durumu : Osmanlı Beyliğinin kuruluşu sırasında Bizans latinleri yeni kovmuş latinlerin verdikleri zararları gidermeye çalışıyordu. İç mücadeleler günden güne sürüyordu. Paleolog hanedanının merkezi İznikten İstanbula nakletmeleri hududdaki Bizans idaresini gevşetmişti. Bizans Tekfurları merkezi dinlemez olmuşlardı. Bizans dışarıdan getirttiği paralı askerlerin ihanetine uğruyordu.

Osmanlıların İskân Siyaseti : Osmanlı Devleti fethettiği yerleri metotlu bir şekilde iskan etmiştir. Devlet teşkilatlı olarak yaptığı yerleştirme hareketi ile fethedilen yerleri Türkleştirmiş. Böylece adım adım Anadolu ve Rumeli de ilerlenmiştir. Boş yerlerin iskan edilmesi ve Türk kabilelerinin birbirleriyle kaynaşmasını temin maksadıyla halkı bulundukları yerden kaldırıp başka yere nakletmek takip edilen usuldü. Yeni fethedilen stratejik bölgelere büyük ve önemli şehirlere kasabalara Anadoludan göçmenler getirtilerek yerleştirilmiş buralarda ilmi ve sosyal kurumlar meydana getirilmiştir. Takip edilen bu siyaset Anadolu ve Rumelinin kısa zamanda Türkleşmesini sağlamıştır.

Osmanlı Devletinin Ordusu : Kuruluş ve genişlemede ordunun çok önemli rolü oldu. Bütün Türk devletlerinde olduğu gibi orduya çok önem verilmiş askeri teşkilat gayet iyi gelişmişti. Osmanlı ordusu büyük bir savaş gücüne sahipti. En küçük erinden en yüksek subayına kadar Osmanlı ordusunda tam bir disiplin vardı. Pister “Yeryüzündeki en ilahi disiplin Türk askerlerindedir” Broguiere “Bizim on kişimiz onların bin kişisinden fazla gürültü yapar” diyerek Türk disiplinini övmektedir.

Osmanlıların Fethettikleri Yerlerde Gösterdiği Müsamaha : Osmanlı Devletinin kuruluş ve gelişme sebepleri arasında unutulmaması gereken bir nokta da yerli halka gösterilen müsamahadır. Türklerin fethettikleri yerlerdeki Hristiyan halka gösterdikleri müsamaha “İslam fethi halkın çoğunluğu için güvenlik” olarak anılır.

Fethedilen Toprakların Taksim ve İdaresinin Düzenli Olması : Osmanlılarda Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları gibi toprağı paylaşmış her karış topraktan faydalanma yoluna gitmişlerdir. İslamiyet’te arazi; Haraci, Öşri, Miri olarak üç kısım olup Osmanlılar Anadolu da beyliklerden aldıkları yerleri eki şekilleri ile aynen kabul edip Rumelide elde ettikleri yerlerin hepsini Miri (devlete ait arazi) olarak tapulamışlardır. Yalnız buradaki kilise ve manastırlara ait mallara arazilere dokunulmamıştır. Osmanlılarda Devlet toprağına Arazi-i Miriye denir. Bu da Has, Zeamet ve Tımar olmak üzere üçe ayrılırdı. Tımarlar savaşlarda yararlılık gösterenlere verilir. Her tımar sahibi tımarının gelirine göre tam teçhizatlı sipahi beslemek zorundaydı. Tımar sahibi savaş zamanında bu sipahilerle orduya katılırdı.

Has, Zeamet ve Tımar toprakları daima işlenirdi. Toprağını işlemeyen veya toprağına bakmayan çiftçinin elinden bu yer alınıp başka bir topraksıza verilirdi.Bu şekilde hareket hem toprakların devamlı olarak işlenmesini her karış topraktan iyi verim alınmasını hemde çiftçinin çalışmasını sağlardı.