Osmanlı Devleti’nde Sporun Toplumsal Hayattaki Yeri

Osmanlı Devleti’nde spor, devlet erkanı tarafından desteklenmiştir. Yöneticiler tarafından desteklenen bu sporlar arasında; güreş, koşu, cirit, avcılık, atıcılık, okçuluk (kemankeşlik), binicilik (cündilik), kılıç kullanma, ağırlık kaldırma, gürz ve topuz kullanma gibi savaş öncesi idmanı olarak değerlendirilen spor etkinlikleri vardı.

Osmanlı Beylik Dönemi’ndeki aşiret halkı, sporu iyi bir savaşçı olmak için yapardı. İster kız ister erkek olsun, her çocuk dört beş yaşından itibaren ata binmesini ve güreş yapmasını öğrenerek spora başlardı. Yedi yaşından sonra ok atmayı, biraz daha büyüyünce de ava gitmeyi, kılıç kullanmayı ve gürz sallamayı öğrenen çocuklar; savaş eğitimini tamamlayarak savaşacak düzeye gelmiş olurdu.

Her yiğidin en büyük amacı alp unvanını almaktı. Çünkü alplerin hepsi sporcu, kahraman ve savaşçı kişilerdi. Osmanlı devlet yöneticileri, savaşlara hazırlık için yapılan talimlere büyük önem vermiş ve sporu bir savaş eğitimi olarak görmüşlerdir. Spor konusunda bilgi ve birikim sahibi olan öğretmenler, her spor türünün kendine özgü tekniğini ve o spor dalıyla ilgili yardımcı bilgileri öğretmek için açılmış olan okullarda (tekkeler) gençleri eğitmişlerdir.

Gençlere verilen spor eğitiminde dinî ve millî gelenekler öğretilmiş, spor etkinlikleri ve yarışmalar yapılmıştır. Bu amaçla ok meydanları kurulmuş, pehlivan tekkeleri açılarak Yeniçeriler buralarda eğitilmiş ve savaşa hazırlanmışlardır. Spor çalışmaları, Osmanlı’nın son zamanlarına kadar savaş eğitimi için yapılmış ve bu nedenle eğitim kurumlarında ders olarak değil talim olarak gösterilmiştir.

Osmanlı’da güreş ve çeşitli beden eğitimi hareketlerinin yaptırıldığı yerlere zorhane denilmiş, Enderun’da bulunan gençlere; güreş, ata binme ve cirit atma sporları yaptırılmıştır. Osmanlı Dönemi’nde yapılan sporlar arasında matrak adı verilen ve bir nevi savaş oyunu olan bir spor dalı daha vardı. Matrak, değnek anlamına gelirdi ve bu oyun, iyi kılıç kullanmayı öğretmek amacıyla yapılan bir eğitim çalışmasıydı. IV. Murat bu spor dalında çok başarılı olmuş matematik, tarih ve minyatür ustası olan Matrakçı Nasuh da bu spor dalında çok başarılı olduğu için Matrakçı lakabını almıştır. Avcılık da Osmanlı’da yapılan önemli spor dallarından birisiydi. Öyle ki IV. Mehmet, av merakından dolayı avcı unvanıyla anılmıştır.

Yine tarihe mâl olmuş millî sporlarımızdan birisi olan tomak, şenliklerde ve diğer kutlamalarda oynanan bir oyundur. Tomak oyunu, savaşa hazırlık niteliğinde oynanan bir oyun olduğu için bu oyunu en iyi bilen ve oynayanlar Yeniçerilerdi. Oyunda amaç, tomağı rakibin sırtına vurmaktı. Tomakbazlar sol ellerini kalkan gibi kullanır, sağ elleriyle rakibe hamle yaparlardı. XIX. yüzyılda, Batı’nın etkisiyle Osmanlı Devleti’nde çeşitli spor kulüpleri kurulmaya başlamıştır. XX. yüzyılın başlarında ise modern sporlar olarak adlandırılan; tenis, yüzme, yelken, jimnastik, bisiklet ve futbol gibi spor dalları ön plana çıkmıştır. 1903 yılında futbol alanında faaliyet gösteren Beşiktaş Jimnastik Kulübü kurulmuştur. Bunu 1905 yılında Galatasaray ve 1907 yılında da Fenerbahçe spor kulüpleri takip etmiştir.

1908 yılında Osmanlı Millî Olimpiyat Cemiyeti kurulmuş, bu cemiyetin çalışmaları sonucunda Osmanlı Devleti 1912 yılında Stockholm (Stokholm) Olimpiyatları’na katılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir