Osmanlı Devleti Tarihi

Osmanlı Devleti’nde Askerî Teşkilat

Osmanlı ordusu, kara ve deniz kuvvetleri olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Kara Kuvvetleri; Kapıkulu
Askerleri, Eyalet Askerleri ve Yardımcı Kuvvetler olmak üzere üçe ayrılırdı.
Lağımcılar tünel kazarak ve fitil döşeyerek kale duvarlarının yıkılmasında görevliydiler.
Humbaracılar ise el bombası ve top mermisi yapımı ve kullanımını gerçekleştiren askerî sınıftı.
Bostancılar saray ve köşklerin korunmasında görevli askerlerdi. Eyalet askerleri içinde
Yörükler konargöçerlerin oluşturduğu yardımcı birliklerdi.
Deliler denen grup sınır boylarını koruma görevini
üstlenmişlerdi. Sakalar ordunun su ihtiyacını karşılayan gruptu. Yardımcı kuvvetler ise Osmanlı
Devleti’ne bağlı beylik ve devletlerden ihtiyaç duyulduğunda alınan askerlerdi.
Beşliler bulundukları
kasaba, şehir ve kalelerin muhafazalarıyla görevliydiler. Ulufeciler savaş ve konak yerlerinde saltanat
sancaklarını, Garipler ise ordu ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.

XV. yüzyılda Osmanlı kara ordusunda kılıç, topuz, kalkan, gürz gibi hafif silahlar kullanılmaktaydı.
İstanbul’un fethedilmesinde kullanılan şahi topları ateşli silahların surlar üzerindeki etkisini göstermesi
bakımından önemli bir gelişmedir. XVI. yüzyıl sonlarına doğru silah teknolojisindeki değişmelere bağlı
olarak Osmanlı Devleti’nde ateşli hafif silahlar kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle Fatih Sultan
Mehmet döneminde Topçu Ocağı çok gelişti ve Top Arabacıları Ocağı kuruldu. İstanbul’un Fethi
esnasında kullanılan büyük toplar devrin teknolojisine göre olağanüstü nitelikler taşır. Tophane,
baruthane, demirhane gibi atölyeler dönemin en gelişmiş tezgâhlarının kullanıldığı yerlerdi. Fatih’in
yeni topçuluğun temel taşları sayılabilecek olan balistik sahasındaki keşifleri, surları yıkan büyük
toplarla, havan topu ve tahrip bombaları Osmanlı Devleti’nin teknolojideki seviyesini gösterir.
Denizlerde ise Osmanlı Devleti dönemin teknolojisini kullanan, geliştiren devlet olmuştur.

XVI. yüzyıl Türk deniz gücünü sağlayan en önemli etken, Türk gemilerinin hafif ve manevra
kabiliyetlerinin fazla olmasıdır. II. Bayezit döneminde gemilere uzun menzilli toplar yerleştirilmiştir. Bu
dönemde Osmanlı top tekniği çağının çok üstüne çıkarılmış ve her yöne dönen yivli toplar
yaptırılmıştır. Bu taşınabilir toplar, Yavuz’un Mısır’ı almasını da kolaylaştırmıştır. 

1555’te Osmanlı Devleti’ne Avusturya elçisi olarak gelen Busbecg (Busbek)’in Osmanlı
ordusu hakkındaki görüşleri:

Türk ordusunda bir sefer sırasında kırk bin kadar deve ile bir o kadar katır bulunur. Bu hayvanlar
çadır, silah, savaş aletleri ve her türlü malzemenin taşınması için kullanılır. Türkler askerlerinin
sıhhatlerine çok dikkat ederler. Düşmana karşı kendilerini korumak askerin işi, sıhhatleri korumak da
devletin işidir.

Türklerin askerî manevralarına dair bir noktayı da yazmadan geçmek istemem. Düşmanı peşine
düşürüp at sırtında kaçarken ona hücum etmeye devam eder. Türkler bu manevrayı şöyle yaparlar.
Uzun bir sırığın tepesine yanan bir top koyarak sırığı yere dikerler. Atlarını sırığa doğru son sürat
sürerler. Tam sırığı geçtikleri sırada aniden geriye dönüp topa ok atarlar. Bu esnada at koşmaya
devam eder. Bu manevraları çok sık ve uzun müddet yaptıklarında, at sırtında kaçarken geriye
dönüp düşmanı okla vurma becerisi kazanırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir