Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Orta Dogu’nun Paylaşılması

1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra Rusya’daki yeni yönetim, gizli antlaşmaları dünya kamuoyuna duyurdu ve Rusya’ya verilen topraklardan vazgeçtiğini açıkladı. Bu nedenle Orta Doğu toprakları, 1919 Paris Konferansı’nda yeniden paylaşıldı. Orta Doğu’nun Paylaşılması’nı yakından inceleyelim.

ABD’nin I. Dünya Savaşı sonunda yayımladığı Wilson İlkeleri’nde yer alan “Osmanlı toprakları üzerinde Türk nüfusunun fazla olduğu bölgelerde Türk egemenliği devam edecek, öteki bölgelerde ise halklar kendi geleceklerini kendileri belirleyecek.” ve “Yenenler yenilenlerden toprak almayacak.” kararları, İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu üzerindeki planlarını zora sokmuştu.

Emir Faysal Paris Barış Konferansı’nda (1919)
Emir Faysal Paris Barış Konferansı’nda (1919)

İngiltere ve Fransa gizli antlaşmalardaki planlarını uygulayabilmek için önce “Orta Doğu halkları kendi idarelerine dayanan hükûmet ve yönetimler kurabilir.” içerikli bir deklarasyon yayımlayarak zaman kazandılar. ABD’nin savaşın bitimiyle “yalnızlık politikası”na dönmesinden sonra da Orta Doğu’da az gelişmiş ülkeleri, bazı büyük devletlerin vesayetine bırakmak anlamına gelen mandacılık politikasıyla amaçlarına ulaşmaya çalıştılar.

İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarını paylaşmak için Nisan 1920’de San Remo Konferansı’nı topladı. Konferansta, Arap devletlerinde İngiltere ve Fransa’nın manda rejimleri kurması karara bağlandı. Suriye ve Lübnan Fransa’nın; Irak, Ürdün ve Filistin İngiltere’nin mandasına verildi. İngiltere daha önceden işgal etmiş olduğu Mısır ve Kıbrıs’ı resmen kendisine bağladı. Ayrıca, Filistin’de Yahudilere ulusal bir yurt verilmesini öngören 1917 Balfour Deklarasyonu da antlaşmaya dâhil edildi.

Manda Rejimi Nedir?

Madde 22:

Önceden kendilerini yöneten devletlerin yönetiminden kurtulan ve kendi kendini yönetmeye muktedir olmayan halkların yaşadığı topraklar.

Bu halkların iyiliği ve gelişmesi kutsal bir medeniyet görevini oluşturuyor. (…) Bu halkların vesayetinin, bu sorumluluğu daha iyi yerine getirebilecek gelişmiş milletlere verilmesine karar verildi. Gelişmiş devletler bu vesayeti Milletler (Kavimler) Cemiyeti adına uygulayacaktır.

Mandanın özelliği halkın gelişmişlik derecesine, durumuna, iktisadi şartlarına göre farklılaşması gerekiyor:

A. Daha önce Osmanlı İmparatorluğuna ait olan bazı topluluklar geçici olarak bağımsızlıklarının tanınabileceği gelişmişlik derecesine ulaşmışlardır; tabii ki kendilerini tek başına idare edebilecekleri ana kadar mandanın tavsiye ve yardımlarının idarelerine yön vermesi şartıyla.

B. Özellikle Orta Afrika’daki diğer halkların gelişmişlik derecesi, din ve vicdan özgürlüğünün (…) sağlanması, engellerin kaldırılması, polis ve savunma dışında yerlilere silah eğitiminin yasaklanması şartıyla, mandacıların orada toprağın idaresini üstüne almasını gerektiriyor.

C. Medeniyetin merkezinden uzaklaşmış, Güney Batı Afrika ya da Pasifik’teki adalar gibi toprakların sadece mandacıların kanunlarıyla, kendi topraklarının bir parçası gibi yönetilmesi daha iyi olacaktır.

Versailles Antlaşması’ndan alıntı (Turan, 2002: 114) (Düzenlenmiştir.)

Orta Doğu’nun Paylaşılması konusu özetidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir