Orta Doğu’da Baas Rejimlerinde İdeolojik Yapı ve Olgunlaşma

Suriye ve Irak’ta 1950’li yıllardan itibaren kendini hissettiren fakat iktidarı 1960’lı yıllarda ele geçiren Arap Baas Sosyalist Partisi, Arap milliyetçisi ve Marksist olan Salah Bitar ve Mişel Eflak tarafından 1943’te kuruldu. Baas, Suriye milliyetçiliğinden ziyade Arap milliyetçiliğini esas aldı. Programında Suriye, Irak, Filistin ve Ürdün’ü bir araya getirmeyi hedefleyen Büyük Suriye projesi vardı. Parti programında; partinin millî, sosyalist, halkçı ve devrimci olduğu, tek bir Arap devletini hedeflediği ve dış politikada Arap milliyetçiliğini esas aldığı vurgulandı. Baas ideolojisinin sosyalizme yakınlığı, bu ülkelerdeki tarihî yaşanmışlıkların bir sonucudur. Emperyalist Batı’ya olan karşıtlık, Suriye ve Irak’ı Sovyetler Birliği’ne yakınlaştırmıştır. Parti, enerjisini Panarabizmden almıştır.

BAAS REJİMİ

Yeniden doğuş anlamına gelen Baas, Orta Doğu’da özellikle Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan siyasi bir harekettir. Arap sosyalizminin yöntemleriyle Arap dünyasında bir yeniden doğuş gerçekleştirmeye çalışan siyasal anlayışa ve partilere verilen isimdir.

İktidara Giden Baas

1958 yılı Suriye ve Irak’taki Baas partileri için uzun vadede iktidara giden yolu açacak gelişmelere sahne oldu. 1958’de Suriye ile Nasır liderliğindeki Mısır arasında Panarap idealinin ilk somut adımı atılarak Birleşik Arap Cumhuriyeti (BAC) kuruldu. Irak, bu duruma Ürdün ile Arap Federal Birliğini kurduğunu duyurarak karşılık verdi. BAC’ın kuruluşu, Hafız Esad’ın (Görsel 3.14) başını çektiği Baasçı subayların 1959 yılının sonuna doğru istifasına yol açtı. Suriye’nin 1961’de Birleşik Arap Cumhuriyeti’nden ayrılmasıyla birlik dağıldı. Baas, ilk kez 1963’te Irak’ta yapılan askerî darbeyle iktidar oldu fakat bu ilk deneyim uzun sürmedi ve dokuz ay sonra karşı darbe yaşandı. Beş yıllık bir mücadelenin sonunda Irak’ta 35 yıl sürecek Baas rejimi, 1968’de iktidara geldi. Suriye’de ise Irak darbesinin verdiği cesaretle yapılan darbe günümüze kadar devam eden Baas rejiminin temellerini attı. 1970’teki darbe sonrası Hafız Esad, 1971’deki halk oylamasıyla ülkenin ilk Nusayri devlet başkanı oldu. Baas, iktidara gelmesiyle yönetim kademesindeki Sünni ağırlığını ortadan kaldırmak için büyük tasfiye hareketine girişti. Yönetime karşı 1973’te özellikle Hama ve Humus gibi kentlerde yoğunlaşan gösterilerde asker ve sivil halk arasındaki çatışmalarda birçok insan hayatını kaybetti. 1970’li yıllar, Suriye’de Esad’a karşı muhalefetin örgütlenmesinin hızlandığı yıllar oldu. Bunlar içinde en geniş taraftarı olan Müslüman Kardeşler 1982’de Hama’da ayaklandı. Çeşitli kaynaklara göre bu olaylar esnasında hükûmet güçleri 10 bin ila 25 bin insanı öldürdü.

PANARABİZM

Verimli Hilal ve Büyük Suriye planlarının yanı sıra Mısır, Suriye ve Lübnan’ın birleşme çabalarında da kendini gösteren Arap birliği hareketidir.

Hafız Esad’ın 2000’de ölümü üzerine yapılan referandum sonucu Beşar Esad devlet başkanı oldu. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler bu dönemde gelişme gösterdi. 2009’da karşılıklı olarak vizeler kaldırıldı ve Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyinin kurulmasını öngören antlaşma imzalandı. Tunus, Mısır ve Yemen’de iktidar değişikliğine yol açan Arap Baharı 2011 Mart’ında Suriye’de de başladı. 30 Aralık 2011 tarihi itibarıyla Türkiye ile Suriye arasındaki iş birliği askıya alındı. Irak’ta 1979’da yönetimi Saddam Hüseyin ele aldı.

Saddam, yönetime hâkim olduğu yıllarda sistematik bir baskı ve korku politikası uygulayarak rejimin otoriter ruhunu canlandırdı. Irak’taki Baas rejiminin icraatlarından ilki, 1972’de ülkedeki enerji sektörlerinin millîleştirilmesi oldu. Rejim bu politikasıyla ekonomik kalkınmayı sağlayarak hem halk nazarındaki yerini sağlamlaştırmak hem de Baas ideolojisi doğrultusunda ülkedeki yabancı güçlerin etkisini azaltmak istedi.

Suriye ve Irak’taki rejimler zamanla aile ve mezhep odaklı politikalar izlemeye başladı. Her iki ülkenin kendi düzeninde uyguladığı şiddete dayalı ve hukuk dışı uygulamalar, Suriye’de Müslüman Kardeşler (El-İhvan El-Müslimin) muhalefetini, Irak’ta ise farklı Şii grupların ayaklanma ve isyan kültürünü temellendirdi.

Saddam’ın laik Arap milliyetçiliğine dönüşen katı rejiminin laik yönü Şiileri, Arap milliyetçiliği yönü ise Kürtleri rejime düşman bir tutum sergilemeye yöneltti. Suriye ve Irak’taki Baas rejimlerinin ortak paydası, etkin bir muhalefete izin verilmeyen tek partili otoriter rejim olmalarıydı.

Baas Rejiminin Stratejik Hedefleri

Suriye ve Irak’taki Baas rejimleri, iktidarları boyunca kendi sınırlarını aşan stratejik hedeflere nüfuz etme çabalarına girişti. Suriye; kendisinden koparılmış olarak gördüğü Lübnan, Ürdün, Filistin ve Hatay’ı da kapsayan Şam merkezli Büyük Suriye’yi Panarap idealinin ön şartı olarak gördü. Irak ise Arap birliğinin Bağdat merkezli ve Basra eksenli bir alanda gerçekleşebileceğini düşünerek Kuveyt, Mezopotamya, Şattü’l Arap ve İran’ın Huzistan bölgelerini de kapsayan Büyük Irak idealini aynı hedefin ön şartı olarak gördü.

Dünyada Soğuk Savaş’ın yaşandığı dönemde Hafız Esad, başından beri Doğu’nun lideri Sovyetler Birliği ile sıkı ilişkiler kurarken Saddamlı Irak, 1991 Körfez Savaşı’na kadar Amerika ve Batı dünyasının sadık bir müttefiki oldu. Suriye’de ordu, Sovyetler Birliği’nin yardımlarıyla modernize edilip güçlendirilirken bürokrasinin genişletilmesi de başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinden alınan mali yardımlarla sağlandı.

Saddam yönetimi ise Batı’nın Orta Doğu politikası açısından hem İran’daki İslami rejimin yayılmasını engelleme hem de Sovyet dostu Suriye’nin bölgesel güç olma yolundaki hesaplarını önleme görevini üstlendi. Saddam ve Hafız Esad dönemleri; siyasal yapıdan orduya, ekonomi politikalarından sosyal dönüşüme kadar birçok alanda benzerlikler gösterdi. Fakat aralarında yaşanan rekabet ve çıkar çatışması, iki ülkeyi birbirinden uzaklaştırdığı gibi Baasçılık ve Panarap idealinin içinin boşalmasına da sebep oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir