İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Müslümanların Mekke’deki Faaliyetleri

Hz. Muhammed, sık sık Nur Dağı’ndaki Hira Mağarasına giderek burada yalnız kalıyor ve Haniflik
inancı üzere Allah ın varlığı ve birliğini düşünüyordu.
Kırk yaşına girdiği 610 yılı Ramazan ayının 27. gecesi Hira Mağarası’nda ibadetle meşgulken,
Cebrail adlı melek tarafından
kendisine Allah’ın ilk vahyi ulaştırıldı. Bu
vahiyde “Yaratan Rabb inin adı ile oku. O,
insanı alaktan yarattı. Oku! Senin Rabb in en
cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediğini öğretendir.” denildi.
Çok
endişelenen ve heyecanlanan Hz. Muhammed,
evine gelerek başından geçenleri eşi
Hz. Hatice’ye anlattı. Daha sonra ikisi birlikte Mekke’de önemli bir bilgin olan Hz. Hatice’nin
amcasının oğlu Varaka’nın yanına
gittiler. Varaka, Hz. Muhammed’i dinledikten
sonra, “Müjde ey Muhammed! Meryemoğlu İsa’nın haber verdiği son peygambersin.
Sana gönderilen melek, Musa’ya da gelen
Cebrail’dir.” dedi.

 
 Ilk vahiyden sonra Cebrail uzun bir süre
görünmedi. Sonunda bir gün Cebrail tekrar geldi. Bu kez kendisine “Ey Muhammed! Kalk ve
insanları
Allah’ın azabından sakındır.” ayetini bildirdi. Böylece Hz. Muhammed’in peygamberlik görevi başlamış
oldu.

 
 Hz. Muhammed, insanları İslam dinine davet etmeye başladı. Kendisine ilk olarak eşi Hz. Hatice
inandı. Ikinci olarak Hz. Ali, daha sonra azat ettiği kölesi Zeyd ve Hz. Ebu Bekir Müslüman oldular.
Bunlara ilk Müslümanlar denilmiştir.

 
 Önceleri İslamiyeti gizlice anlatan Hz. Muhammed, Allah’tan gelen emirle,
İslamiyeti açıktan
yaymaya ve putlara tapınmanın yanlışlığını anlatmaya başladı. Puta tapınan müşrikler, Hz.
Muhammed’in İslam dinini anlatmak için yaptığı çalışmaları pek fazla önemsemediklerinden önceleri
Hz. Muhammed’in davetine ses çıkarmadılar. Zira bu yeni dinin insanlar arasında kabul görmeyeceğini
düşünüyorlardı. Bunun için de Hz. Muhammed ve Müslümanlarla sadece alay etmekle
yetindiler.

 
 Hz. Muhammed, İnsanları, “gerçek ve bir olan sonsuz kudret sahibi Allah’ı tanımaya, ona ibadet
etmeye, kötülüklerden uzaklaşmaya ve iyilik yapmaya, putperestliği bırakmaya, dünya ve ahiret
mutluluğunu sağlayacak işler yapmaya” davet ediyordu. Hz. Muhammed’in İslam dinine daveti,
insanlar arasında yayılmış, her yerde konuşulur olmuştu. Bu davetini her yerde sürdürmesi Mekkeli
müşrikleri kızdırdı. Müşrikler, İslamiyete karşı tavır alarak Müslümanlara baskı yapmaya ve kötü
davranışlarda bulunmaya başladılar. Müşriklerin baskıları sonuçsuz kalınca, Hz. Muhammed’le
anlaşmak istediler. Ona, amcası Ebu Talip aracılığıyla İslamiyeti anlatmaktan vazgeçmesine
karşılık
devlet başkanlığı, mal ve çok miktarda para teklif ettiler. Fakat Hz. Muhammed bu teklifleri hemen
reddetti ve şu cevabı verdi:

 
 – Vallahi, bu işi bırakmam için güneşi sağ elime, ayı da sol elime koyacak olsalar yine de
davamdan vazgeçmem. Ya Allah bu dini
hâkim kılar ya da onun uğrunda ölürüm. Ben
Allah’ın bana bildirdiğinden başka bir şey
söylemiyorum.

 
 Hz. Muhammed’in bu cevabı üzerine müşrikler, Müslümanlara uyguladıkları
baskı ve işkenceleri
artırdılar. Müşriklerin eziyetleri dayanılmaz bir hâl alınca Hz. Muhammed, bir kısım Müslümanın Habeşistan’a göç etmesine izin verdi.
Müslümanlardan, önce on altı daha sonra doksan kişi Habeşistan’a göç etti (615). Müşrikler, Mekke’deki Müslümanlara eziyet etmeyi sürdürdüler
onları aç
ve susuz bıraktılar. Bu gelişmelerle birlikte, Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskıları
yoğunlaştı.

 
 Peygamberliğin yedinci yılında İslam’ın yayılışını engelleyemeyen müşrikler, bütün Müslümanlar
ve Beni Haşim kabilesi ile görüşmeyi, ticaret yapmayı yasakladılar. Bunu bir sözleşme hâline getirip
Kâbe duvarına astılar. Böylece Ebu Talip mahallesinde toplanan Müslümanlara boykot
uygulaması başladı.
Bu kuşatma üç yıl sürdü. Fakat yine de Mekkeli müşrikler istedikleri gibi bir sonuç elde
edemediler. Sonunda boykot kalktı. Peygamberliğin onuncu yılında Hz. Muhammed’in iki büyük manevi desteği olan
amcası Ebu Talip ile eşi
Hz. Hatice vefat etti. Böylece Müslümanlar
boykotun kaldırılışının sevincini ve Ebu Talip ile
Hz. Hatice’nin vefatının üzüntüsünü birlikte
yaşadılar.

 
 Hz. Muhammed, Mekke’de Müslümanlara yönelik baskılara rağmen Kâbe’yi ziyarete gelen
kabilelere İslam dinini tebliğ etmeyi sürdürdü. 619 yılında Kâbe’yi ziyarete gelen
altı Medineli ile Akabe
denilen yerde karşılaşan Hz. Muhammed,
onları İslamiyete davet etti. Medineliler de
İslamiyeti kabul ettiler. Medinelilerle 621
ve 622 yıllarında iki görüşme daha yapıldı.
Bu görüşmelere I ve II. Akabe Biadları
denilmiştir. Bu görüşmelerde Medineli
Müslümanlar, Hz. Muhammed’e bağlı
kalacaklarına ve emirlerine uyacaklarına
söz verdiler. Bunun üzerine Mekke’deki
Müslümanlar, Hz. Muhammed’in izniyle
Medine’ye göç etmeye başladılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir