Montreux Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

Lozan Arılaşması ile Türkiye'nin egemenliği ve güvenliği açısından eksik kalan en önemli unsur Boğazların Türkiye'nin denetiminde olmayışıydı. İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının her iki kıyılan ve Marmara Denizi'ndeki adalar silahsızlandırılmıştı. Türkiye'nin adeta boğazı ölçüsündeki yerlerin güvenliği ise Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştı. Boğazların bu statüsü Türkiye açısından büyük bir risk anlamına geliyordu. Ancak Milletler Cemiyeti'nin barışı sağlamakta etkin olacağı düşüncesi yaygın bir kanaat olduğundan buna güveniliyordu. Oysa Cemiyet, Japonya'nın Mançurya'ya saldırısı, İtalya'nın Habeşistan'ı İşgali, Almanya'nın Versay Antlaşması'nı hiçe sayarak silahlanması gibi gelişmeler karşısında hiçbir şey yapamamıştı.




İkinci Dünya Savaşı öncesi gerginlikler baş gösterince Boğazların statüsü konusunda Türkiye girişim başlattı. Türkiye, 10 Nisan 1936'da Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ne taraf olan devletlere birer nota göndererek Lozan Barış Antlaşması'nın 18. maddesinin uygulanamaz hale geldiğini belirtmiş ve kendi güvenliği, savunması ve egemenlik haklarının tanınmasını talep etmiştir. İtalya dışındaki, bütün taraf devletler bu notaya olumlu cevap vermişlerdi. Bunun üzerine Türkiye'nin değişiklik isteklerinin görüşülmesi amacıyla 22 Haziran 1936'da İsviçre’nin Montreux kentinde bir konferans düzenlenmesi kararlaştırıldı.

Montreux Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936) Montreux Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)






Yapılan görüşmeler sonucunda 20 Temmuz 1936'da sözleşme imzalandı. Sözleşmeye Türkiye'nin yanı sıra İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya imza attı. 2 Mayıs 1938'de İtalya da sözleşmeye katıldı. Yeni Boğazlar statüsünün ana hatları şöyledir:

  • Türkiye boğazlarda asker bulundurabilecektir.

  • Türkiye boğazlar üzerinde tam olarak egemendir.

  • Boğazlardan her türlü ticari geçiş serbesttir. Türkiye'nin dâhil olmadığı bir savaş çıkarsa bayraklarına ve yüklerine bakılmaksızın her türlü geçiş serbestçe yapılacaktır.

  • Türkiye'nin dâhil olduğu bir savaş esnasında ise sadece tarafsız ülkelerin ticaret gemileri bazı şartlarla geçiş yapabilecektir.




  • Barış döneminde savaş gemilerinin boğazlardan geçişi konusunda Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere, kıyısı olmayan ülkelere göre farklı statü uygulanacaktı.

  • Türkiye savaş durumundaysa veya kendini savaş tehdidi altında görüyorsa Boğazlardan geçişi dilediği gibi kontrol edebilir.


Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan Antlaşması’nda Boğazlarla ilgili Türkiye’nin egemenliğini zedeleyen hükümler kaldırılmıştır. Böylece Boğazlarda Türk egemenliği kesinleşmiştir. Türkiye’nin uluslararası alanda saygınlığı ve önemi artmıştır.

Bu antlaşma sürecinde oluşan Türk-İngiliz yakınlaşması Sovyetleri rahatsız etmiş ve TürkSovyet ilişkilerinde bir soğuma meydana gelmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin yürürlük süresi 20 yıldı. Ancak bu sürenin bitiminden en az iki yıl önce, taraflardan hiçbiri sözleşmenin feshini istemezse, sözleşme kendiliğinden yürürlükte kalacaktı. Yürürlük süresi 1956'da sona erdiği halde, feshi İstenmediği için sözleşme günümüzde de yürürlüktedir.