Merkezi Teşkilat'ta Hükümdar

İlk Türk devletlerinde Asya Hun Devleti’nden itibaren görülen “kut” anlayışı Türk-İslam devletlerinde “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” anlayışı olarak devam etmiştir. Yani Allah’ın kanunlarının yeryüzündeki uygulayıcısı Türk-İslam devleti hükümdarıdır. İlk Türk devletlerinde görülen tahta geçme şartları Türk-İslam devletlerinde de devam ederken istisnai durumlar da yaşanmıştır. Hanedan üyesi erkeklerin hükümdarlık mücadelesinde belirleyici olan, devletin ileri gelen idarecileri olmuştur.




“Devlet halk içindir, halk devlet içindir.” görüşünden hareket eden Türk hükümdarlarının halkı töreye göre adaletle yönetme, mutlu ve refah içinde yaşatma, sınırların güvenliğini sağlama ve fetihlerle ülkeyi büyütme gibi temel görevleri vardır. Bu görevleri olan hükümdarlar; adaletli, bilgili, erdemli ve cesaretli olmak gibi özelliklere de sahip olmalıdır.

Gazneli Mahmut’un hilat giyerken gösteren minyatür Gazneli Mahmut’un hilat giyerken gösteren minyatür






Türk-İslam devletlerinde kendilerine bir bölgenin idaresi verilen hanedan üyelerine “melik” denirdi. Meliklerin başkenttekine benzer bir hükümet kuruluşları, ayrı askerî kuvvetleri, halife, sultan ve kendi adlarına hutbe okutma, para bastırma, nevbet çaldırma hakları bulunurdu. Bu haklara rağmen melikler devletin ana siyasetine de uymak zorundaydılar. Meliklerin kut anlayışı nedeniyle iktidarı ele geçirme mücadelesi taht kavgalarına neden oluyordu. Karahanlı, Selçuklu ve Harzemşahlarda yaşanan taht kavgalarının temel nedeni bu anlayışa dayanıyordu.

Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan bir Harzemşahlıyı dinlerken Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan bir Harzemşahlıyı dinlerken



Türkiye Selçuklularında da meliklerin taht kavgaları sıkça yaşanmış, önlem olarak hükümdar olacak melik çoğu zaman komutanlar ve vezirlerce belirlenmiştir. Türk-İslam devletlerinde (Karahanlı, Gazneli ve Büyük Selçuklular) hükümdarlık sembolleri para bastırmak, otağ (çadır), çetr (şemsiye), hilat (tören elbisesi), tıraz (elbise), bayrak, taht, taç, tuğ, nevbet ve gaşiyedir (eğer örtüsü). Türkiye Selçuklularında bu sembollere halife adına hutbe okunma özelliği de eklenmiştir. Türk-İslam devletlerinde hükümdar, merkezî otoritenin başı olup merkez teşkilatında saray, hükümet, adliye ve ordunun amiri olarak yürütme (hükümet etme), yasama (kanun çıkarma), yargı yetkilerini kendinde toplamıştır.




İlk Türk-İslam devletlerinde hükümdarlar İslami tesirin etkisiyle farklı unvanlar kullanmıştır. Karahanlılar hükümdar unvanı olarak “Arslan Han, Buğra Han, İliç (eliğ) Han, Hakan” unvanlarını kullandı. Gazneli hükümdarı Mahmut “sultan” unvanını kullanan ilk Türk-İslam devleti hükümdarıdır. Büyük Selçuklularda Tuğrul Bey’den itibaren “Sultan’’ ve “Sultan’ul-azam’’ unvanları kullanılmıştır.