Tarih Bilimi

Merkezî İdareden Kopmalar

Abbasiler, Asya ve Afrika kıtaları üzerinde çok geniş bir coğrafyaya hükmetmekteydiler. Ancak böyle
büyük bir imparatorluğu ayakta tutabilmek için merkezî yönetimin çok güçlü olması gerekiyordu. Oysa
Abbasiler, daha kuruluş yıllarındayken 756’da bağımsız Endülüs Emevi Devleti’nin kurulmasıyla merkezî
yönetimden ilk kopmalar başlamış oldu.

Abbasilerde zaman zaman merkezî yönetimin gücünü yitirdiği dönemler olmuştur. Bu iktidar zafiyeti,
dokuzuncu halife Vasık’tan sonra artarak devam etmiştir. Artık devleti çöküşe doğru götürecek olan
gerileme dönemi başlamıştır. Buna bağlı olarak devlet, egemenliğini korumakta yetersiz kalmıştır. Şiiler,
Hariciler, bazı valiler, kendi bölgelerinde güçlü ve etkili olan bazı aileler, merkezî yönetimin güçsüzlüğünden
yararlanarak özellikle uzak bölgelerde bağımsız ya da yarı bağımsız devletler oluşturma yoluna
gitmişlerdir.

VIII. yüzyıl sonlarına doğru Abbasilerin artık yeterince kontrol edemedikleri Kuzey Afrika topraklarında
Hariciler, 777’de Cezayir’de Rüstemiler Devleti’ni, ehlibeyt taraftarları ise 788’de Fas’ta İdrisiler
Devleti
’ni kurdular.

Halife Razi, 936 yılında devlet erkanı arasındaki uyumsuzluğa son vermek amacıyla halife yetkileriyle
donatılmış olan emirü’l-ümera makamını ihdas edip yetkilerini devretti. Bu durum, halifenin otoritesini
kaybetmesi anlamına geliyordu. Hilafet merkezinin Samarra’dan Bağdat’a taşınmasından sonra da bazı
Türk komutanlarının kendi başlarına davranmaları, istediklerini halife yapmaları, istemediklerini halifelikten
uzaklaştırmaları ve yabancıların emirü’l-ümera olarak atanmaları yönetim boşluğunun açık göstergesi
olmuştur.

Merkezî yönetimdeki bu zaafiyetle, iç ve dış sorunlar karşısında daha fazla dayanamayan Abbasiler,
IX. yüzyıldan itibaren parçalandı. Bazı valiler, idare ettikleri vilayetleri birer devlete dönüştürdüler. Bu
devletlerin başlıcaları şunlardır:


Ağlebiler (800- 909):
Tunus’a vali olarak atanan İbrahim bin Ağlep et-Temimi tarafından kuruldu.
Temimi, Kayrevan’ı merkez yaparak Trablusgarp, Fas ve Cezayir’e hâkim oldu. Ağlebiler, tersaneler kurup
fetihler yaptılar. Sicilya’yı ve İtalya’nın bazı bölgelerini aldılar. Sonra da Fatımiler Devleti’ne yenilip
yıkıldılar.


Tolunoğulları (868- 905):
Bir Türk komutanının oğlu olan Ahmet, Mısır’da vali olduğu zaman bağımsızlığını
ilan etti. Sonra Abbasilerle anlaşarak haraç ödeyip 37 yıl süren bir devlet kurdu.
İhşidiler (935-969): Muhammed bin Tuğç tarafından Mısır’da kurulan bir aile devletidir. Halife Razi
tarafından vali olarak atanan Muhammed, Suriye ve Mısır’a hâkim oldu.


Tahiriler (821-875):
Horasan Valisi Abdullah bin Tahir tarafından İran’da kurulan bir Şii devletidir.
Yakup bin Leys, bölgeyi işgal edince saltanatları sona erdi.


Saffariler (870-1163):
Yakup bin Leys es-Saffar adında bir Harici, Sistan’da bu devleti kurdu. Herat,
Belh ve Kabil’i de alarak otuz üç yıl hüküm sürdü. Kalaycılık yaptığından dolayı saffar ismini almıştır.


Samaniler (874-999):
Fergana Valisi İsmail bin Ahmet tarafından kurulan bu devlet zamanla genişleyerek
bir asırdan fazla hüküm sürdü. Samani ailesi, Me’mun zamanından beri itibarlıydı. Horasan ve
İran’daki hizmetlerinin yanı sıra İslam’ın Türkistan’da yayılmasına ve Karahanlıların Müslüman olmalarına
büyük katkıları oldu.

Bu devletler, idareleri altındaki topraklarda birer hükümdar gibi hareket ederlerdi. Abbasi halifelerine
bağlılıklarının işareti olarak cuma hutbelerinde onların adlarını anarlar ve paraların üzerinde kendi adlarıyla
birlikte halifelerin adlarını da yazdırırlardı.

10. yüzyılda, Abbasi toprakları üzerinde yönetimi iyice zayıflatan iki önemli devlet daha ortaya çıktı.
Bunların biri Büveyhiler (932-1062), diğeri ise Fatımiler’di (909-1171). Her iki devlet de Şiiler tarafından
kurulmuştur.


Büveyhiler
, köken itibarıyla İranlı olan Ebu Suça Büveyh tarafından 932’ de kuruldu. İran’da egemenliklerini
kurduktan sonra 945 yılında Abbasi halifesinin bulunduğu Bağdat’ı işgal ettiler. Halife Müstekfi,
Ahmet Büveyhi’yi emirü’l-ümera olarak atadı. Bundan sonra bir asrı aşkın bir süre Abbasi yönetiminde etkili
oldular. Abbasi halifelerini tamamen kendi kontrolleri altına aldılar. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1055
yılında Bağdat’a girip Büveyhilerin iktidarına son verdi. Böylece Abbasi hanedanını da Büveyhilerden
kurtardı. İran’daki Büveyhiler ise yedi sene daha iktidarını sürdürdü.

Bir diğer Şii devleti olan Fatımiler ise Şii imamlarından Ubeydullah Mehdi tarafından 909 yılında Kuzey
Afrika’da kuruldu. Devleti kuranlar, Hz. Fatıma yoluyla Hz. Peygamberin soyundan geldiklerini söyleyerek
yeni devlete Fatımiler adını verdiler. Ağlebileri ve İdrisileri mağlup edip Kuzey Afrika’ya hâkim oldular.
Abbasiler gibi Fatımiler de İslam dünyasına hâkim olmak istiyorlardı. Bu amaçla bir taraftan Mağrip ve
Endülüs üzerinde egemenlik kurmaya çalıştılar. Endülüs Emevi Devleti’yle deniz savaşları yaptılar, diğer
taraftan da Abbasilere bağımlı İhşidlilerin elinden Mısır’ı aldılar ve yönetim merkezlerini buraya taşıdılar.
Mısır’da ve Kahire’de sanat değeri çok yüksek mimari eserler meydana getirdiler. Mesela Ezher Üniversitesi
ve Camii bu dönemde inşa edilmiştir. Bağdat’ı işgal etmek için Suriye üzerine seferler düzenlediler. Mekke
ve Medine’nin içinde bulunduğu Hicaz bölgesine hâkim olup burada hutbeleri kendi adlarına okuttular.
Fatımilerin Abbasiler aleyhine gelişen bu tehlikeli ilerleyişi, yine Selçuklu Türklerinin devreye girmesiyle
durdurulabildi.34 Haçlı seferleri sırasında Fatımiler zayıfladılar. Bizans’la anlaşmalar yaptılar. Hükümeti ve
askerî işleri artık vezirler yürütüyordu. Selahattin Eyyubi bu devletin hükümranlığına son verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir