Osmanlı Devleti Tarihi

Kuzey ve Batı Kafkasya’da Osmanlı Politikası

osmanli-devleti-kafkasya-politikasi18. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuzey Kafkasya’ya yönelik politikaları, Rus ve Sovyet araştırmacıların Kuzey Kafkasya halklarının tarihiyle ilgili çalışmalarında bazı açılardan incelendi.1 Rus tarihçiler tarafından kaleme alınan eserler, genel olarak Rusya kaynaklarına (arşiv belgeleri, yayınlanmış belgeler vd.) dayanarak hazırlandı.

Bu makalede, 18. yüzyıl sonlarında Kuzey ve Batı Kafkasya’da uygulanan Osmanlı politikasının bazı yönleri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden 2007-2008 yıllarında elde edilen belgeler ışığında incelenmektedir. Bu belgelerin bir kısmı (fermanlar, çeşitli memur ve askerlerin raporları vd.) “Osmanlı Devlet Arşivi Belgelerinde Çerkeslerin Tarihi” seçkisinde yer aldı.2 Belirtmek gerekir ki, memurlar arasındaki birçok resmi yazışmanın üzerinde sadece isimler veya unvanlar gösterilmiştir, bazı belgelerde tarih de yoktur.

 

Bazı Osmanlı belgeleri, Osmanlı hükümetinin Kuzey ve Batı Kafkasya’da konumunu sağlamlaştırmak ve en başta da askeri varlığını güçlendirmek için başvurduğu tedbirler hakkında bilgiler içermektedir. Bilindiği gibi, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu toprak kaybına uğradı. Azak Denizi kıyılarının bir kısmı; Kerç, Yenikale, Kinburun kaleleri; Don ve Yey nehirleri arasındaki topraklar Rusya’ya geçti.

Kırım Hanlığı’nın Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsız olduğu, Kuzey Kafkasya’nın merkezinde bulunan Kabarda’nın da (Doğu Çerkesya) Rusya’nın tabiyetinde olduğu kabul edildi (Yuzefoviç 2005, 56). Genel olarak Küçük Kaynarca Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuzey Kafkasya’daki konumunu zayıflattı, Çarlık Rusyası’nınkini ise güçlendirdi. Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Rusya’ya ilhakından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun Karadeniz’deki başlıca ilgi alanı Kafkasya kıyıları oldu. Osmanlı hükümeti Kuzey ve Batı Kafkasya’da konumunu sağlamlaştırmaya çalışıyordu. Nüfuzunu Kafkasya’nın diğer bölgelerine yaymak için Batı Çerkesya topraklarında bir köprübaşı elde etmeyi hedefliyordu. Osmanlı hükümeti Batı Çerkesya’da ve Abhazya’da daha önce kurulan kalelerin güçlendirilmesine ve yenilerinin kurulmasına özel önem vermeye başladı. 1781-1782 yıllarında Karadeniz’in Çerkesya kıyılarında Osmanlı kalesi Anapa inşa edildi. O bölgede yaşayan Çerkes topluluğu Natuhaylar soyluları (vorklar) Şupako önderliğinde topraklarında yeni Osmanlı kalesi kurulmasına karşı çıktılar ve inşa çalışmalarına engel olmaya çalıştılar. Ancak Osmanlılarla ittifak halinde bulunan Natuhay prensi Muhammed-Girey Zan kalenin kendi topraklarında kurulmasına izin verdi (Felitsin 1904, 6). Yeni Osmanlı kalesinde büyük bir garnizon kuruldu. Fiili olarak Anapa Osmanlı nüfuzunun Kuzey Kafkasya’daki merkezi oldu. 18. yüzyılda Batı Çerkesya’nın sınırı batıda Karadeniz kıyısı boyunca Taman’dan Hosta (Hamış) nehrine kadar uzanıyordu. Kuzey sınırı Laba nehrinin karıştığı yere kadar Kuban nehrinden, doğu sınırı da Laba nehrinden geçiyordu. Kuzeydoğuda Batı Çerkesleri Nogaylarla, güneyde Abazalarla sınırdaştılar.

Sultana gönderilen bir arzda (26 Ekim 1783) Sohum komutanı Gülşen Ahmed Bey’in “Sohum kalesinin tahkim edilmesi ve Abazaların uzlaştırılması meselelerinde” arabuluculuk yapmak için izin istediği belirtilmektedir (BA. HAT, 9/324-i). Sohumkale Osmanlılar tarafından 1724 yılında bugünkü Sohum şehri topraklarında kuruldu. Abhazya’daki Osmanlı nüfuzunu yayma görevi verilen bir garnizon Sohumkale’ye konuşlandırıldı (İstoriya Abhazii 1991, 127-128). 18. yüzyılın ikinci yarısında Abhaz Prensliği’nde feodal iç çatışmalar yaşanıyordu ve Osmanlı hükümeti Abhazya’nın yüksek hamisi sıfatıyla iç siyasi çatışmaların çözümüne ve “Abhazların uzlaştırılmasına” müdahil oluyordu.

Tatar Mehmed’in Çerkesya’daki durumu bildiren 3 Eylül 1785 tarihli raporu, Osmanlı askeri idaresi tarafından Soğucak kalesinin ve Gelencik’teki iskelenin tahkimi için yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler içermektedir. Raporda inşaat işleriyle ilgili ayrıntılar da verilmektedir: “İçkale’de silah ve cephanenin konulacağı mahallerin taştan yapılmasına, dış kalenin hendeklerinin daha da derinleştirilerek tabyalar ve kazıklarla güçlendirilmesine karar verildikten sonra hendeklerin kazılmasına başlandı. Ayrıca bir hamam ve bir hünkâr camii de inşa edilecektir.”(BA. HAT, 21/1011-C).

Devamı: Kuzey ve Batı Kafkasya’da Osmanlı Politikası 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir