Kutadgu Bilig ve Siyasetnâme’de Hükümdar

Türk kültür tarihinin temel taşlarından biri olan Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınmıştır. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonraki bilinen ilk yazılı eser olma özelliği taşıyan bu kitap, İslam öncesi yaşanan kültür ile İslami Dönem kültürünü yansıtması bakımından önemlidir. Eserde yöneticilerde bulunması gereken özellikler ile birey, toplum ve devlet ilişkilerinin nasıl olması gerektiği anlatılmıştır.




Selçuklu veziri Nizamülmülk tarafından yazılan Siyasetnâme adlı eserde ise devlet teşkilatı, sosyal hayat ve hükümdarın görevleri hakkında önemli bilgiler verilmiştir. Nizamülmülk bu eserinde hükümdarın nasıl olması ve nelere dikkat etmesi gerektiğini; “Hükümdar, iktidarı Allah’ın bir lütfu olarak görmeli ve ona göre davranmalıdır. Ülkenin refah düzeyini yükselterek ülkeyi bayındır hâle getirmeli, bilge ve akıllı olmalı, adaletle hükmetmelidir. Halka karşı şefkatli ve merhametli olmalı, karar verirken üstün yetkilerine rağmen birilerine danışmalı, halkın şikâyetlerini dinlemelidir.” sözleri ile dile getirmiştir.
Kutadgu Bilig’den




“Sen iyi ad dile, Tanrı sana verdi kut, Kut’unu bulduğunda gönlünü iyi tut. Biri kavli bütün, dili doğru olmak, İkincisi hayırlı bir töre yapmak, Üçüncüsü eli bol ve açık olmak, Dördüncüsü düşmana boyun eğdirmek, Kimde akıl varsa o asil olur, Kimde bilgi varsa o beylik bulur. Doğruluk üzerine keserim ben işi, Ayırmam ben, bey ya da kul diye kişi. Vefayla halka uzatır elini, Sabırlı olmalı ve tutabilmeli kendini...” Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig, Çeviren: Ayşegül Çakan, s. 23-487 (Düzenlenmiştir.)

Siyasetnâme’den

Abdullah B. Ömer Hattab (r.a) şöyle diyor: “Babası Ömer (r.a) dünyadan ayrılacağı zaman, oğlu ona sordu: -Babacığım seni öteki dünyada ne zaman görebilirim? Ömer (r.a): -Ey oğul, dünyadan ayrıldığımın birinci, ikinci veya üçüncü gecesi rüyanda beni görebilirsin. Aradan on iki yıl geçtiği halde, oğlu babasını rüyasında göremedi. Babasının vefatının üzerinden 12 yıl geçtikten sonra Abdullah (r.a) bir gece babasını rüyasında görünce ona sordu: -Babacığım, üç gece sonra seni rüyamda görebileceğimi söylememiş miydin? Ömer (r.a): -Sevgili oğlum, Bağdat yakınlarında bir kasabanın eskimiş bir köprüsü varmış. Memurlarım onu düşünüp tamir ettirmemişler. Koyunlar köprüden geçerken birinin ayağı bir deliğe girmiş ve kırılmış. Ben de bugüne kadar onun cevabıyla meşgul idim. Diye cevap verdi.” Nizamülmülk, Siyasetnâme, Çeviren: Aydil Erol, s. 21