Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Kırgızistan’ın Bağımsızlığını Kazanması

1881 yılında Rusların egemenliğine giren ilk Türk topluluğu olan Kırgızlar, Bolşevik
İhtilali
nden sonra
SSCB egemenliğini kabul etmek zorunda kalmışlardı.

Gorbaçov’un uyguladığı politikalar, Kırgızistan’da 1990’da etkisini göstermeye başlamıştı. Mayıs
1990’da, 24 küçük siyasi grubun birleşmesiyle oluşan Kırgızistan Demokratik Hareketi ilk siyasi
kuruluş
olarak ortaya çıktı. Bu siyasi grubun etkisiyle Kırgızistan parlamentosu “Demokrasi ve Millî Birlik
Deklarasyonu”
yayınladı. 1990 sonbaharında yapılan seçimlerde Askar Akayev cumhurbaşkanı seçildi.
Şubat 1991’de başkent Frunze’nin adı Bişkek (devrim öncesi adı) olarak değiştirildi. Kazakistan
SSCB’nin dağılması üzerine 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Türkiye, Kırgızistan’ın
bağımsızlığını tanıyan ilk ülkedir. Türkiye Kırgızistan’ın tanınması,
uluslararası ve bölgesel kuruluşlara
kabulü konularında destek olmuştur. Kırgızistan 1991’de BDT’ye, 1992’de BM ve AGIT’e üye oldu.
Kırgızistan-Türkiye ilişkileri her geçen gün daha fazla gelişmektedir. İki ülke arasında eğitim ve kültürel
ilişkileri sağlamlaştırma amacı ile 1995’te yapılan protokol ile Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye Manas
Üniversitesi
kurulmuştur. Ayrıca çok sayıda Kırgız öğrenci ülkemizde yüksek öğrenim görmektedir.
Kırgızistan’ın yetiştirdiği ve bütün dünyada tanınan önemli bir yazar olan Cengiz Aytmatov’un
romanları
ülkemizde de büyük ilgi görmektedir.

Ülke ekonomisi daha çok tarım ve madenciliğe dayalıdır. Ülkede son yıllarda doğal güzelliklerin
etkisi ile turizm faaliyetleri de hızlanmakta ve bu da ülke ekonomisine büyük
katkı sağlamaktadır.

“Tabiatı Danyar’dan farklı da olsa, düşüncelerini konuşarak gizler Cemile. Belki de
susmanın en usta yolu konuşmaktır. Sert mizaçlı, lafını esirgemeden dobra dobra konuşur.
Kimilerini bu tavrı rahatsız etse de, Baybiçe onun en çok bu yönünü sever. Hâl ve tavırlarında
serbest, büyüklerine saygılıdır. Oldukça da güzeldir Cemile. Kocası evliliklerinin dördüncü ayının
ertesinde savaş dolayısıyla askere gitmiştir. Kocasının ara sıra gönderdiği mektupların son satırlarında
geçen ‘Karım Cemile’ye selamlar.’ cümlesi, tatmin etmez Cemile’nin deli dalgalar gibi coşan yüreğini.”

Cengiz AYTMATOV’un, “Cemile” adlı romanından.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir