İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Kilise ve Sakramentler

Hristiyanlığın ilk ortaya çıktığı dönemlerde inanç esasları gibi ibadet şekilleri de belirlenmiş
değildi. Çünkü havariler Yahudi şeriatının gereklerine göre ibadetlerini yapıyorlardı. Daha sonra
Yahudi şeriatını uygulamaktan vazgeçen ilk Hristiyanlar, İsa’nın son akşam yemeği anısına kutladıkları
evharistiyadan başka bir ibadet uygulamamışlardı.
Bu nedenle Konstantin’in Hristiyanlığa
serbestlik tanımasına kadar Hristiyanlığın sistematik
ibadet şekilleri olan sakramentler ve bir ibadet
kurumu olan kilise tam olarak teşekkül etmemişti.


Kilise:
Kilise, Grekçe ecclesia (eklesya) kelimesinden
gelip topluluk, cemaat anlamlarını taşır.
Hristiyanlığa göre ise Hz. İsa’nın yolunu benimseyenleri
temsil eder.

İlk Hristiyanlar uzun yıllar Roma’nın takibatına
uğramaları ve inançlarını açıkça gösterememeleri
nedeniyle kiliseler yapamamışlardı. Bundan dolayı
İmparator Konstantin’in 313 yılındaki Milan
Fermanı’yla Hristiyanlığa serbestlik tanımasına kadar
kilise bir mekândan çok, bir cemaati ifade etmekteydi.

Orta Çağ, kilisenin en yaygın gelişme çağı oldu. İlk kiliseler, eski çok tanrılı dinlerin tapınakları
örnek alınarak yapıldı. Hatta Roma Devleti, Hristiyanlığı resmen kabul edince (381) eski tapınaklar
kiliseye çevrildi. Daha sonraki dönemlerde kiliseler görkemli bir şekilde bina edilerek katedrallere
dönüştü. Şekilleri asırlara göre değişen kiliselerin ortak özelliği iki bölümden meydana gelmesidir.
Bu bölümlerden biri Kudüsü’l-Akdes diğeri ise cemaatin oturduğu yerdir.

Hristiyan mezheplerinin kiliseye yaklaşımları
birbirinden farklıdır. Katolikler kiliseyi,
İsa’nın mistik bedeni, inananları da
onun uzuvları olarak görmektedirler. Bunun
yanında Katolikler, kilisenin teşekkül etmesi
için bir rahibin varlığını şart koşmaktadırlar.

Protestanlar, cemaatin olduğu yerde kilisenin görevini yerine getirebileceğini ve bir rahibin bulunmasının
zorunlu olmadığını belirtirler. Ortodokslar ise kiliseyi birinci derecede İsa’nın bedeni, kutsal
ruhun mabedi ve Allah’ın cemaati olarak görürler.

Sakramentler: Sakrament kelime olarak ayin, inancın göstergesi için yapılan dinî tören anlamına
gelir. Tüm Hristiyan mezheplerinin kabul ettiği iki sakrament bulunmaktadır. Bunlar vaftiz ve evharistiyadır.
Bununla birlikte Ortodoks ve Katolikler bu iki sakramente ilave olarak beş sakrament daha
kabul ederler. Bunlar; vaftiz, kuvvetlendirme, evharistiya, evlilik, ruhbanlık, günah itirafı ve son yağlama
sakramentleridir.

Hristiyanlara göre tanrısal İsa, yaşamaya devam etmektedir. Onun görünmeyen eylemleri (şifa
vermesi, duaları kabul etmesi) kilise gizemlerinin (sakramentlerinin) yaşanmasıyla görünür. Kişi bu
sakramentlere iştirak ettiği takdirde Tanrı’nın kurtarıcı
lütfunu bağışlayan İsa’yla beraber olur.


Vaftiz:
Suya dalma veya vücudun belirli kısımlarını
yıkamak suretiyle yapılan vaftiz, Hristiyan
imanının ilk aşaması olarak kabul edilmektedir.
Baba-oğul-kutsal ruh adına vaftiz olma
İncil’in bir emridir.

Vaftiz, insanların asli ve kendi işledikleri günahları
siler. Bu anlamda vaftiz yeniden bir doğuştur.
Bir Hristiyan, vaftizle günahlarından temizlenerek
Hristiyan cemaatine katılmış olur.


Kuvvetlendirme (Konfirmasyon):
Vaftiz
edilen kişinin kutsanmış bir yağla, vücudun çeşitli
yerlerinin yağlanmasına denir. Konfirmasyon
vaftiz ayininin kuvvetlendirilmesidir. Bu sakrament doğu kiliselerinde vaftizden hemen sonra, batı
kiliselerinde ise daha sonra yapılır.


Evharistiya (Komünyon):
Şükretmek anlamına gelen evharistiya, Hristiyan inanç ve ibadetlerin
temelini oluşturan sakramentlerin en önemlilerindendir. Evharistiya, çarmıha gerilmeden önce İsa’nın
havarilerle yediği son akşam yemeğinin hatırasıdır. İncil’e göre son akşam yemeğinde İsa, ekmeği
böldü ve parçaladı, “Bu benim etimdir.”86 diyerek havarilerine verdi. Sonra bir kase içindeki şarabı da
“Bu benim kanım.” deyip onlara içirdi. Daha sonra Aziz Pavlus bu olayın yorumunu yaptı ve bunu bir
kilise ayini hâline getirdi.

Hristiyanlar evharistiyayı bir çeşit kurban olarak görürler. Bugün de kiliselerde yapılan evharistiya
ayininde verilen ekmek ve şarap kurban niteliğindedir. İsa, çarmıhta kendini kurban ettiği için şarap
onun kanını, ekmek ise bedenini temsil etmektedir. Hristiyanlar bu ayini yapmakla bir nevi kurban
edilen İsa’nın bedeniyle bütünleşmiş olurlar.

Evharistiya, kilisede pazar günü yapılan bir ayindir. İlk zamanlar senede bir defa yapılırken daha
sonra ise her hafta yapılan bir ayin hâline gelmiştir.


Evlilik (Nikâh):
Hristiyanlar için evlilik, Tanrı’nın insanlığa, İsa’nın ise kiliseye ve şakirtlerine
olan sevgisini sembolize eder.

Bir ayin olan evlilik, iki kişinin, kilisede
mukaddes bir bağla bağlanmasıdır. Evlilikler
genellikle kadının bağlı olduğu kilisede yapılır.
Katolikler boşanmaya kesinlikle izin vermezken
Ortodokslar boşanmayı, belli şartlara bağlı
olarak kabul ederler.


Ruhbanlık:
Hayatını dinî hizmetlere adamayı
gönüllü olarak kabul eden kimselere bazı
unvanların verilmesi ayinidir. Papaz ve piskopos
makamına gelecek olanların törenle takdis
edilmesi zorunludur. Bu takdis ayini piskopos
tarafından yerine getirilir.
Hristiyanlıkta kilisede yapılan takdis ruhbanlığının
dışında manastır ruhbanlığı da vardır.
Manastırlarda yaşayan keşişler dünyadan
el etek çekip kendilerini Tanrı’ya adayarak
münzevi bir hayat yaşarlar.
Ruhbanlığı en canlı bir şekilde yaşayan
Hristiyan mezhepler, Ortodoks ve Katoliklerdir.
Protestanlar ise ruhbanlığı kabul etmezler.


Günah İtirafı (Tövbe):
Kişinin işlediği
günahın kötülüklerinden kurtulmak ve vaftizin
etkisini tekrar kazanmak amacıyla yaptığı ayindir. Ne kadar çok günaha sahip olursa olsun günah itirafında bulunacak olan kişi, kilisedeki özel
bölmeye girerek rahibe suçunu itiraf eder. Günahları bağışlama yetkisine sahip olan rahip, kilise
adına o kişinin bütün günahlarını affeder. Bazı durumlarda rahip, kişinin günahına kefaret olarak
ceza takdir edebilir.


Son Yağlama (Hasta Gizemi):
Hastalıkta ve özellikle ölüm anında kişiyi rahatlatmak için yapılan
bir ayindir. Hastaya şifa bulması veya rahat ölmesi için kutsanmış bir yağ sürülür. Bu ayinin
amacı hastaya yalnız olmadığını, Hz. İsa’nın onunla beraber olduğunu ve Tanrı’nın onu bırakmayacağını
anımsatmaktır.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir