Türk Tarihi

Kayak Sporu

Eski Türklerin yaşadıkları Çin’in kuzey ve kuzeybatısının dağlık ve ormanlık alanlarla kaplı olması,
kışın erken başlaması ve uzun sürmesi nedeniyle burada yaşayan insanlar, bu zor doğa koşullarına ayak
uydurmak ve yaşamlarını ona göre düzenlemek zorunda kalmışlardır. Eski Türkler, avlanmada, kaçmada,
kovalamada, taşımada ve göç sırasında kayak ve kızaktan en üst derecede faydalanmışlardır.

Eski Türklerin kayak yaptıklarını gösteren birçok tarihî belge gün ışığına çıkarılmıştır. Türkler kayak
kelimesi yerine “çana”, kızak kelimesi yerine de “çanak”ı kullanıyorlardı. Bugün Orta Asya’da yaşayan Kazaklar,
uzun tahtalara hayvan derilerini sararak ayaklarına bağladıkları araçlarına “çanga” demektedirler.

MÖ 100. yıldaki eski Çin kaynaklarında Amur bölgesinde oturan Türk kabilesinin yaşantısı hakkında
bilgi verilirken halkın ayaklarına 15 cm genişliğinde ve 160 cm uzunluğunda tahtalar takarak kar ve
buzda evcil hayvanları kolaylıkla avladıklarından söz edilmektedir. Bu da kayak sporunun tarihteki ilk
örneklerinden biridir. Tarihçi Prof. W. Eberhard yine bu kaynaklara dayanarak eski Türklerde kayak ve
kayakçılığın mevcut olduğundan söz eder. Göktürklerin bir bölümünün ağaçtan yapılan kayaklarla kaydıkları
tespit edilmiştir. Çinlilerin de ayaklarında kayak gördükleri Türkler için “tahta bacaklı, at ayaklı, benekli
ala at, ağaç atlı Türk (Mu-ma Tu-Kiu)” gibi tanımlar kullandığı belirlenmiştir.

İsviçreli Prof. Hess, kayak tarihini incelerken bütün kış karla örtülü olan Sibirya’nın kayakçılığın asıl
vatanı olması tabii olduğu gibi tarihî deliller de Sibirya’nın
en kuzey noktalarında yaşayan Türk ve
Moğol kavimlerine kayağın buluşunun ait olduğunu
söylemektedir.

Kaşgarlı Mahmut Divânü Lugati’t -Türk adlı
eserinde, bölgelere göre dağlık arazide yaşayan
Türklerin dağa tırmanmakta hünerli olduklarını ve
aralarında yarışlar düzenlediklerini kaydeder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir